All for Joomla The Word of Web Design

Hata Nerede

Çağımız müslümanları olarak, bize aykırı gelen iddialara itiraz ederiz. Ancak, başımızı iki elimiz arasına alıp düşünmeyiz. Çünkü her alanda cevap niteliğinde iddiamız hazırdır. “Her şey Kuran’da vardır.” Ne vardır Kur’an’da, sorusuna da doğru olmasına rağmen, klasik cevap hazırdır; “İlk vahyi oku emri ile başlar.” Cevaplar doğrudur, ya söyleyenler?

Şimdi bir bakalım, gerçekten “Her şey Kuran’da var mıdır.”? Evet vardır. Hatta insanların çoğunun aklının alamayacağı nice haber ve bilgi Kur’an’da mevcuttur. Hatta hikmet niteliğinde teknolojik bir örnek vereceğim ve bundan sonra esas konuya döneceğim.

Ey insanlar! Kendilerine binmeniz için ve bir ziynet olarak atları, katırları ve merkepleri de yaratmıştır. Ve sizin bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratacaktır. (Nahl:16/8) Cenabı Hakkın verdiği bilgilerin zirvede olanlarından biri, Belkıs’ın tahtının bir saniyelik bir zaman diliminde Yemen’den Filistin’e nakli olayıdır. Bunlar ve daha niceleri Kur’an’davardır. Fakat bunlar zaman zaman söylendiği halde müslümanların, meselenin bu tarafına yaklaşma taleplerinin olmayışı “hata nerede” sorusunu gündeme getirmektedir. Bunu Cenabı Hak manidar bir ifade ile dile getirmektedir; İnsanlar, “İman ettik” demeleriyle başıboş bırakılacaklarını ve kendilerinin imtihan edilmeyeceklerini mi sanıyorlar? Andolsun ki, onlardan öncekilerini de imtihan ettik. Elbette, Allah doğru olanları da ve yalancı olanları da bilir. Yoksa kötülükleri işleyip isyan edenler, bizden sıvışıp kurtulacaklarını mı zannederler? Onlar ne tuhaf hüküm veriyorlar! (Ankebut:2/4)

Fakat Kur’an’ı anlama hususunda müslümanların önlerine çok engel konmuş ve çok gizli tuzaklar yerleştirilmiş. Engeller de tuzaklar da gizli güçler tarafından korunma altına alınmış. Müslümanlar da buna fiilen çanak tutmak üzere görevlendirilmişler! Bu engelleri aşmaya çalışanlar genellikle tecrit ve tasfiyeye yöntemi ile devre dışı edilmeye ve engellenmeye tabi tutulmuşlar. Konu ile ilgili çok örnek ve çok uygulama vardır. Her şeyden önce başta bizim sorumlularımız Kur’an hakikatlerine ilgi duymuyorlar. Bugün ülkemizde dünya çapında hafız yetiştiriyoruz. Bunların birçoğunu çeşitli hizmet alanında istihdam ediyoruz. Hele bu hafızlarımızın sesleri güzel ve kıraatleri kurallara uygunsa, dinliyoruz, yoğun yoğun duygu hali yaşıyoruz. Bu kadarı ile görevlerimizi yaptık, zannediyoruz.

Görülen o ki, Kur’an’ın içeriğinden, ruhundan, muhkeminden, müteşabihinden, tebyininden, tefekküründen, cihad yöntemlerinden velhasıl tümünden yetersiz kaldığımızın farkına bile varamıyoruz. Kısacası müslümanlar Kur’an’ı dünya hayatlarından tasfiye etmişler. Daha Kur’an eğitiminde iken biz müslümanlar sınıfta kaldığımızın farkında değiliz.

Üç gün gibi kısa surede Kur’an’ı heceleyerek okumaya başlamak mümkünken, bugün İmam Hatip okullarında birinci dönemde Kur’an’ı okumaya başlama oranı düşük olduğu haberlerini alıyoruz. Her şey bir yana, daha Kur’an öğretmeye başlarken kaybediyoruz. Niçin Kur’an okuttuğumuzu hiç açıklamıyoruz. Kur’an eğitim ve öğretimi ile ilgili olan sorumlu insanlarımız Kur’an okuma usûlü, ilkeleri ve hedefleri hakkında pek bilgi vermiyorlar. Kur’an okumada istiaze, istma’, sumt, ittiba, taakkul, tezekkür ve tedebbür gibi ilkeler vardır. Bunlar Kur’an okumaya başlayanlara mutlaka öğretilmelidir. Hele Kur’an’ın içeriği hakkında bilgi verilmesi ihmal edilmemelidir. Sürekli Kur’an’ın içeriği işlenmeli ve ülfet gerçekleşmelidir;

Hiç olmaması gerekirken İslam coğrafyasında fitne ve tefrika fokurdayarak kaynıyor. Bakınız! Allah Teâlâ, tefrika hakkında nelerle bağlantı kurarak ne buyuruyor: Ey müminler, hepiniz beraberce Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve tefrikaya düşüp birbirinizden ayrılmayın. Ve Allah’ın üzerinizde olan nimetini de hatırlayın ki, siz birbirinize düşmanlar iken sonra Allah kalplerinizi ülfet ederek birleştirdi de O’nun nimeti ile kardeşler oldunuz. Bununla sizler ateşten bir çukur kenarında iken sizi ondan çekip kurtardı. Allah ayetlerini böyle açıklar ki hidayete eresiniz. (Âli İmran: 3/103) İşte bütün bu gerçekler açıkça beyan edilirken kendimizi bir daha sorgulamalıyız, İslam ülkelerinin harimi ismetini “ehli salip” ajanları kirletiyorlar!

Biz hâlâ “hata nerede” diye soramıyoruz!

Ne dersiniz, haftaya perdeyi biraz aralayalım mı? Esselamu aleykum.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir