All for Joomla The Word of Web Design

Gıda Takviyesi Süsü Verilmiş Sahte İlaçlara Dikkat

Ölümcül Kimyasallar İhtiva Eden Ürün Satanlara Para Cezası

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, yüzbinlerce gıda işletmesinin bulunduğu İstanbul’da her ay düzenli olarak denetim yapıyor. Denetlenen gıda işletmelerinde üretimden, satışa, toplu tüketim yerlerine kadar tüm aşamalar titizlikle inceleniyor. İstanbul’da yılın ilk 6 ayında 102 bin iş yeri İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından incelendi.

Bu yılın ilk 6 ayında 13 bin 807 üretim, 41 bin 839 tüketim ve 45 bin 697 toplu tüketim yeri olmak üzere toplamda 102 bin iş yerinde incelemelerde bulunuldu. Bu işletmelerin 36’sı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulurken, 85 işletmenin ise faaliyetlerine son verildi. Ayrıca 13 milyon 239 bin TL ceza kesildi. Denetlenen bazı sözde ek takviye gıdalarında ölümcül kimyasallar tespit edildi. Bu kimyasalların ölüme yol açabileceği konusunda uzmanlar uyardı.

Gıda Takviyesi Süsü Verilmiş Sahte İlaçlara Dikkat

Türkiye’de gıda türünde ürün üreten veya satan firmalar, sık sık Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından denetlenmektedir. Denetimi yapılan işletmelerden genelde numuneler alınarak, Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlükleri’ne gönderilmektedir. Son denetimlerde ise doğal gıda takviyesi olarak satılan ürünlerin içinde “sildenafil” ve “sibutramin” gibi aktif farmasötik bileşenler olarak adlandırılan ilaçların etken maddesi bulunmuştur.

Yani organik ek gıda olarak tanıtılan bu ürünlerin kimyasal ilaçlardan farkı yok. Çünkü “sildenafil”, ereksiyonu artırıcı kimyasal ilaç ve “sibutramin” de zayıflamaya yardımcı olan başka bir kimyasal ilaçtır. Üstelik ek gıda ürünü içinde bulunan bu kimyasal maddelerin çoğu da saf madde değildir. Dolayısıyla toksit madde özelliği taşıdığı için, çoğu zaman da bunlar zehirlenmelere ve hatta ölüme bile sebebiyet verebilir.

Böyle zararlı ve sahte ilaçlar piyasaya sürenler hakkında ilgili Bakanlık, hemen devreye girmektedir. Bakanlık, derhal işletmeler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmakta ve ürünlerin piyasadan toplatılmasına karar verilmektedir. İşletme sahiplerine sattıkları ürünlerin sağlığa tehdit etme derecesine göre para cezalarının yanında savcılık kararı doğrultusunda 1 ile 12 yıl arası hapis cezası da verilmektedir.

Piyasada denetimsiz olarak değişik isimler altında satılan ürünler, sağlığımızı tehdit edebilir. Çünkü bu gibi ürünlerin içinde kimyasal etken maddeler bulunmaktadır. Bitkisel macun, tek kullanımlık ambalajlarda satılan cinsel gücü artırıcı çikolatalar, toz şeklinde bitkisel kahveler, bitkisel şurup ve pastil gibi ürünlerin içinde tıbbî preparatların bulunması, onların ek gıda ürünler olmadığı anlamına gelir.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Kemal Zeki Taydaş’ın da ifade ettiği gibi sakıncalı etken maddelerin kontrolsüzce gıda takviyelerinin içine konulması insan sağlığını her halükârda tehdit etmektedir.

Gıda Takviyesi ve Beslenme Derneği Başkanı Saffet Serttaş’ın bu bağlamdaki uyarılarına da kulak vermeliyiz:“Bu bahsedilen iki etken madde (sildenafil ve sibutramin) ilaç. Bunlar gıda takviyesi değil. Çünkü gıda takviyelerinin içinde böyle bileşenler olmaz. Bunların hepsi Çin, Hindistan ve Uzakdoğu ülkelerinden kaçak yollarla Türkiye’ye getiriliyor. Bunlar insanı ölüme götürebilecek ürünler. Ama sahtekârlar bunları gıda takviyesi olarak satıyor. Biz bunlara sahte ilaç diyoruz. Çünkü içinde kullanılan gıda bileşeni değil, kimyasal ilaç.”

Ek Gıda Ürünlerinde Nelere Dikkat Etmeliyiz

Uzakdoğu ülkelerinden ithal edilen sağlık ürünlerine ilgi göstermek yerine ek gıda ürünlerinin yerli olmasına dikkat etmeliyiz. Sağlık Bakanlığı denetimi altında yerli firmanın Türk Gıda Kodeksine uygun olarak üretilip üretilmediğini, ISO, OHSAS gibi kalite belgelerinin yanında HELAL sertifikasına sahip olup olmadığını mutlaka inceleyip satıcılardan sormalıyız.

Çünkü HELAL sertifikasına sahip olan bir ürün, “Helal Rızık”, “Hakça Kazanç”, ‘’Temiz Üretim’’ ve “Sağlıklı Beslenme ve Yaşama” ilkelerine uygun olarak en temiz ortamlarda üretildiğinin bir işaretidir. Bilinçli tüketiciler, her yediğimizin gıda ve her ek gıda ürünün de helal olmadığının farkındadır. Bu doğrultuda belirli ek gıda ürünleri, her ne kadar bazı sertifikalara sahip ise de alkol içerebilmektedir.

Örneğin bitki reçinelerinden arılar tarafından üretilen ham propolisin içinde yer alan etkin besin değerlerini ve faydalı içeriklerini çözmek ve saf propolis elde etmek maksadıyla alkol kullanılmaktadır. Bizler Müslüman olduğumuz için, mesela etil alkolde çözündürülmüş propolisi kullanmamız doğru olmaz. Evet tablet veya sıvı halinde satılan propolis, polifenol, terpenoidler, steroidler, şeker ve aminoasitler gibi 300’den fazla bileşen ihtiva ettiği, sağlığımıza büyük katkıları olan bir üründür.

Ancak her satılan propolis, helal değildir çünkü bazı firmalar üretimde çözücü veya taşıyıcı olarak çoğunlukla etil alkol veya metanol (körlüğe sebep verebilir) ekstraksiyonu kullanmaktadır. Bu da dinimize göre necis bir katkı maddesi olduğuna göre son tahlilde elde edilen ürün şüpheli konumundadır.

Bakınız 25 yıldan bu yana propolis üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Erciyes Üniversitesi Seyrani Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sibel Silici, piyasada satılan propolislerin çoğunun bilimsel ilkelere göre hazırlanmadığından dolayı sağlığa zarar verdiğini bile söylemektedir. Alkol türevlerinin ne olduğunu bilmeyen arıcıların hemen hepsi, etil alkol propolisi iyi çözen bir çözücü olduğundan yola çıkarak, böyle bir işlem yapmaktadır. Ama böyle bir işlem, hem sağlığımıza zararı var, hem de dinen sakıncalıdır. Bazen alkolü andırmayan fakat aslında bir alkol türevi olan ekstraktlar da propolisin çözümü için kullanılmaktadır. Mesela kanserojenik özellikler taşıyan ‘propylene glycol’ ve “gliserol’ bunlardan birileridir.

Diğer yandan ekstraksiyon seçeneği olarak su kullanıldığında bu durumda her ne kadar elde edilen ürün Helal ise de içindeki faydalı maddelerin açığa tam olarak çıkmadığı için, sağlığa pek fazla etkisi olmamaktadır. Prof. Dr. Sibel Silici’nin tavsiyesi arıcılardan ve hatta aktarlardan propolis almak yerine tescilli ve üzerinde ‘ek gıda takviyesidir’ ibaresi bulunan markalı ürünleri tercih etmektir. Çünkü ancak bu firmalar, ‘Gıda İşletmesi Ruhsatı’nın yanında ‘Gıda Takviyesi Ruhsatı’na da sahiptir.

Ezcümle; Bütün tüketicilerin ürünlerin içinde alkol olup olmadığı noktasında bilinçli olması elzemdir. Kullandığımız ürünlerin dinî inançlarımıza göre helal olup olmadığı, sağlık açısından temizlik ve fayda taşıyıp taşımadığı, beslenme düzeni açısından yeterli ve ürünlerin tescilli olup olmadığı noktasında hepimiz hassas olmalıyız. Ek gıda ürünlerle bağışıklık sistemimizi güçlendirelim derken, vücudumuza haram olan maddeler alıp sağlımızı tehdit etmeyelim.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir