22 Ekim 2018 Pazartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Ey siyasîler! Milleti germeyin

Her seçim gibi, önümüzdeki 24 Haziran seçimi de memleketimiz ve milletimiz için çok ehemmiyet arz ediyor. Kim seçilirse seçilsin, seçilen aday hepimizin içinde bulunduğu aynı gemiyi idare edecek. Zira hepimiz bu memleketin evlatlarıyız ve vatanını, milletini seven bizlerin gidecek ikinci bir yeri yok.

Evvela şunu kabul etmeliyiz: Dünya var oldukça, dünyada ve ülkemizde her fikirden, her dinden, her dilden, her ırktan ve her mezhepten insanlar olacak; tıpkı Habil ile Kabil’den bugüne olduğu gibi. Bunu değiştirmeye, yok etmeye matuf, sadece kendi fikrimizi, dinimizi, ırkımızı yaşatmaya dair atılan her adım beyhude zaman, emek, güç ve sermaye kaybından başka bir şey olmayacaktır. Zaten diğerini yok etme çabası sünnetullaha da ters düşer. Zira bizi yaratan, kodlayan ve yeryüzüne salan Hâlık-ı Mutlak olan Allah (cc), hepimizi farklı istidatlarda yaratmıştır. Kimimiz daha zekiyiz, kimimiz orta zekaya sahibiz, kimimiz de zeka geriliği olabilir. Birimiz bir içtimai meseleyi etrafını câmî bir şekilde ilk bakışta anlar, öbürü sadece zâhirini anlar, diğeri de hiç anlayamaz. Zeka seviyelerine göre yaptıkları -hâlis- tercihlerinden dolayı insanları kınayamayız. Bu bizi yaratan Allah’ın sünnetine ve emirlerine son derece mugayirdir.

O halde önümüzdeki seçimlere de böyle bakmak lazım. İnsanların Allah’ın verdiği akıl seviyesine göre yaptıkları -halis- tercihlere hepimiz saygı duymalıyız. Verdiği oydan dolayı kimseyi dinsiz-dindar, hain-vatansever, akıllı-aptal diye yaftalayamayız. Sonuçta bu seçime katılan siyasi partiler, bu devletin ihdas ettiği hukuk düzeni içerisinde kurulmuş siyasi partilerdir. Bunlar meşru teşekküller ki devlet tarafından kapatılmıyor ve seçime girmelerine mani olunmuyor, o halde bırakalım da herkes Allah’ın kendisine verdiği akıl mesabesinde tercihini yapsın.

Seçim propagandası yapmakta olan siyasiler de meseleye bu zaviyeden bakmalı, kendinden olmayanı sanki bu milletin evladı değilmiş gibi yaftalamamalı, bilakis yanlış safta olduğunu düşündüğü kardeşini tatlı dille kendi safına, kendi doğrusuna kazandırma gayretinde olmalıdırlar.

Ayrıca bilmeliyiz ki söylediğimiz her sözün manevi mesuliyeti de var. Kur’an-ı Kerîmde birçok ayette güzel söze teşvik edici hükümler mevcuttur;

- İnsan hiçbir söz söylemesin ki, yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek olmasın (Kaf/18)

- Ey Muhammed! Allah’ın rahmet eseri olarak sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi.

- İnsanlara güzel söz söyleyin (Bakara/83)

- Kullarıma söyle sözün en güzelini söylesinler (İsra/53)

- (Rasülüm) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele et (Nahl/125)

- Ona yumuşak söz söyleyin! Belki o aklını başına alır veya korkar.(Taha/44)

- Kendilerine öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında gönüllerine işleyecek tesirli söz söyle! (Nisa/63)

Bu ayeti kerimelerde işaret edildiği gibi Efendimiz (sas)’in de hayatına baktığımızda daima üslupta orta yolu, yumuşak ve kibar sözü tercih ve tavsiye ettiğini görüyoruz.

“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız! Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz!”hadisi şerifi ile “Müslüman elinden ve dilinden emin olunan kimsedir.”hadisi şerifi bu husustaki en meşhur tavsiyeleridir.

Kendimize düşman olarak dışarıda Siyonizm ve Emperyalist güçler yeter. İçeride de en büyük düşmanımız kendi nefsimizdir. Kendimize başka düşman aramamıza gerek yok. O sebeple siyasilerimiz farklı din, mezhep, ırk, siyasi görüş ve felsefede olan bu vatan evlatlarının hepsini kardeş olarak görmeli, siyasi propagandalar sırasında sert, ayrıştırıcı dilden uzak durmalı, toparlayıcı ve seçildiği zaman toplumun her kesimine güven verici bir görüntü telkin etmelidirler.

Bizleri 15 Temmuzda uçakla, topla, tüfekle ayrıştıramayanların eline, kötü ve sert sözlerle ayrışarak fırsat vermeyelim. Bizleri Dolarla, dövizle terbiye (!) etmeye çalışanların, Kudüs’ü başkent ilan edenlerin, güneyimizde Marksist bir Kürt devleti kurma gayretinde olanların, toplumda terör, panik, endişe ve güvensizlik meydana getirmeye çalışanların ekmeğine, bir de bizim ayrıştırıcı, kırıcı, sert üslubumuz yağ sürmesin. Arakan’dan Afrika’ya, Suriye’den Filistin’e, Doğu Türkistan’dan Bosna-Hersek’e yardımlarla, yatırımlarla, kapılarımızı onlara açmakla birleşmeye çalışırken, bir yandan da kendi içimizde kırgınlıklara sebebiyet vermeyelim.

Tekrar etmek gerekirse, hepimiz aynı gemideyiz ve batarsak çevremizde bize yardım edebilecek hiçbir gemi yok!

Hakan ÇIRAK
http://www.mirathaber.com/hakan-cirak-ey-siyasiler-milleti-germeyin-19-4323y.html


Back To Top