16 Ekim 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Gösteriş kültürü toplumsal yozlaşmanın bir tezahürüdür

Instagram'da her gün sayısız fotoğraf paylaşılıyor. Bunların içinde mega zengin ailelerin çocuklarının paylaştığı resimler, kapitalist sistemin meydana getirdiği sınıfsal farkı ortaya koymaktadır.
Gösteriş kültürü toplumsal yozlaşmanın bir tezahürüdür
Bazı zengin gençler, kimi zaman elinde silah, kimi zaman özel jetlerinde veya pahalı arabalarının üstünde para sayarken poz vermekte ve lüks tutkularını açıkça gösteren bu abartılı paylaşımlarıyla görenlerin ağzını açık bırakmaktadır.


GÖSTERİŞ KÜLTÜRÜ TOPLUMSAL YOZLAŞMANIN BİR TEZAHÜRÜDÜR

Değerli Okuyucularım;

Toplumsal yozlaşmanın bir göstergesi de toplumun ‘mutlu azınlığı’ olarak ifade edilen zenginlerin lüks hayatının yanında bu hayatın ‘renkli’ yönlerini kıskandıracak bir şekilde teşhir etmeleridir. Lüks veya gösteriş olarak tanımlayabileceğimiz bu debdebeli hayat, yaşama tarzının ve tüketim anlayışının normalin ötesinde aşırılığa ve taşkınlığa varmış hâlidir. Bilindiği gibi hiçbir faydası olmayan, lüzumsuz yere yapılan lüks harcamalar, israftan başka bir şey değildir. İsraf da olsa bu tarz harcamaları zenginler yapabilir inancı toplumda hâkim olmaya başladığı andan itibaren maddî imkânı olmayan diğer toplumsal kesimler de özentinin tuzağına düşebilir.

Zengin olmayan kişilerin pahalı ürünleri ne pahasına olursa olsun elde etme istekleri, özentinin ötesinde hırsın ve açgözlülüğün bir işaretidir. İnsanların çalışmadan, emek sarf etmeden, gayret göstermeden kendi sosyo-ekonomik mevkiinin üzerinde lüks bir hayata kavuşmak istemeleri, toplumsal boyutuyla ahlâkî bir erozyonun bir göstergesidir. Materyalizmin cazibesine kapılan hemen bütün toplumsal kesimler, borçlanma pahasına da olsa lüks tüketime yönelir.

Servet Teşhirciliği, Bir Ahlâkî Hastalıktır

Zenginlerin, aşırı ve lüks tüketimine dönük harcamaları ve gösterişli yaşama biçimleri, bir nevi servet teşhirciliğidir. Diğer (fakir) insanlara kıyasla daha fazla maddî şeylere sahip ve bundan dolayı da onlardan daha üstün olduklarını inanan varlıklı sınıfın, bu duygunun tam zevkine varabilmek ve bu durumun başkalarınca da iyi bilinmesi için, servetlerini alenî bir şekilde teşhir etmesi, ahlâkî ve sosyal bir hastalıktır. Özellikle sosyetenin tertiplediği ve çoğu zaman ünlü sanatçı veya şarkıcıların da katıldığı dillere destan ve şaşalı doğum günü partisi, kumar partisi, balo, defile, karnaval ve yılbaşı gibi eğlencelerin yanında kâğıt paralarının göklerde uçtuğu nikâh merasimleri, toplumsal israfın boyutunu göstermek adına birkaç örnektir.

İsrafa kaçan tantanalı ve aşırı tüketim, zenginler tarafından da yapılsa toplumsal boyutuyla yine zararlı bir davranıştır. Zenginlerin, toplumdaki statülerini, mevkililerini ve maddî güçlerini göstermeye yarayan bu hayat tarzı, başkalarının kıskanmasına ve özentiye yol açabilmektedir. Zenginlerin, statülerinin gerektirdiği ölçüleri aşarak sıkılmadan, utanmadan, gururlanarak, böbürlenerek ve mağrur bir biçimde satın aldıklarını reklam yaparcasına alenî olarak sergilemeleri veya tüketmeleri, sosyal barışı tehdit eden bir unsurdur.

Özenti, Bir Ahlâkî Hastalıktır

Çok yaygın bir diğer ahlâkî ve sosyal hastalık türü ise özentidir. Özenti, insanın hiç düşünmeden kendisini büyük külfetler altına sokmasına sebep olabilecek bir durumdur. Özenti, netice itibariyle kişinin maddî boyutuyla aşırı tüketimine (israfına), sosyal boyutuyla başkalarını (zenginleri, sosyal statüsü yüksek olanları vb.) taklide yol açmaktadır.

Halbuki kişinin mutluluğu, maddî konularda kendinden daha aşağıda olanları düşünmesi ve sosyo-ekonomik statüleri yüksek olanlara imrenmesi ile mümkündür. Kişinin sahip olduğu nimetleri hor görmemesi için, tevekkül edebilmesi ve sabır gösterebilmesi bir erdemdir. Aksi takdirde böyle toplumsal kesimler, lümpenleşmenin kıskacında sosyal hayattan tamamen kopabilmektedir.

Özenti, Lümpenleşmeye ve Yozlaşmaya Yol Açar

Almanca “Lump” (sefil, ahlâksız, kötü adam) ve “Lumpen” (bez parçası, paçavra; eski elbise) kelimelerinden türetilen lümpenleşme kavramı, Marksist dilde daha çok sosyalistleşememiş (medenîleşememiş) işçi sınıfı (sosyal grup) için kullanılan aşağılayıcı bir yakıştırmadır. Modern dünyada lümpenleşme ise, soysal statülerini ileri bir boyuta getiremeyen, özendikleri makamlara bir türlü ulaşamayan, okuma imkânını yakalayamayan, sosyo-kültürel yönüyle kendini geliştiremeyen insan kitlelerinin (güruhların); yoksulluk, yoksunluk ve yozlaşmaya itilmeleridir.

Yozlaşma, bozulan toplumlarda ortaya çıkan sosyal cinnet olayları, sosyal epidemiler ve her çeşit sosyal ve ahlâkî sapma ve hastalıklardır (maraz-ı içtimaiye). Sosyal şartların elverişsiz olmasından veya sosyal ortamın olumsuzluklarından dolayı ortaya çıkan manevî hastalıklar ve ahlâkî yozlaşmalar, sosyal barışı ve dayanışmayı zedeleyen tutum ve davranışların bütünüdür. Yozlaşma, ilkel toplumlardan ziyade "medenî" veya daha doğru bir ifadeyle sosyal yönden gelişmiş olduğu düşünülen fakat manevî yönden çöküntü içinde olan toplumlarda daha çok görülmektedir.

Velhâsıl-ı Kelâm

Kapitalist sistemin kendi zenginlerini üreten ve koruyan bir yönü vardır. Modernleşme sürecinde sosyo-ekonomik statüsü yüksek zengin kesim (sosyete), diğer zenginleşememiş kesimleri de her zaman etkileyebilmektedir. Böyle materyalist bir ortamda özenti içinde olan sosyal kesimlerin kendi kültürel değerlerini ve öz kimliklerini koruyabilmeleri hayli zordur. Bu durumda sosyal devlet, âdil vergilendirme ve aktif istihdam politikalarıyla bir taraftan alt gelir gruplarının refah seviyesini artırıcı tedbirler almalı, diğer taraftan da zenginleşmenin yol açabileceği ahlâkî ve sosyal sapmaların önüne geçecek manevî sosyal hizmetleri de uygulamalıdır.

Mezkûr haberde de görüleceği gibi ahlâk ve maneviyat toplumların vicdanında hâkim olmadığı ve kapitalist sistem değişmediği sürece refah artışı da sosyal barışa katkı sağlamamaktadır. C. Hakkın bizlere bahşettiği nimetleri israf etmeyen, bu nimetlerin kadr-ü kıymetini bilen, şükrünü sadakalarla bilfiil ifa eden, ıslah olan ve ıslah eden, sosyal ve manevî sorumluluk şuurunu kuşanmış kullarından olabilmek ümidiyle…

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/gosteris-kulturu-toplumsal-yozlasmanin-bir-tezahurudur-8-4448h.html


Back To Top