17 Ağustos 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

İKTİSADİ ZİHİN DÜNYAMIZ VE MEGA PROJELERİN FİNASMANI

KTÜ iktisattaokurken hocam’’ iktisadi sistemler, mülkiyetin kime ait olduğu esasına göre tasnif edilirler. Mülkiyetin kişilerde olduğu sistemeLiberalizm,mülkiyetin devlette olduğu sisteme komünizmderler, biraz ondan biraz bundan olanlara da karma sistemdenir’’ deyince dayanamayıp, ‘’Hocam tasnifi bu sahtekar batıdan alırsan, böyle dedemin bin yıllık medeniyetinin adı bile olmaz’demiştim.

Kavramlar bir medeniyetin namusudur. Batılılar önce zihni kavramlarınızı iğfal ederler. Zihin dünyanızda kavramlarınızı kaybedip batının kavramlarını kullanmaya başladığınızda fikir namusunuzu kaybeder, rahmetli üstadın dediği gibi ‘’fikrin fahişesi’’ olursunuz.

Batı dünyası kendine hizmet eden insan tipini yetiştirmek için kendi ürettiği bilgiye bilimsel bir yafta yapıştırıpbu bilgiyi insanlığın zihin dünyasında sarsılmaz sorgulanmaz bir hale getirince, insanlığı da kendilerine hizmet eden mankurt haline getiriyorlar.

Bu konuda en yaygın kullandıkları bilim iktisattır. Batılı sermaye sahipleri kendi paralarıyla yazdırdıkları teorilerini burjuva toplantılarında kutsayıp popüler hale getirerek servetlerine servet katmışlardır. Vaktiyle İngilizler sermayedarlarkarşılaştırmalı üstünlükler teorisini icat ettiler. Portekizlilere dediler ki ‘’siz şarabı 1 birim maliyete, çeliği de 2 birim maliyete üretiyorsunuz. Biz de çeliği 1 birim maliyetle, şarabı da 2 birim maliyete üretiyoruz. Siz şarap üretin biz çelik üretelim. Portekizliler bir süre sonra bu namussuz bilginin kime yaradığını, İngilizlerin demir çelikten makinelerle şarap fabrikası yaptığında öğrendiler.

Milyonlarca insanı sömürmek için yaptıkları bir diğer namussuz iş de paranın tanımını sinsice değiştirmek olmuştur. Önceleri kağıt para devletin servetine dayanarak çıkardığı bir borç senedi ikenikinci dünya savaşından sonra Bretton Woods anlaşmasıyla başlayan süreçte parayı ‘’gücü elinde bulunduran iradenin o kağıt parçasına takdir ettiği bedel’’haline getirdiler. Yani paranın bir tek karşılığı vardı o da devletin itibarı. Medya kanalları ve Holywood’la da bu konuyu kısa zamanda halledip sonu gelmez üç kağıtçı teorilerle bütün insanlığı kendi itibarlarına esir ettiler. Halbuki para ‘’üretim karşılığı elde edilen tüketim hakkıdır.’’ İşin özeti sadece itibarla dünyanın bütün ürettiğini bedavadan insanların ellerinden aldılar.

Yaptıkları en büyük kan emici numaralardan biri üretim faktörleri tanımıdır. Yani basit anlatmak gerekirse üretim yapmak için kimler bir araya gelmelidir. Bu kan emici tanıma göre üretim faktörleri ‘’emek, sermaye, müteşebbis ve toprak (tabiat)’’tır. Emeğin aldığına ücret, sermayenin aldığına faiz, müteşebbisin aldığına kar, toprağın aldığına da rant dediler. Bunun kısa anlamı şudur. İş kurmak istiyorsan doğru resmi tefeciye gideceksin.Böylece insanlığın zihin dünyasında banka ve finans kuruluşları silinemez ve vazgeçilmez bir şekilde yerleşmiş oldu.

İslam dünyasındaönemli kapitalizm eleştirileri olsa da alternatif bir ekonomik model önerisi inşa edilememiştir.İslam dünyası bütün kurum ve kuruluşlarıyla tasallut altınaalınmış islam dünyasının önemli ülkelerinde bırakın bu seviyede batıya alternatif bir ekonomik model geliştirmeyi batıya esaslı bir reddiye yapanlar ömür boyu çile çekmeye mahkumbırakılmışlardır. Rahmetli Erbakan Hoca çalışma arkadaşlarıylaberaber adil ekonomik düzen çalışmalarına girişmiş ve yeni sistemin teorik çerçevesiyle ilgili ciddi de bir mesafe almış olmasına rağmen konuya islam dünyasında kimse sahip çıkmamıştır. Bu çalışmalar bugün teorik ve pratik düzeyde muhakkak devam ettirilmelidir.

Bu zihni saldırının Türkiye’ye etkisi de yıkıcı olmuştur. Bankanın kaldırımından geçmeyen bu ülke insanı için faiz, zihni bir çaresizlik içinde normal hale gelmiştir. Yeniden bu kavramlar inşa edilmeli ve bu ülke insanının sosyo-ekonomik sosyo- psikolojik yapısında meydana gelen ağır tahribat derinlemesine incelenerek, eğitim kurumları başta olmak üzere medya ve diğer sivil toplum örgütleriyle ekonomik paradigma yeniden oluşturulmalıdır.

Bu esir paradigmanın kamuda ki en belirgin yaklaşımlarının birini de büyük projelerde görüyoruz. Hükümet yap işlet devret modeli çerçevesinde asgari gelir garantisivererek büyük projeler gerçekleştiriliyor. Ülkemizde bu büyük projeleri kendi öz sermayesi ile gerçekleştirecek sermayedar sayısının çok çok az olmasıdolayısıyla ihalelere girecek firmaların yaptıkları ilk iş bir yabancı ortak bulmak ve bu yabancı ortak yardımıyla batılı finans kurumlarının kapısını çalmakoluyor. Genelde de ülkedeki özel şirketlerin batı bankalarından aldıkları döviz cinsinden borçların geri ödemeleri ülkemiz üzerinde ciddi bir kur baskısı meydana getiriyorken, büyük projelerin finansmanının geri ödemeleri bu baskıyı daha da arttırıyor. Ülke olarak bu geri ödemelerdeki kur baskısını azaltmak için tekrar döviz bulmanız gerekiyor. Bu da ekonomide tam anlamıyla bir faiz döviz kıskacına ve halkta fakirleşmeye sebebiyet veriyor.

Bu projelerin mali kaynağının tedarik edilmesi için

1- Öncelikle proje için yapım maliyeti tutarında bir şirket kurulmalı ve hisselerin bir kısmı halka satılmalıdır.Rahmetli Özal zamanında köprüler için gelir ortaklığı senedi çıkarılmış bu köprülerden mali kaynak sağlamıştı. Bu şekilde hisse alanların yatırımı daha çok sahipleneceği aşikardır.

2- Ülke genelinde çalışanlar için bu hisse senedini alacak olanlara vergi avantajı sağlanmalıdır.

3- Bu yatırımın ana maddelerini satan firmalar(çimento fabrikalarından, demir çelik üreticilerine kadar) bu yatırıma hisse satışı yoluyla ortak edilmelidir.

4- Kamu bankalarınınbu iş için kuracağıGayri Menkul Yatırım Ortaklığı firmalarıda hisse satışı yoluyla yatırıma ortakedilmelidir. Mümkünse kamu dışı bankaların da bu yolla ortak olmaları sağlanmalıdır.

5- Sendikalarbu yatırımlara ortak edilmelidir.

6- Bütün iş ve işlemlerden vergi almamalıdır. Devlet bu yatırım süresince alacağı vergi ve sigorta primleri miktarınca hisse senedi alarak yatırımaortak olmalıdır.

7- Devlet yatırımı geri alma süresiniyatırımcıları teşvik etmek için uzatmalıböylece çok daha karlı hale gelecek bu yatırımlara halkın ve firmaların ilgisini arttırmalıdır.

Yapım süreleri yaklaşık olarak 3-4 yıl sürenbu yatırımların kısa zamanda gelir getirecek olması bu yatırımlara olanilgiyi arttıracaktır.Ayrıca bu yatırımlardan hisse senedi alacak olanlar tarafından bu yatırımlar sahiplenileceği için bu yatırımlarıkullanma oranı artacaktır.

Hakan DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/hakan-demircan-iktisadi-zihin-dunyamiz-ve-mega-projelerin-finasmani-195-4962y.html


Back To Top