19 Ocak 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Mehmetçik Kudüs’e...

Yarım asrı aşkın bir süreden beri İslam coğrafyasının bağrına hançer gibi saplı duran İsrail terör şebekesi, dünyanın gözünün içine baka baka zulmüne devam ediyor. İkinci Dünya Savaşı’nın sun'î mağduriyetinin oluşturduğu atmosferden ve Müslümanların başsız bırakılmasından faydalanan Siyonistler önce sivil iskân hamleleri ile sonra da siyasi adımlarla, neticeten de devlet (!) olarak geldi saplandı İslamın kalbi Kudüs’e... Kudüs ki ilk kıble... Kudüs ki miracın eşiği... Kudüs ki Hz. Ömer’in adaletine sulh içinde teslim olan mukaddes... Kudüs ki Selahaddin’in emaneti... Kudüs ki dedem Yavuz’un hilafet şiarı... Kudüs ki Abdülhamid’in canını siper ettiği mânâ cephesi...

 


Geçmişte de böyleydi

Kudüs bugün inim inim inliyor. Sadece içindeki insanıyla değil, tüm tarihi ile, mukeddesatı ile ağlıyor. Kendilerini üstün ırk görme, diğer tüm insanlığı kendilerine hizmet için yaratılmış köleler olarak telakki etme fikriyatının neticesi olarak Siyonistler dün bulundukları her yere fenalık getirdikleri gibi bugün de Kudüs’ü ateşe vermektedirler. Zahiri şartlar bağlamında dengenin azıcık kendinden yana döndüğünü gören Siyonistler geçmişte de bugün olduğu gibi zulme sarılmışlardı.

Hatırlayalım... Hz. Musa (a.s.), Allah(cc)’ın inayeti ile Kızıl Deniz’i yararak Firavun’un zulmünden bunları kurtardığında, denizi geçer geçmez kendi elleri ile yaptıkları ineğe tapmaya başlamadılar mı? Allah (cc), üzerlerine gökten yağdırdığı nimetlere karşılık kendi adına savaşmalarını istediğinde dönüp Hz. Musa (as)’ya “sen ve Rabbin git savaş, biz burada bekleyeceğiz” demediler mi? Kendilerini hakka davet eden Hz. İsa (as)’yı katletmeye teşebbüs etmediler mi? İşte Medine örneği... Siyonistlerin geçmişteki bu kalleş tavırlarını bilen Efendimiz (s.a.s.) Medine’ye hicret ettiği zaman burada bulunan Yahudilerle (Beni Kaynuka, Beni Nadir ve Beni Kurayza sülaleleri) derhal bir musaleha yapmıştı. Fakat yine de yapılan bu anlaşmaya uymadılar, gizliden gizliye müşriklerle işbirliği yaparak Müslümanların kuyusunu kazmaya kalkıştılar. Efendimiz (s.a.s)’in bu iyiniyetini dahi suistimal eden Siyonistler yüzünden tüm Yahudiler Medine’den sürülmek zorunda kaldılar. Sürgüne rağmen rahat durmadılar, Hayber’de yuvalanmaya başladılar ve burada da Müslümanlara karşı tehdit olmaya devam ettiler. Neticeten laftan, diplomasiden, anlaşmadan anlamayan Yahudilere karşı Hayber Savaşı yapılarak buradaki varlıklarına son verildi.

 İspanya’da 1492 senesinde Yahudileri zulümden kurtarıp İstanbul’a yerleştiren Osmanlı’nın engin hoşgörüsüne rağmen dört asır sonra Cennet Mekân Abdulhamid Han’ı tahttan indirip, Hilafeti kaldırarak İslamı başsız bırakanlar da yine Siyonistlerdi.

Uyuyan bir ümmetiz

Pekiyi bugün sadece on milyon nüfusa sahip İsrail terör örgütü, bir buçuk milyar İslam ümmeti karşısında neyine güveniyor da bu kadar fütursuzca yarım asırdır tüm Müslümanların mukaddesatına saldırabiliyor? Bu sualin cevabı Golda Meir’ın şu hatıratında:

1969'da israil askerleri Mescid-i Aksa'da büyük bir yangına sebep olduklarında dönemin İsrail Başbakanı Golda Meir şunları söylüyor: "O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Zannediyordum ki Müslümanlar dört bir taraftan İsrail'e girecekler. Lakin sabah oldu ve korkulan olmadı. İşte o zaman idrak ettim ki biz dilediğimizi yapabiliriz, zira bu ümmet uyuyan bir ümmettir." 

Evet Müslümanlar;

Bizler uyuyan bir ümmetiz. Siyonist ve Emperyalist oyun kurucular İslam’ın hamisi, son Hilafet emanetçisi Osmanlı’yı yıktıktan sonra ümmeti yetmiş iki parçaya böldüler. Ellerinde cetvel, iki aile arasına harita üzerinden sınırlar çektiler. Sınırlar çekmekle de yetinmeyip kimine petrolden, kimine denizlerden, kimine bankalardan paylar vererek dünyayı sevdirdiler. Bu aşiret reisleri dünyayı dava edindiler. Bu şekilde Ortadoğuda İslamla, Ümmetle, Allah davası ile alakası olmayan idareciler yarattılar... Sadece idarecileri değil, bugün bankalar eliyle ferd ferd bizleri de esarete aldılar. Herkesin elinde birer kredi kartı... Maaşları, evleri bankalara rehinli milyonlarca Müslüman... Ay sonununda kredinin taksidini ödemekten başka gayesi olmayan Müslümanın Kudüs, Arakan, Doğu Türkistan, Çeçenistan, Somali, Sudan, Bosna Hersek davası olabilir mi?

Uyuyanları uyandırmak için...

Ne diyordu hak adamı Malcom X:

Uyuyanları uyandırmak için bir uyanık yeter!

Son yaşanan uluslararası hadiselerden anlaşılıyor ki, uyuyan bu ümmeti uyandırmak biz Makam-ı Hilafet’in evlatlarına düştü. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Sadece uluslar arası diplomasi ile kınama beyanatları ile mitinglerle ümmetin uyanması ve zulmün durması mümkün değil. Anlaşılıyor ki, dün Hayber’de olduğu gibi bugün de bizler silah yoluyla Siyonizmi hizaya getireceğiz. Kudüs bizim ise, Kudüs demek İstanbul demek ise, bize yapılan saldırıya karşı nasıl ki anında silahla cevap vermek en meşru hakkımız, Kudüs’e yapılan siyonist saldırıya karşı da silahlı tedbir almamız o kadar hakkımızdır. Hem bizim silahla getireceğimiz adalet, Emperyalist Batının Afganistan’a, Irak’a, Suriye’ye getirdiği demokrasiden (!) kat be kat evladır. Tarih bunun en büyük şahididir. Onun için bugünden tezi yok, artık Mehmetçik Kudüs’e girmeli ve tüm İnsanlığın mukaddesatını muhafaza altına almalıdır!..

Hakan ÇIRAK
http://www.mirathaber.com/hakan-cirak-mehmetcik-kuduse-19-2720y.html