19 Ekim 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Filmlerle Gelen Yabancılaşma

Sanatın fikir ve ideolojilerin yayılmasındaki rolü ve önemi, kitle iletişim vasıtalarının bulunulduğundan beri daha da önemli hale gelmiştir.
Filmlerle Gelen Yabancılaşma
Göze ve kulağa hitabeden televizyon, film ve internet iletişimi; duygularda ve düşüncelerde büyük etkiler meydana getirmenin yanında, belli olayları sürekli işlemek suretiyle insanların o olay ve meselelere karşı kanaatlerinin pekişmesine de yol açmaktadırlar.

Bir toplumu, hiç ilgisi olmayan konulara yöneltmenin yanında, onlar için çok önemli ve gerekli konular üzerinde durmayıp,hatta o olayları farklı perspektiften yansıtma konusunda medya ve filmler  yanıltıcı  tutumlar taşıyabilmektedir.

Özellikle ideolojik veya yabancı kültür ihracı konusunda hareket eden ülke ve gruplar, görsel medyayı çok uzun zamandan beri kullanmaktadırlar. Komünist rejim, halka öncelikle televizyon ucuza alması için fiyatını düşürmüş ve  ideolojisini böylece canlı tutmayı sağlamıştır.

Demokratik yönetimler de aynı yolu tutmuş, siyasi ve kültürel sistemlerini güçlendirmek üzere televizyon ve diğer iletişim araçlarını kullanarak kitleleri istedikleri şekilde yönlendirerek, güya demokratik bir temsil sağladıklarını beyan etmişlerdir.

Zaman geçtikçe sadece haberi topluma sunmakla yetinmeyen batılı kapitalist ve sosyalist sistemler, ideolojilerini ayakta tutmak için filmler üretmeye başlamış ve sistemlerine uygun insanları bu filmler vasıtasıyla yönlendirmeye çalışmışlardır.


Dikkat edilirse, insanları şartlandırma ve sürekli propoganda ile belli bir kültür ve sistem anlayışını sürdürmeye çalışanlar, onun doğuştan gelen ve ilahi fıtrat üzere olan tabii özelliklerinden onu uzaklaştırmaya çaba göstermişlerdir.

İslam toplumunda insan fıtrat merkezli bir eğitim ve toplum sistemi içinde yetiştiğinden onu etkileyerek veya yönlendirerek belli düşüncelere adapte edip, tabii yapısından uzaklaştırmak söz konusu olmamıştır. İslam toplumlarının modernleşmesiyle  birlikte, güç yabancıların eline geçmiş ve global etkileme odakları, müslüman insanları da kendi istedikleri anlayışa çekmeye başlamışlardır.

Günümüzde görsel iletişimin filmler yoluyla toplumu yabancılaştırılması, özellikle batı dünyasındaki insan ve toplumların problem, kaygı ve sosyal gerçekleriyle ilişkilendirmek suretiyle başlamaktadır.

Aslında bu tavır, batı filmlerinin konu başlıklarıyla da belli olmaktadır: Hayaletler, Zombiler, Drakulalar, Tanrılar, Sihirbazlar, Sapıklar, Kovboylar, Yaratıklar ve Süper insanlar…

Bütün bunlar, huzursuz ve problemli ruh ve zihinlerin ürünü olan meselelerin çerçevesinde gelişen kurgular ve onların şuuraltlarına yapmış olduğu etkilerin sonucudur.

Türk yapımı filmlere gelince, filmlerin çoğunun batı’nın modern fakat, yıkıcı ve kültürümüzden koparıcı etkilerine uzun dönemde şahit olduk. İçki, kumar, cinsellik, din düşmanlığı, modernlik, geleneği karalama ilk sinema türlerimizin örnekleriydi.

Daha sonra, batı türü ajanlık hikayeleri, aile içi aldatmalar, yasak aşklar, batıl inançlar, mafya türü kahramanlar ve batı türü hayatı günümüze taşıyan konular, filmlerimizin esas temaları oldu. Bütün bunlar arasında da tek tük sosyal gerçeklere, dini ve tarhi olaylara yer veren filmlerle karşı karşıya kaldık.

Bir taraftan yabancı toplumların bizi ilgilendirmeyen sosyal dünyalarında yaşamak; diğer yandan kendi ahlaki ve sosyal dünyamızdan bizi uzaklaştıran veya bizi kısmen kendi, kısmen yabancı değer ve dünyalarla karşı karşıya getiren filmlerle muhatap olduk.

Burada asıl dikkatleri çekmek istediğim konu, memleketini seven ve korumaya çalışan bazı film ve o filmlerin kahramanının çok rahat bir şekilde insan öldürmesi ve evlilik dışı cinsel ilişkiye girebilmesidir.

Bu tür filmlerde başka başrol oyucusunun mafya grubunun başında bulunmasına ve türlü kaçakçılığı yürütmesine karşılık, ülkesine hakaret eden birilerine tahammül edemeyip öldürmesidir.

Tahminim, bu tür filmler de; her "iki farklı kültür tipine cevap verme" anlayışı ile hazırlanan filmlerdi. Bütün bu olay ve hikayelerde kendi ve yabancı kültür değerlerinin iç içe bulunduğu ve bunun sağlıklı bir anlayış ve kültüre sebep olmayış gerçeği yatmaktadır.

İnsanımızı manen hasta etmek, gereksiz ruh ve fikir bunalımlarına sokmak istemiyorsak filmleri, olumsuz etkileri ve kültürümüzü bozucu yönleri açısından ilmi, sosyal ve ahlaki açıdan kontrole tabi tutmamızgerekiyor. Bazıları kontrol kelimesinden rahatsız olabilir!. Olmasınlar. Bu konu, hepimizin kabul edip, normal olarak gördüğü sağlık kontrolüne göre daha önemli bir husus. Çünkü,  kitlesel  olarak ahlaki ve fikri bir taarruzla karşı karşıyayız. Ve en önemli değerlerimiz ve insani sermayemiz tehlike altında.

Başta savcılarımız, meclis üyelerimizi be sivil toplum kuruluşlarımızı kimliğimizi değiştirici bu tür çalışmaları  hassasiyetle incelemek ve toplumumuzu ve gençliğimizi olumsuz şekilde etkileyen bu başıbozukluğun giderilmesi için bir “değerlendirme ve denetim merkezi”oluşturulmasının konuya tedbirler getirmesi gerekiyor.
Halkımızın da bu konuda, medya ve medya filmlerinin kültürel açıdan denetlenmesine yönelik tavrını ortaya koymak zorundadır. Aksi halde, sosyal açıdan değiştirilmiş bir toplumun, yüzlerce sıkıntı ve dertleriyle karşı karşıya kalacağız.


Sami ŞENER
http://www.mirathaber.com/filmlerle-gelen-yabancilasma-12-5517h.html


Back To Top