22 Ekim 2018 Pazartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Fransa demokratik laik bir devlet değildir


Macron: Okul laiktir, toplum laik değildir

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bir TV kanalı tarafından canlı yayınlanan özel programda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Fransa demokratik laik bir devlet değildir
Ülkede Müslümanlar ve başörtüsü konulu bir soruya cevap veren Macron,İslâm dininin özellikle göçler ve nüfus hareketlilikleri sonrası Fransa'da yaygınlaştığını söyledi. Fransa’da 4,5 - 6 milyon Müslüman Fransız vatandaşının olduğunu dile getiren Macron,"Öncelikle bu din Fransa için yeni sayılır. Tarihte Fransa'nın Katolik, Protestan ve Yahudilik ile ilişkisi vardı. Çok sayıda yurttaşımız bu yeni olgudan korkuyor. Birlik içinde olmak istiyorsak, din ve inanç hürriyetini kabul etmek zorundayız." dedi.

Fransa'da başörtüsü yasağını getirecek bir kanunî düzenleme taraftarı olmadığını kaydeden Macron, İslâm dini ile geleneksel Fransız hayat tarzının farklılıklarına değindi. Macron,Fransa'da bir dönem tartışma konusu olan başörtülü annelerin çocuklarıyla okul gezilerine ve faaliyetlerine katılmalarına ilişkin olarak şunları söyledi: "Eğer vatandaşsalar, okulda görevli veya çalışan değilseler örtülerini takabilirler çünkü okul laiktir, toplum laik değildir."


FRANSA DEMOKRATİK LAİKLİKTEN UZAK BİR DEVLETTİR

Değerli okuyucularım;

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron,“okul laiktir, toplum laik değildir.” derken, aslında sivil hayatta dinî inançlara saygı gösterildiğine fakat devlet okulu gibi laik kurumlarda çalışan Müslüman hanımların başörtülü olmalarına müsaade edilemeyeceğine işaret etmektedir. Halbuki Büyük Britanya, Almanya ve birçok Avrupa ülkesinde Müslümanlar kadınlar, devlet kurumlarında tesettürlü olarak çalışabilmektedir. Öyle anlaşılıyor ki her devletin laiklik anlayışı ve buna bağlı olarak uygulaması da kendine göredir. Laikliğin ne olduğu, bilim insanları tarafından da bir ortak izaha ve tanıma bağlanamadığı için, Macron’un itiraf gibi sözlerinden de anlaşılabileceği gibi, uygulamada çok bariz bir şekilde özellikle kamu kurumlarında dindar memurlar mağdur edilmektedir.

Fransız İhtilali’nin başlangıcında siyaset ve fikir alanında etkin olan kilise tahakkümünü ve ruhban sınıfını sonlandırmak maksadıyla kiliseye ait bütün dinî kurumlar kapatılmış, reform hareketi tam bir din düşmanlığı anlamını almıştı. Daha sonraki aşamada ise demokrasinin gelişimi ile birlikte kilise ile devlet arasında karşılıklı müdahalesizlik teminatını içeren kesin bir ayrılığa ve bağımsızlığa gidilmiştir. Bu süreci biz kısaca Radikal Laiklik anlayışından devletin kontrolü altında olan bir laiklik (Kontrollü Laiklik) anlayışına geçiş olarak görebiliriz. Peki aralarındaki fark nedir?

Radikal Laiklik

Aşırı laik(çi) devletler, radikal laikliği yani din dışı bir diktatörlüğü sever. İktidarda bulunan laik elitler, bürokratlar, reformistler veya devrimciler, ideolojilerine çok bağlı oldukları için, başka görüşlere tahammülleri olmaz. Bu durumda dinin, bütün unsurlarıyla hem siyasî hayattan, hem de sosyal ve ferdî hayattan dışlanması ve dinsizliğin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Radikal laikçiler (ateistler), dünyevîleşme ve dinden tamamen bağımsızlaşma adına dinin, sosyal ve siyasî hayattaki etkisinin tamamen yok olmasını arzu eder. Devletin yanında toplumun da laik olması yönünde sürekli olarak devrimlerin veya kamusal baskının yapılmasını savunurlar. Komünist sistemlere bağlı eski Doğu Blok ülkelerinde bu tür laiklik uygulamaları görülmüştür.

Kontrollü Laiklik

Böyle bir laik devlet, laikliği kendi kontrolünde tutan bir devlettir. Din işleriyle devlet işlerinin birbirinden ayrılmasının ötesinde, dinin devlet tarafından baskı ve denetim altına alınmasıdır. Kişilerin sivil hayatta ferdî inançlarını ve ibadetlerini koruyan ve-fakat toplumsal ve siyasî bir nitelik kazanmasını arzu etmeyen bir laiklik anlayışı burada hâkimdir. Böyle bir laikçi uygulamada, kamusal kurumlarda dinî simgeler kabul edilemez, dolayısıyla dinî bir emir olduğu halde başörtüsüne devlet dairelerinde tahammül edilmez. 28 Şubat sürecinde post-modern darbe yaptığını söyleyen Neo-Kemalist generaller, dinî hayatın sadece özel alanda geçerli olduğuna inanan laikçi zihniyetin zorba temsilcileriydi. Fransa da bu bağlamda laiklik anlayışını henüz demokratikleştirememiş ülkeler sınıfına girmektedir. Peki demokratik laik devletlerin Demokratik Laiklik anlayışı ve uygulaması nasıldır?

Demokratik Laiklik

Tam demokrasiyi benimsemiş (laik) devletler, din ve vicdan hürriyetini, hem kapsam (özel-kamu alanı ayırımı yapmadan), hem de dinî gruplar açısından (dinî cemaatler arasında ayırım yapmadan) hiçbir sınırlama koymaksızın teminat altına alır. Demokratik ve laik bir düzende devlet, farklı din ve inançlara saygılıdır, içişlerine karışmaz, dinî cemaatler de devletin içişlerine karışmamakla beraber, örgütlü bir sivil toplum (cemaat) olması hasebiyle, diğer menfaat grupları gibi, siyasî konularda fikirlerini demokratik bir ortamda serbestçe açıklar ve siyaseti, kendi dünya görüşlerine göre etkilemeye gayret eder. Bazı konularda devletle fikrî çatışmalara da girebilir, uzlaşma sağlanamadığı durumlarda dinî cemaatler halkı bu konularda uyarabilir ve hükümetlere sivil muhtıra (oy vermeme tehdidi) verebilir. Devlet, dinî cemaatlerin eğitim, sosyal hizmetler, dinî ayin gibi faaliyetlerini engellemediği gibi, bunlara maddî ve manevî destek de verebilir. Mutedil tam laiklik anlayışında demokrasinin bir gereği olarak dinî cemaatler, kendi okullarını/kurumlarını açabileceği gibi dindar insanlar da devlet kurumlarında herhangi bir dinî sınırlama ve(ya) müeyyide ile karşılaşmaz.

Velhâsıl-ı Kelâm

Tarih, laikliğin gelişme safhalarının, demokrasinin ve hukukun gelişme safhalarıyla birlikte yürüdüğünü göstermektedir. Fransa, dinin/İslâm’ın emredici hükümleriyle kendini bağlı saymayabilir, bu, laikliğe aykırı değildir hatta laikliğin icabıdır. Ancak Fransa, dinin/ İslâm’ın muhtevasını/mahiyetini tâyin etmek ve(ya) kamu-özel alan ayrımı yaparak, dindarların/Müslümanların yaşama alanlarını/tarzlarını sınırlandırmak isterse, demokratik anlayışa göre laikliğe aykırı hareket etmiş olur. Bu yönüyle günümüzün Fransa’sı, laik sistemini henüz demokratik bir kıvama getirememiştir.

Bundan böyle Fransa dâhil hiçbir devlet/kamu gücü, İslâm’ın ve Müslümanların yaşama alanlarını/biçimlerini kendi sapık ideolojisine veya anti-demokratik laiklik anlayışına göre belirleyememelidir. Bir Müslüman Türk vatandaşı olarak laikliği ve demokrasiyi anlamakta Fransız kalan Fransa’ya demokrasi ve hukuk dersi vermenin gururunu yaşıyorum. Ancak bu bireysel akıl verme, kendi başına asla yeterli değildir. Bâtılın zail olabilmesi ve Hakkın gelebilmesi için, dünya Müslümanları, özgürlük alanlarını kısıtlayan laiklikle hep birlikte en medenî bir şekilde mücadele etmelidir. Çünkü Allah, bizden bu şekilde hareket etmemizi istiyor:

“Şüphesiz Allah, Kendi yolunda (davası uğrunda), sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak, ceht edenleri (mücadele edenleri) sever.” (Saff: 4).

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/fransa-demokratik-laik-bir-devlet-degildir-14-3909h.html


Back To Top