All for Joomla The Word of Web Design

Her Yönetici Tebdîl-i Kıyafet ile Kurumlarını Denetlemilidir

Rektör Çareyi Hastaneyi Kapatmakta Buldu

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Rektörü Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir, ‘hasta bakılmıyor’ şikâyeti üzerine hasta kılığına girerek gittiği Kuşadası International Dent Care diş polikliniğinde kötü muamele gördü. Hastanın mağdur edilip, edilmediğini denetlemek isteyen Aldemir, mesai saatinde özel aracıyla kıyafet değiştirip, şapka takarak diş merkezine gitti. Muayene olmak isteyen rektörü elinde sigara ile karşılayan personel, “Muayene olamazsınız, doktor yok, başka hastaneye gidin” dedi. Rektör, “Doktor ne zaman gelecek. Dişim ağrıyor” dedi. Personel, “Neden bu kadar çok soru soruyorsunuz? Başka hastaneye gidin, doktorlar izinli. Bir aydır doktor yok” diyerek Aldemir’i tersledi. Rektörü tanımayan personele Aldemir, “Ben rektörüm, neden hastalara böyle davranıyorsunuz” diyerek tepki gösterdi ve hastaneyi kapattı.

Her Yönetici Tebdîl-i Kıyafet ile Kurumlarını Denetlemilidir

Kendi aslî görevini gizlemek maksadıyla elbise değiştirmek anlamına gelen tebdîl-i kıyafet, özellikle Osmanlı döneminde devlet görevlilerinin veya bizzat Padişahların, idare sitemdeki aksaklıkları yakından görmek ve halkın durumuna bihakkın şahit olmak için, zaman zaman halkın arasına girmelerine yönelik özel bir denetim yöntemidir.

Tedbil-i kıyafet uygulamasına art niyetli olarak bakacak olursak, devletin sosyal hayata bir müdahale biçimi veya değişik sosyal kesimlere ve muhalif gruplara yönelik bir sosyal kontrol mekanizması olarak da görmek mümkündür. Çünkü bu metotla, maaşlı hafiyelik sistemi gelişmiş ve görevli tedbil memurları aracılığı ile siyasî hareketlerin kontrolü sağlanabilmiştir.

Dolayısıyla bir sosyal kontrol aracı olarak tedbil-i kıyafet uygulaması, siyasî otoritenin sokaktaki insanın günlük hayatını izleme, kahvehanelerdeki konuşmalara ve dedikodulara kulak misafiri olacak kadar kapsamlı bir istihbarat sistemidir.

Tedbil-i kıyafetin geniş kapsamlı olarak uygulanması ile hem halkın nabzını yakalamak mümkün, hem de kamuoyunun öneminin gün ışığına çıkmasına yardımcı olur. Tedbil-i kıyafet uygulaması, danışmanlarına güvenmek yerine yöneticilerin bizzat halkın arasına girmek suretiyle sosyal/siyasî hayata dair gerçek durumu öğrenme ihtiyacı duymaları, vicdanî sorumluluğun bir gereğidir. Bunun en güzel örneğini Hz. Ömer’de görmek mümkündür. Tebdil-i kıyafetle Medine sokaklarında kendini gizleyerek dolaşan Hz. Ömer, bu şekilde toplumun idare sistemden ne derece memnun veya gayri memnun olduğunu tespit edebilmiş ve sosyal gerçekler çerçevesinde isabetli önlemler almıştır.

Bu geleneği sürdürmüş olan birçok Osmanlı padişahı, idare ettikleri bölgelerin genel durumu hakkında bizzat gözlemleyerek bilgi sahibi olabilmek için, bazen derviş kıyafetiyle, bazen zengin iş adamı elbisesi ile kendileri tanıtmadan halk ile temasa geçmiştir. Tebdil yoluyla yapılan halk yoklamaları Tanzimat dönemine kadar devam etmiştir. Modernleşen Osmanlı Devleti, Tanzimat’tan sonra halktan gelen istek ve şikâyetleri yeterince dikkate alamamış ve toplumdan yavaş yavaş kopmaya başlamıştır.

Bugün T.C. Devletinde bazı yöneticiler, geleneksel olarak kendi kurumları içinde veya sorumlu oldukları bölgelerde tebdil-i kıyafet uygulayarak, anında eksiklikleri görebilmekte ve gerekli müdahalelerde bulunarak, isabetli çözümler üretebilmektedir. Kurumsal yapılarımızda hantallık, vurdumduymazlık, nemelazımcılık, laçkalık, adam kayırmacılık, sallabaşını al maaşını kültürü hâkim olmuş ise bunun bir sebebi de yeterince öz denetimin olmamasıdır. Tebdil-i kıyafet uygulaması ile bu anlamda kurumsal çürümenin bir nebze de olsa önüne geçilebilir. Almanların bir atasözü, bu çerçevede tebdil-i kıyafet yöntemini gerekli kılmaktadır: “Vertrauen ist gut, aber Kontrolle ist besser.” yani “Güven iyidir ama denetim daha iyidir.”

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir