17 Ağustos 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Gerçek dostluklar var oldukça isâr toplumunu da yaşatabiliriz


Tek bir isimle ‘kötü gün dostu’nun izini 18 yıl sonra buldu

Marmara depreminde kendisine ilaç ve para yardımında bulunan, sadece adı ile babasının mesleğini bildiği kişiyi bulmak isteyen depremzede Sabri Saral, ilk kez geldiği Gaziantep'te ilk girdiği mahallede tevafuken "Murat ağabeyim" dediği kişiyi buldu.
Gerçek dostluklar var oldukça isâr toplumunu da yaşatabiliriz
Marmara Depreminde evi hasar gören, yakınlarını kaybeden Kocaeli’li depremzede Sabri Saral, o zor günlerinde kendisine ilaç getiren ve maddi yardımda bulunan sadece adını bildiği kötü gün dostunu, 18 yıl sonra Gaziantep'te buldu. Henüz 20'li yaşlarındayken Gaziantep’de ticaretle uğraşan Murat Temeloğlu, Marmara Bölgesi'nde ve özellikle Kocaeli'de büyük hasara neden olan depremi öğrenince topladığı ilaçlarla depremzedelerin yaralarını sarmak için Kocaeli'nin yolunu tuttu. Temeloğlu, yanında getirdiği yardımları dağıtırken, Gölcüklü Sabri Saral (55) ile tanıştı. İkili arasında vefanın en güzel örneklerinden biri yaşandı.

Aradan geçen 18 yıla rağmen hayatının en zor günleri olarak nitelendirdiği o günlerde kendisine yardım eden "Gaziantepli Murat"ı unutmayan Saral, bayram tatilinin hemen ardından "Gaziantep'e gidip Murat ağabeyi bulacağım" diye kendisine söz verdi. "Murat ağabeyi" hakkında sadece babasının Gaziantep'te bir market çalıştırdığı bilgisinin dışında elinde hiç bir bilgi bulunmayan Saral, yaklaşık bin kilometre yol kat edip Gaziantep'e ulaştı. Otogardan sonra kent merkezine gelen Saral, namazını kıldıktan sonra rastgele girdiği merkez Şahinbey ilçesindeki Eblehan Caddesi'nde gezerek kötü gün dostunu bulmaya çalıştı. İlk sorduğu esnaf sayesinde Murat ağabeyisinin izine rastlayan Saral, ilk kez ayak bastığı Gaziantep'te 4 saat içinde Murat ağabeyiyle kucaklaştı. 2 gün boyunca eczacı Murat Temeloğlu'na misafir olup hasret gideren Saral, kenti gezdikten sonra helallik alarak yeniden Kocaeli'ne döndü.


GERÇEK DOSTLUKLAR VAR OLDUKÇA İSÂR TOPLUMUNU DA YAŞATABİLİRİZ

Dostluk, insanların birbirleriyle kaynaşıp bütünleşmesini temin eden, fertleri birbirine bağlayan, sosyal münasebetleri en üst seviyeye ulaştıran yüce bir duygu ve paha biçilmez bir değerdir. Bu doğrultuda bir iyilikten dolayı oluşuveren eski dostlukları muhafaza etmek ve eski dostları unutmayıp onları arayıp sormak da vefâkârlığın güzel bir örneğidir. İki dostun, his, inanç, huy, mizaç, dava ve(ya) meslek açısından gönül birliği içinde olmaları ve birbirlerine bağlı olarak müşterek hareket etme kabiliyeti göstermeleri, manevî dinamiklerimizin hayatiyet bulması ve sosyal birliğimizin korunması açısından son derece önemlidir. Sevgi ve saygı çerçevesinde iki insanın, birbirlerinin hak ve hukukunu fedakârane bir biçimde korumaları ve birbirlerine her hususta destek olmaları, gerçekten imrendirici bir olaydır. Onun için yukarıda okuduğunuz bu güzel haber, herkese örnek olsun. Burada menfaate dayanan geçici bir ilişkiyi görmeniz mümkün değildir. Gerçek dostluğun en güzel örneğini burada görebilirsiniz.

Sosyal ilişkilerimizi arkadaşlığın en ileri derecesi olan dostluk seviyesine ne kadar çıkartabilirsek toplumda fedakârlık ve İsâr ahlâkı da o derece yaygınlaşır. İsâr toplumunda fertler, başkalarının saadet ve refahını düşünme ve ona göre fedakârane bir yaklaşımla hareket etme yeteneklerini en ileri derecede sergiler. Başkalarının hissiyatıyla, başkalarının ihtiyacıyla kendimizi doğrudan mesul görme duygusu, başkaları için yaşamak, başkaları için mücadele etmek, erdemlerin en yücesidir. Bir düşünün; böyle bir toplumda acı da tatlı da paylaşılır, hüzün hafifler, muhabbet artar, güven ortamı tesis edilir. Doğru ve sağlam temeller üzerine kurulan gerçek ve ebedî dostluklarda sevgi, ortak ideal, takva ve karşılıklı yardımlaşma üzerine kurulan manevî bağlar vardır. Böyle dostluklar, dünyada başlasa da ahirette de devam eder.

Gerçek Dostluğun Ölçüleri Nelerdir?

Anadolu kökenli Yunan filozofu Epikuros’a (MÖ: 342-271) göre dostluk, karşılıklı yarar hesabına dayanan bir ilişkidir. Gerçek dostluk ise, bilge ve erdemli kişiler arasında yarar, çıkar gözetmeyen, karşılık beklemeyen bir hayat beraberliği şekline yükselir; bu çeşit bir beraberlikte de insan, mutluluğun en yüksek derecesine ulaşır. Dostluk, her ne kadar şahsî bağların oluşması anlamına geliyor ise de, sosyal hayatın idealidir Çünkü insanın özel hayatına çekilip sadece kendisini düşünmesi, yalnızlaşması millî birliği de zedeler.

İslâm dinine göre gerçek dostluğun manevî kaynağı, Allah rızasına dayanır ve bundan ötürü bu dostluklarda samimî olarak sevgi ve muhabbetin yanında takva şuuru ve hassasiyeti de görülür. Takva ölçülü muhabbet, cefaları safa, zahmetleri de rahmet hâline getirir. Bu itibarla İman ehli bir dost, tıpkı Ensar’ın Muhacirlere gösterdiği ilgi gibi sevdiğinin meşakkatlerine her daim seve seve katlanır. Dolayısıyla gerçek dostluklar, takva şuuruyla ancak oluşabilir ve gelişebilir. Nitekim Allah (c.c.), bize dünyadaki gerçek dostlukların ölçüsünü aşağıdaki âyette vermektedir:

“Muttakiler (Allah’tan sakınanlar) hariç, dünyadaki bütün dostlar (bile) o gün birbirinin düşmanı olur.” (Zuhruf: 67).

O halde dünyalık zevk arkadaşlığı, ahiret açısından hiçbir fayda getirmeyen sadece karşılıklı menfaate dayanan bir dostluktur. Şuurlu Müslümanlar, dünya menfaatleri için değil sadece Allah rızasını kazanmak için dostluklar kurar. Peygamberimiz (sav) de Müslümanların manevî dostluklarını nasıl korumaları gerektiğini şu örnekleriyle bize açıklık getirmektedir:

 “Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez.  Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir.  Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter." (Buhârî; Mezâlim: 3)

Hz. Ali’nin dediği gibi “Fenalıklardan uzak duran ve daima verdiği sözü yerine getiren insanlarla dostluk etmeliyiz.” Binaenaleyh Müslümanlar, dostluklarını korumak ve geliştirmek istiyorsa, kendi menfaatini düşünmeden dostuna hep iyilikte bulunmalı, unutulsa dahî o dostunu unutmamalı, dostluktan vazgeçmemeli, dostunun ayıbını değil hünerini görebilmeli, onun maneviyatını hep güçlendirmeli, takvadan hiç ayrılmamalı ve günaha dalmamalıdır.

Ali Fuat AKÇAPINAR
http://www.mirathaber.com/gercek-dostluklar-var-oldukca-isar-toplumunu-da-yasatabiliriz-8-1776h.html


Back To Top