19 Ekim 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

GÖRDÜĞÜ RÜYA ÜZERİNE HEM TULUM ÇALMAYI ÖĞRENDİ, HEM DE İMALATHANE AÇTI


RÜYALARIMIZ VE NAMAZLARIMIZ SOSYO-EKONOMİK SIKINTILARIMIZA BİR ÇARE OLABİLİR

İstanbul Silivri'de yaşayan, 8 sene önce gördüğü ilginç bir rüya üzerine tulum çalmaya ve yapmaya başlayan 30 yaşındaki Baykan Bayraktutan,Karadeniz yöresi ve müziğiyle özdeşleşen tulum yapımını gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor.
GÖRDÜĞÜ RÜYA ÜZERİNE HEM TULUM ÇALMAYI ÖĞRENDİ, HEM DE İMALATHANE AÇTI
Silivri'de 60 metrekarelik iş yerini sabah saatlerinde açan Bayraktutan,değişik varyasyonlarla kaliteli bir şekilde ürettiği tulumlarını son yıllarda hızla artan müşterilerine ulaştırma gayretinde. Baykan Bayraktutan,girişimciliğine vesile olan rüyasını ve sonrasını Anadolu Ajansı (AA) muhabirine şöyle anlattı:

“Rüyamda köydeydim. Evin kapısından gelen tulum sesine doğru yöneldim. Bir amca bana 'Tulum çalabilirsin' şeklinde tavsiyede bulundu. Uyandıktan birkaç gün sonra rüyamı hatırladım. Tulum çalmaya ve yapmaya karar verdim. Birkaç gün sonra ağabeyimden tulum almasını istedim. Gece gündüz tulum çalmaya başladım. Sabahlara kadar öğrenmek için uğraştım. Sabaha karşı birçok beceriyi Allah'ın izni ile kavrıyordum. Ellerim, kollarım paramparça oluyordu. Bazı ustalar sorduğumuz sorulara cevap bile vermiyordu. Hayatımda o rüyadan önce tuluma karşı hiçbir ilgim yoktu, kimseden öğrenmedim. Sürekli çalışarak bu sanatı geliştirdim.”


RÜYALARIMIZ VE NAMAZLARIMIZ SOSYO-EKONOMİK SIKINTILARIMIZA BİR ÇARE OLABİLİR

Değerli Okuyucularım;

Geçen gün Mirat-Haber yazarlarımızdan olan Yahya KATİPOĞLU kardeşim beni aradı ve döviz kurlarına dikkat çekerek, son dönemlerde birçok ünlü firma dahî konkordato başvurusu yaptığını ve bu ekonomik kriz döneminde nakit akışı sıkışıklığı içinde olan firmalara bir çıkış yolu olarak benden bazı önerilerde bulunmamı istedi. Klâsik iktisatçılardan farklı olarak kredi faizlerinin de artırıldığı bir dönemde zor da olsa helal kapsamına giren bazı alternatif öneriler üzerinde teemmülde bulunurken, mezkûr haber imdadıma yetişti.

Şimdi belki de birçok okuyucum, ‘ekonomik krizden kurtulmak için, artık işimiz rüyalara mı kaldı?” diyebilir. Ama onlara şunu hatırlatmak isterim: Biz sadece zahirî olanları görmeye ve bildiklerimizi okumaya/kabullenmeye alışık olduğumuz için, maneviyatın gücünü unutup bencil bir kolaycılığa ev atalete sığınıyoruz. Her şeyi mubah gören kapitalist/liberal ekonomistler/yöneticiler, işverenlerimize/girişimcilerimize şimdiye kadar sosyo-ekonomik hayatın bütünlük hakikatine dair makul bir yol gösterebilmiş midir? Halbuki biz değişmeyen iktisadî gafletin sürüklediği krizlere karşı “ekonomide maneviyat yok ise, iflas mukadderdir” diyoruz. Asıl maneviyatı bilen, ekonomiyi bilir. Biz ise maneviyatı öğretmeden, onu ihlasla yaşamadan girişimciliği, ekonomiyi öğretmeye çalışıyoruz.

Sosyal ve iktisadî hayatımızda manevî bütünselliğin temel doğruları uygulanmıyorsa, detaylara ait bazı somut öneriler de ancak yeni iktisadî kazalara sebebiyet verir. Haram üretim nasıl ki bereketsizliğe ve helal dahî olsa maddî üretim yetersizliği nasıl ki enflasyona yol açıyorsa, maneviyat alanında iktisadî fikir yetersizliği de ahlâkî erozyonu ve toplumsal bozulmayı kaçınılmaz kılar. Böyle bir aşamadan sonra eğer halen manevî yönden kendimizi toparlayamazsak, iktisadî musibetin ikazlarından bile ders alamayız. Onun için izm’lere endeksli gaflet ve taklit perişanlığından kurtulup önce maneviyat ve ahlâk düsturundan başlayarak, nerede hata yaptık sorusuna bir cevap arayalım ve maneviyata yani Allah’ın lütfu keremine sığınalım.

Arayış İçinde Olanlar İçin Sadık Rüyalar Müjdeleyici Bir Lütuftur

Mezkûr haberde de görüldüğü üzere rüyalarda görülen bazı hususlar, sosyo-ekonomik bir içerik taşır ve bunlar rüya sahipleri için bir ilahî lütuf olarak maddî sıkıntılardan bir çıkış yolu olarak görülebilir. Peygamberimiz (sav), ahir zaman Müslümanların uykuda gördüğü bazı rüyaların “iyi ve güzel rüyalar” olarak tanımlamıştır. Çünkü bu tür salih (sadık) rüyalar, Allah tarafından arayış içinde olan Müslümanlar için bir müjdedir (Tirmizî, Kitâbu’r-Ru’yâ, 2).

Peygamberimiz (sav) “Dünya hayatında onlara (maddî/manevî sıkıntı içinde olan Müslümanlara) müjde (dünyevî/uhrevî çıkış yolu) vardır.” (Yunus: 64) anlamına gelen âyeti de “Müslümanın gördüğü iyi ve güzel rüya” diye açıkladığı nakledilir. (Tirmizî; Kitâbu’r-Ru’yâ: 3).

İçinde rüya sahibine yönelik olarak bazı özel çıkış yolları gösteren/öğreten böyle güzel rüyalar, Allah’ın sabreden ve helal yoldan rızık elde etmek isteyen kullarını unutmadığının bir göstergesidir (deistlere duyurulur). Güzel ve fayda sağlayan rüyalar görmek, her Müslümana nasip olur. Yeter ki şuurlu bir Müslüman, elverişsiz dönemlerde (kahırda) gizlenen lütfu (sabrı) ve refah dönemlerinde gizlenen imtihanı (şükrü) görebilsin.

Maneviyatı güçlü olan bir Müslüman iş insanı, Allah’ın izniyle ekonomik krizlerden de sağ salim çıkabilir. Yeter ki ticarette ve iş hayatında hiçbir zaman doğruluk ve dürüstlükten ayrılmasın. Bu istikamet üzerine olan şuurlu Müslümanlara Allah, sadık rüyalar üzerinden kurtuluş çareleri sunabilir. Nitekim Peygamberimiz (sav), kıyamete yakın zamanlarda Müslümanların rüyalarının çoğunlukla doğru çıkacağını belirtmiş ve “En doğru rüya göreniniz, konuşmasında en doğru olanınızdır.” demiştir.

Arayış İçinde Olanlar İçin Namaz Mükâfat İçeren Bir Lütuftur

Yol gösterici sadık rüyalar, bazı Müslümanlar için belki istisnaî bir durum olabilir. Ancak nasıl ki sadık rüyalar özel maddî/manevî müjdeler ihtiva etmekte ise, her bir Müslüman için farz olan namaz da maddî/manevî bir mükâfat vaat etmektedir. Bu yönüyle yani maddî/manevî faydalar açısından sadık rüya ile salih namaz arasında birbirine yakın müspet bir korelasyon mevcuttur.

Bahusus “Namaz, imanın ölçeğidir. Kim, o ölçeği tam doldurursa mükâfatını da tam alır”, “Rabbiniziniz adını dilinizden düşürmeyin. Namazınızı vakit girer girmez kılın. O zaman Allah, mükâfatınızı kat kat verir.”ve “Biriniz namaza durduğunda rahmet ona yönelip gelir.” (Câmiü’s-Sağîr; C. 3; Nr. 2539; Nr. 2699. C. 1; Nr. 436) sözleri Peygamberimize (sav) aittir.

Bir Müslüman, imanın bir gereği olarak namazını dosdoğru kılarsa, buna karşılık olarak Allah’ın mükâfatı olarak kendisine dünyevî ve(ya) uhrevî Rahmet kapıları açılır ve kendisine bazı sürpriz nimetler verilir. Bu yönüyle namaz, Allah’a dönmek, O’na müracaat etmek ve O’ndan bir şeyler istemek anlamına gelir. Allah, kendisinden yardım istenilmesinden fevkalade hoşlanmakta ve dualar içeren namazları da elbette dikkate almaktadır. Ancak, dualarla birlikte belki de duaların etkin ve kişinin hayrına olması için, Allah samimî Müslümanlardan namazın yanında önemli bir şey daha istemektedir: Aktif sabır.

“Ey iman edenler! Allah’tan sabırla ve namazla (ekonomik buhranlardan kurtulmak için) yardım isteyin. Şüphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara: 153).

Velhâsıl-ı Kelâm

İş hayatında bulunan Müslümanlar, iktisadî yönden sıkıntılı dönemlerde Allah’ın inayetine ve ihsanına hemen kavuşmasa bile ümidini O’ndan kesmemeli, tam aksine geçici zorluklara katlanmalı, müşkül hâllere, telâş göstermeksizin mukavemet etmeli yani tam bir sabır abidesi gibi hayatta dimdik durmalıdır. Dolayısıyla maddî sıkıntılardan kurtulmanın ilacı, aktif sabır ve namazdır. Huşu içinde namaz kılıp takvadan ayrılmayan Müslümanların elde edecekleri rızkın da daha bereketli olacağı açıktır. Allah, Kuran-ı Kerim’de namaz ile rızkı bir bütünlük içinde şu şekilde ele almaktadır:

“Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takva iledir.” (Taha: 132).

Ey Müslüman İşverenler;

Ekonomik kriz bahanesiyle ailenizden sayılan işçilerinizin iş akitlerini hemen feshetmeyin. İşyerinde cemaat halinde namaz kılın ve aktif sabrı hep birlikte fedakârlık içinde bulunarak, üretimin devamını sağlamanın müşterek fikrî arayışı ve gayreti olarak algılayınız. Görecekseniz içinizden biriniz sadık bir rüya görmese bile (ki görebilir de) bu cemaat ruhuyla topluca bereketiniz teminat altına alınacaktır.

Bu söylediklerimin hiçbirisi klâsik iktisat, girişimcilik veya kişisel gelişim kitaplarında yok diyen iş insanları ve işverenler için son sözüm: Nasipler, müyesser kılınır. Yani takvaya işaret eden aktif sabır ve namaz gayreti içinde olursanız Allah’ın inayeti ve mauneti ile ekonomik krizin zararlarını hissetmeyeceğiniz gibi belki de krizi ekonomik fırsata bile dönüştürebileceksiniz.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/gordugu-ruya-uzerine-hem-tulum-calmayi-ogrendi-hem-de-imalathane-acti-ruyalarimiz-ve-namazlarimiz-sosyo-ekonomik-sikintilarimiza-bir-care-olabilir-8-5395h.html


Back To Top