All for Joomla The Word of Web Design

Fener Rum Patrikhanesinin Kapalı Kapısı

Birkaç gün önce, eski notlarımı gözden geçiriyordum. Yıllar önce Cağaloğlu’nda bir dostumun bana verdiği belge niteliğinde bir yazıya ilgimi çekti, üzerinde yoğunlaştım. Ansiklopedi yerine internet daha kolayıma geldi. “5. Gregorius” yazdım. Yavuz Bahadıroğlu beyin, 01 Kasım 2016 tarihli yazısı ile karşılaştım. Karşılaştırma yapmaya başladım.

Aslında elimdeki yazı ile Yavuz Beyin kaydettiği yazı aynı idi. Bu yazı bir tarihî belgeydi. Bu yazı ile İslam’ı, Anadolu’dan çıkarıp sayısız şehit kanı ile yoğrulmuş ülkeye yeniden hâkim olma özlemi içinde olan Fener Rum Patrikhanesinin tahripkâr faaliyetlerinin bir bölümü işleniyordu. Bu tahripkâr faaliyetleri sürdürenlerden biri, Patrik 5. Gregorius idi. Bu patrik, tarihî bir tesbit yapıyor. Zamanın Rus Çarına, çalışmalarının bir bölümünü rapor olarak gönderiyor. Raporda ilginç tespitlerini şaşırtıcı bir tarzda kaydediyordu, ilginçti;

“Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Çünkü Türkler çok sabırlı ve mukavemetli insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i nefis sahibidirler.” Devam ediyor.

“Bu hasletleri de dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden ananelerinin kuvvetinden, padişahlarına, kumandanlarına, büyüklerine olan itaatlerinden gelmektedir.

Türkler zekidirler ve kendilerini müspet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gayet kanaatkârdırlar. Onların bütün meziyetleri, hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da ananelerine olan bağlılıklarından, ahlaklarının salâbetinden gelmektedir.” Evet, unlar elbette bizim değerlerimizdir.

“Maneviyatları sarsıldığı gün, Türkleri zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve maddi vasıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olabilecektir. Bu sebeple Osmanlı Devleti’ni tasfiye için mücerret olarak harp meydanındaki zaferler kâfi değildir ve hatta sadece bu yolda yürümek, Türklerin haysiyet ve vakarlarını tahrik edeceğinden, hakikatlere nüfuz edebilmelerine sebep olabilir. Yapılacak olan Türklere hissettirilmeden bünyelerindeki bu tahribi tamamlamaktır. Bu nedenle; Türklerde evvela itaat duygusunu kırmak ve manevi bağlarını yok etmek, dini metanetlerini zaafa uğratmak icap eder.” 

Bunun da en kısa yolu, milli ve manevi ananelerine uymayan harici fikirler ve davranışlara onları alıştırmaktır.”  Bu fitne, birçok girişimle önlemedi, devam etti. Patrik 5. Gregorius 22 Nisan 1821tarihinde yargılanarak idam edildi. V. Gregorius’u Fener Patrikhane kapısının üstündeki çengele astılar. Patriğin cesedi 3 gün ibret olsun diye orada asılı kaldı. Üç gün sonra Gregorıus’un cesedi indirildi. Hakaret olsun diye Yahudiler sürüyerek Haliç’in sularına attılar. Bir zaman sonra cesedini Rum gemiciler boğazda buldular.

Evet, Gregorius idam edildi. Fakat haçlılar onun fikirlerini, planlarını tamamı ile uyguladılar. “Gayet kanaatkârdırlar. Onların bütün meziyetleri, hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da ananelerine olan bağlılıklarından, ahlaklarının salâbetinden gelmektedir.” Böyle bir tesbit ile dile getirilen manevi güçlerimizi tahrip ettiler. Aramıza zehir tohumlarını ektiler. Milliyetçilik, Kültürel akımlar, Demokrasi, laiklik, özgürlük, medeni kanun, daha yetmedi en sonunda idamı yasaklattılar, Bunlar da yetmedi peşinden zinayı bile suç olmaktan çıkarttırdılar. “Duyûnî umumiye” ile geldi, gelir kaynaklarımızın yönetimlerine el koydular. Bin yıllık yazımızı kaldırttılar. Manevi köklerimizin kurumasına sebep oldular. Kadın haklarını devreye soktular, Başta karı koca arasına fitne soktular. Ailemizi çökerttiler.

Kötü olarak aklımıza gelen ne varsa onlar yaptırttılar! Fakat bizim hiç kusurumuz, hatamız yok muydu? Biz daha o zamanlarda ilmî ve imanî güçlerimizi en azından ihmale maruz bıraktık. Adalet ve merhamet gibi temel değerlerimizi uygulama sıkıntısı yaşadık. Bencilleştik, fâkir ve fukara haklarını umursamaz olduk. İnfak ibadetimizi derin dondurucuya koyduk. “Bitmeyen hazinemiz; kanaati” unuttuk, lüks tüketime daldık. Namus kavramımız değişti. İtaat ve sadakat duygularımız ârıza yaptı. Gençlerimiz ilgisiz ve sahipsiz kaldı.

Bütün bunlarla beraber, acaba her şey bitti mi? Hayır yeni bir sabahın güneşi doğuş müjdesi veren alametler canlanmaktadır. Fener Rum patrikhanesinin kapalı kapısı kapalı kalsın. Biz yeniden ilme ve şuurlu birliğe sarılalım, yeter. Esselamu aleykum.    

İlhan ORAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir