All for Joomla The Word of Web Design

Habertürk’te Ece Üner’le

ECE ÜNER  Hocam ilk Akşam Raporu programında söylediniz, bu sözleri sonra başka bir programda söylediğinizde  medyada çok yer aldı,. Hatırlatacağım şimdi cinselliğini ahiret hayatına bir yatırım olduğunu belirtiniz, cinsellik ibadet hayatının bir bölümüdür hatta namaz kılmakta da aynı şey dediniz. Büyük gürültü koptu. Şimdi  ben biliyorum ki bunun çok daha derin çok daha manevi bir anlamı var. Neden beşeri aşk, şimdi siz tasavvufi söylemi çok sevmiyorsunuz biliyorum ama beni de hoşgörün, ben de çok seviyorum. Diyelim ki bir erkeğin kadına aşık olması Allah aşkını da kolaylaştırır mı yani Leyla’ya aşık olmak biraz Mevla’ya aşık olmak demek mi? Siz bunları söylerken o gün ne demek istemiştiniz onu da açar mısınız? Neden sevişmek ibadettir mesela?

DEMİRCAN Sevgili kardeşim cinselliği yaratan Allah’tır. İnsanları erkek ve kadın olarak yaratan Allah’tır. Bize cinsel organları da, tatmin edilmek istenen cinsel arzuları da yaratan O’dur. Erkeği kadına, kadını erkeğe eğilimli kılan O’dur. Bir erkeğin bir kadına ilgi duyması – ihtiyaç duyması tabiidir. Fakat Yaradan bu eğilimin, bu kadın erkek arasındaki vuslatın/birlikteliğin meşruiyet çerçevesi içinde gerçekleşmesini istiyor. Rabbimiz mealen  şöyle diyor: “Ben yarattım, egemen olan benim, benim koyduğum ölçülere göre hayatınızı düzenleyeceksiniz. Evlilik yolu meşruiyet yoludur. Ben insanın oluşumunu cinsel ilişkiye bağladım. O halde siz meşru olan evliliğe  talip olacaksınız.”

Bir insanın meşruiyet çerçevesinde Leyla’ya olan Sevdası Mevla’dan gelen bir sevginin bir Cazibenin ürünüdür. Dolayısıyla Yaradan’ın buyruğuna uygun olarak vuslat özlemi ve bu özlemin evlilik yoluyla gerçekleştirilmesi Yaradan’ın buyruğudur Bu buyruğa uyş da ibadettir    Olay bu… Biz ibadeti bilmiyoruz;ibadet Allah’ın Kur’ânî emirleri ve yasaklarına uymaktır. Sevgili kardeşim mesela  bilim adamı laboratuvarda deney yaparken ibadet halindedir. Eğer, inancı şu ise; Allah’ım sen maddeyi yaratansın maddenin fiziksel, kimyasal özelliklerine halk edensin. Ben bu madde üzerinde çalışıyorum. Benim bu yaptığım laboratuvar çalışmalarının amacı senin yarattığın kullar, senin yarattığın maddelerden daha fazla yararlansın. Bir emniyet mensubu yaşadığı toplumda yaratana iman çizgisinde insanların güvenliğini sağlamak için görevini yerine getirmesi, bu doğrultuda görev yapması, da ibadettir.

Şimdi efendim diyorlar ki ben ibadet yapamıyorum. Burada ibadetin tanımı bilinmeli. Bir hakim görevini adaletle yapıyorsa ibadet halindedir.

ECE ÜNER Bunların tam tersi geçerli ise bu ne olur?

O zaman isyan olur. Yaradan’ın emirleri uygulama ibadet Yaratanın emirlerini çiğneme de ibadetsizliktir, isyandır.

ECE ÜNER Hocam az önceki iki konuğuma sordum size de soracağım, Ömer Tuğrul İnançer’in sözlerini, Hamilelerin sokağa çıkması terbiyesizliktir, bu şanssız sözler ama siz dinlediniz mi bu konuşmayı?

Ben kendi kendime prensipler edindim. Şimdi insanları sevmedikleri tarz da andığınız zaman gıybet olur. Gıybet, ölü kardeşinizin etini yemek gibidir diyor Kur’an. Nasıl bundan tiksiniyorsunuz, insanları gıyaplarında hoşlanmayacakları tarzda anmayın buyuruyor. Onları onlarda olmayan vasıflarla anarsanız, o iftira olur. Ben bugün buradan siyasilerimizi de uyarıyorum. Allah aşkına İslâmi kurallara uymak hepimizin görevidir. Şu kırıcılığı, birbirimizi gıybet etmeyi bırakalım. Birbirlerimize iftiraya varan ifadeler kullanmayalım. Efendim bakınız Ben 52 yıllık evliyim. Allah eşime uzun ömürler versin. İnanır mısınız eşim benimle olan ilişkilerinde dahi dişiliğini değil daima şahsiyetini ön plana çıkarmıştır. Biz de kadınlarımız  hamile kaldıklarında büyükleri yanında hamileliklerini örtmek isterler. Biliyorsunuz bizim kültürümüzde bolca hamile elbiseleri vardır. Yani adeta kamufle edilir. Oysainsan  kutsalsa hamile kadın da kutsaldır. Çünkü o aylarca karnında, yıllarca kucağında bir ömür boyunca da kalbinde taşıyan varlıktır. Fakat sosyal medyadan sonra dünyanın olumsuz görüntüleri bizim insanımızı etkiliyor. Falanca ünlü aktris gebeliğinin her safhasında çıplak vücuduyla karnıyla objektiflerin önüne geçiyor. Bizimkiler de taklit ediyor. Zannediyorum Tuğrul Bey kardeşim benim gibi geçmişin kültürünü aldı ve bunu özlem duyduğu için… kadınlara bir sosyal konum belirleme amacı yok ama son ifadeler maksadı aşmış ifadelerdir ben de onay vermiyorum ama irticali konuşmalar yapılırken bazen söz çıkıyor hata oluşuyor ama toplumun en azından bir kesiminin üzücü mesajlar almış olması Tuğrul Bey kardeşimizi de üzmüştür.

ECE ÜNER Hocam son zamanlarda işte bu koskoca bir yaz neredeyse Gezi olaylarını konuştuk. Onun sonuçları analiz edilmeye çalışılıyor… Geçen gün Diyanet İşleri Başkanı Profesör Doktor Mehmet Görmez farklılıklar bizim zenginliğimizdir ondan hiçbir zaman çekinmeyin, çekinmeyelim onlardan alacağımız en önemli şey o ihtilafı kavgaya dönüştürmemektedir dedi neler söylemek istersiniz.

Sevgili kardeşim doğrudur farklılklar zenginlik olarak görülebilir ama farklılıklara tahammül edilebilirse. Dillere pelesenk edilen bir tabir vardır. Efendim görüşlerinize saygı duyuyorum ama… Efendim farklı görüşlere saygı duyulmaz. Şimdi ben İslâm’ın bağlısı bir insan olarak faizli bir ekonomik yapıya saygı duyabilir miyim, ben eşcinselliğe saygı duyabilir miyim, ben evlilik dışı ilişkiye saygı duyabilir miyim, ben emeğin sömürülmesine saygı duyabilir miyim, ben siyasi amaçlarla gerçekleştirilecek idam cezalarına saygı duyabilir miyim? Duyamam. Ama bir büyk ölçüde tahammül edebilirim. Saygı, kendini inkar anlamını taşır. Biz farklılıklara saygıyı geçelim ama tahammül edebilmeliyiz.

Biz Yaradan’ın huzurunda ayrı ayrı sorgulanacağız. İnsanların bir kısmı inançlı olacak, bir kısmı inkarcı olacak, bir kısmı Yaradan’ın buyruklarına göre ahlaki değerlere bağlı olacak, bir kısmı da kendi çıkarları için bütün toplumsal menfaatleri çiğneyebilecek. Bu durum her toplumda vardır, Peygamber topluluklarında da vardı. O halde farklılıklarımızı saygı duymayı beklemeyelim de daha gerçekçi ve olabilir olanı yapalım yani  tahammül edelim. Tahammül edebilirsek farklılıkları da şiddete dönüştürmeden karşı tarafı aşağılamadan koruyabiliriz. Eğer farklılıklarımızı çıkarlarımız gerektirdiği zaman şiddete dönüştürerek egemenlik kurmaya kalkışırsak gezi olaylarının benzerleri olur.

Gezi olayları sırasında  ilahiyatçıların fikirleri pek sorulmadı. için biz de görüşlerimizi aktarma imkânına kavuşamadık.  Sağduyunun sesi olabilecek insanlar herhalde bir ölçüde ilahiyatçılardır. Neden onlar devre dışı bırakılırlar anlayamıyorum.

 İster kabul edin ister etmeyin. Farklılıklar bir ölçüde tahammülle zenginlik olabilir. Biz iftarda  Müslimlerle beraberdik. Fener patriği de geldi. Benim bugünkü mevcut Hristiyanların Allah inancı ile inançlanmam mümkün müdür? hz. Meryem’i yarı ilah Hz. İsa’yı haşa Allah’ın oğlu olarak kabullenmek  benim için tam bir Allah’a ortak koşma konusudur. O  halde bana düşen vazife inanmadığım, katılmadığım bu görüşleri tahammülle karşılamak.. Bakınız tekrar ediyorum. Öteki tektir, o da zalimlerdir. İnsanların haklarına, hukuklarını çiğneyenlerdir. Bu Müslümanlar da olabilir, gayri müslim de olabilir. Haklara hürriyetlere saygılıysak öteki olmaz.

Kur’ân’ın ifadesi: “Karşıt olduğunuz insanlara dahi sakın ha adaletsizlik yapmayın.” şeklindedir.

ECE ÜNER O zaman Kur’ân’ın ikinci en büyük şartını mı biz ezip geçmiş oluyoruz. Kul hakkı mı yemiş oluyoruz?

E gayet tabi sevgili kardeşim. İnsanların hukuki ve sosyal haklarınaezip geçiyoruz ama farkında değiliz.farkında değil. Biz faiz haramdır, rüşvet haramdır diyor geçiyoruz, eksik tartıp ölçme, arızalıyı/defoluyu sağlam  deyip satmak, karaborsacılık yapmak, emeğin hakkını vermemekihale yolsuzlukları haramdır diyor geçiyoruz. Peki bunlar nedir? Sevgili kardeşim bunlar hep kul haklarıdır. İslam’ın yasakladığı bu haramlar kazanç yolu yapılamaz, imanmız ve yasalar bunları engellemelidir. Bu haramların işlendiği toplumda sabit gelirliler fakirleşir, milyonlar geçim sıkıntısı içerisinde perişan olur, mutlu azınlıklar oluşur.

ECE ÜNER Bu açıdan baktığınızda bizim toplumumuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Güzel kardeşimekmeden biçmek Allah’a özgüdür. İnsanlar eğitme muhtaçtırlar. Ben şuna inanıyorum ki yaratan biz insanları yeryüzü hayatında denemeye uğrattığı için bizim varlığımızda bütün iyilikler ve güzellikler kodlandığı gibi bütün çirkinlikler, kötülükler de kodlanmıştır. Siz bu yaratılış düzenini yok edemezsiniz. En inkarcı ve zalim tipte dahi bir insanı öz vardır. Yeter ki o özü ortaya çıkarabilelim.

Buradan medya sahiplerine de seslenmek istiyorum. Yayınlarından Allah katında sorumludurlar.  Hatırlıyorum bundan 30-40 sene evvel batıdan  gelmiş bir takım güzel filmler vardı. O filmlerde  anneye sevgi, babaya saygı işleniyordu. Talebelere ilgi hocalara hürmet konu ediliyordu, zararlılar yeriliyordu. Şimdi yerli ve yabancı filmlerde dizlerde ve haberlerde bir haram  cinselliktir, şiddettir, israftır   tutturduk gidiyor, insanlara bir şey vermiyoruz ki. Bir örnek daha vereyim, Emirgan’da oturuyorum. 30 sene kadar  önce Emirgan’ın gayrimüslimler bile  Ramazan günü Emirgan caminin karşısında çınar altında oturup çay içmezlerdi. Neden Çünkü Müslümanlar oruç tuttukları için. Şimdi gidin bakın adeta Müslümanlarla alay edilircesine tavırlar sergileniyor. Oruç tutmayabilirsiniz, oruç tutmak asalettir, oruç tutmak bir kulluktur. Eğersiz Yaradan’a gönlünüzü açmazsanız yaradan sizi kendisine muhatap olma yüceliğine erdirmez.

Oruç  tutmayabilirsin o senin sorunun, senin adına ben yargılanmayacağım. Bana saygı duy da demiyorum ama farklılıklara saygı duymuyorsan tahammül edeceksin. Karşı tarafı üzer miyim bu soru insanın gündemine gelmeli. Buradan siyasilerimize de entelektüellerimize de ilahiyatçılarımıza da kendime de şunu hatırlatmaya çalışıyorum. Biz   güzellikleri, doğruları, medeniliği kendimize ifade etmeye çalışıyoruz. Acaba karşı taraf nasıl algılıyor? Eğer biz hissettiklerimizi karşı tarafa hissettiremiyorsak o zaman moda  tabir ile söylem  değiştireceğiz.

Sevgili kardeşim inanaı benim modern zamanlardan öğrendim hiçbir şey yok. Kur’an kültürü bize farklı insan modelleri de çiziyor. Bakın Allah’u zülcelal inkarcı tipler bile bize şöyle emrediyor: “Onların ruhunda etkili tatlı, güzel sözler söyleyin.” Dolayısıyla bize  göre en inkarcı, en karşı tip bile kendi doğasını değiştiremez. Ona kardeşçe muamele ederseniz, onu okşarsanız, onu Yaradan’dan ötürü sevebilirseniz size açılır. Dost bile olabilir Kur’an’da şöyle buyrulur: “İyilikle, kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde karşıla. Kötülüğü güzellikle karşılamaya çalış. O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişinin bile ne kadar yakın dost olduğunu görebilirsin.”

ECE ÜNER   Bu mesajlarla noktalayalım Hocam çok çok teşekkür ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir