21 Haziran 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bir düğün kırk düğüm

Kırılmış saksı ne topraktır ne çamur. Filört dediğimiz şey tam da bu olsa gerek. Ne evli insanların sahip oldukları güzelliklere sahipsiniz ne de bekar bir insanın berrak zihin yapısına. Yani kendinizi geliştirmek ve hayatınızı düzenlemek, gelişiminizi tamamlamak için harcayacağız tüm vakti ve motivasyonu olmadık işler için çarçur ediyorsunuz.

Gençleri flörte iten en büyük nedenlerden biri evliliğin zorlaştırılmış olması. Çünkü toplum evlenmek isteyen gençlerin önüne bir sürü engel koyuyor, koşup da menzilinize varamıyorsunuz bir türlü. Bu yüzden evlilik yaşı hayli ilerledi. Peki evlilik yaşınının bu kadar yükselmesinin sebepleri neler? Maddeler halinde sıralayalım isterseniz:

1)”Günümüzde toplum gençlerin önüne en temel hedef olarak diploma ve iş sahibi olmayı koyuyor. Diploma ve iş sahibi olmadan evlenmeye ne kız tarafı ne erkek tarafı sıcak bakıyor. Evliliği geciktiren bu durum esasında diploma ve işin evlilikten daha önemli olduğuna dair gizli bir anlayışı da içinde saklıyor. Bu mesajı ister istemez alan gençler de mesajın gereğini yapıp eş adaylarına, kendi insani özelliklerinden ziyade diplomalarına ve maddi imkanlarına göre değer biçiyorlar.”(Psikolog Mehmet Dinç) Karşısındakinin iyiliksever olmasının bir kıymet-i harbiyesi yok çünkü ev sahibi değil.  Anlayışlı, sabırlı olması bir önem arz etmiyor, yüksek maaşlı bir işte çalışmıyor çünkü. Eşya değer kazanırken iyi insanlar, pırlantadan kıymetli güzel huylar değer kaybediyor maalesef.

2)Bazı belli başlı bölümlerden mezun olmadan doğru dürüst bir iş bulamayacaklarını bildikleri halde gençler de hayatı ertelemek ve büyükleri susturmak adına habire okumaya devam ediyorlar.

3)Ergenlik çağına gelmiş çocuklarının bile arkasından ellerinde delikanlının yarım bıraktığı yemeğini gezdiren anneler, çocuklarının büyüdüğünü bir türlü kabul etmiyorlar. Kendisine hep çocuk muamelesi yapılan delikanlı ise bir yolunu bulup bir türlü büyüyemiyor.

4)Gençler küçük yaştan itibaren telefon, tablet, bilgisayar, sosyal medyada beğeni toplamak handikapından kurtulup gerçek hayatla yüzleşmek istemiyorlar. Oyun tadında sanal bir hayat, onlara yetiyor da artıyor bile.

5)Hasbelkader evlilik için doğru kişiyi bulduklarında da “Elalem ne der?”ler adına yapılması gereken dünya kadar seromoni, başka bir engel olarak karşılarına çıkıyor. Sözüydü, nişanıydı, nişanlığıydı, kınasıydı, bindallısıydı, düğünüydü, salonuydu, gelinliğiydi, fotoğrafçısıydı, gelin arabasıydı, kuaförüydü, davetiyesiydi, şekeriydi derken masraflar çok çok yukarılara tırmanıyor.

Tüm bu nedenlerden dolayı evliliği zaten aklına bile getirmeyen gençler, çözümü flört etmede buluyor. Çevresinde kızlı erkekli, sarmaş dolaş flört eden yaşıtlarını görünce de:

1)Bu duruma özeniyor.

2)Hormanların etkisinde olduğundan bu duyguyu merak ediyor.

3)Sevgilisi olmadığı için belki alaya alınıyor.

4)Çoğu kişinin bu şekilde birliktelikler yaşadığına şahit olduğundan ister istemez bunun normal olduğu algısına kapılıyor.

Ve Flört Başlıyor

İşte bu etkiler altında bir sevgili bulma adına korkunç bir mutasyona start veriliyor. Ama bu mutasyon tırtılın kelebek olmasının tersine, cânım kelebeklerimizi tırtıla dönüştüren bir değişim oluyor ne yazık ki.

Televizyondaki dizi, filmlerde, reklamlardaki oyuncuyla bilinçaltında kendini özdeşleştiren genç; verilen subliminal mesajı almakta gecikmiyor: “Onun giydiği markaları giyer, onun tarzına bürünürsen senin de böyle bir sevgilin olabilir. En güzel kızlarla, en yakışıklı erkeklerle flört edebilirsin.”

Gençler, özellikle televizyonun da yönlendirmesiyle manitası(!) olan hemcinslerini mercek altına alıp incelemeye koyuluyor. Onlar gibi giyinip kuşanıyor. Saç şekli, hızması, halhalı, bilekliği, piercingi, dövmesi, makyajı derken onlarla arasındaki fark giderek kapanıyor ve nihayet onlar gibi konuşmaya, davranmaya ve yaşamaya başlıyor. Dizilerde, filmlerdeki kızları erkekleri giydiren moda üreticileri de kendi pazarlarını yaratmış, toplumu ifsad etmiş ve böylelikle de amaçlarına ulaşmış oluyorlar. Bir taşla kuş katliamı…

Ve sonunda delikanlı tüm bu altyapıyla beraber son moda bir insan olarak yine son moda bir sevgili buluyor kendine.

Birbirlerine yaranma adına dünyanın en romantik, en anlayışlı insanı gibi hareket eden bu yeni yetme modern(!) çift, sevgilisinin karşısına en makyajlı haliyle çıkıyor, en cici haliyle. Karşısındaki kızı veya erkeği kaybetmeyi göze alamadığından istemese bile bazı davranışlara, bazı tutumlara göz yummaya başlıyor.

 Biz Evleniyoruz

“Evleneceğin kişiye gözünle bakma kulağınla işit.” demişler. Müstakbel kocamızı/karımızı değerlendirme işini biz yaparsak yanılabiliriz, bu sorunu onun en doğal halini bilen etrafına sorarak halletmeliyiz. Tabiki evleneceğimiz kişiyle düğünden önce görüşüp gözümüzü okşayan bir güzelliğe sahip mi değil mi bakacağız ve bu nadir görüşmelerde bizim için olmazsa olmazları soracağız. Bu yüzden evleneceğimiz kişinin karşısına olduğumuz gibi çıkmalıyız. Bizim bütün artı/eksi yönlerimizi bilmeli: takıntılarımızı, varsa kalıcı sağlık sorunlarımızı… Yalansız, dolambaçsız bir netlikle konuşmalı, anlatmalıyız. Ve sizin için “olmazsa olmaz”ları sormalısınız, lüzumsuz teferruatları değil. Onun size verdiği cevapları siz de onun iş yerinden, akrabalarından, mahallesinden, komşusundan teyit etmelisiniz. Etrafın söyledikleri daha belirleyicidir. Doğru kişi olduğundan emin olduğunuzda da ertelemeden bunu ilan etme adına hemen nikah kıymalısınız.

Boşanma

Evlendikten sonra hayatın sorumlulukları ile beraber flört esnasındaki yapay, cici haller kaybolup bazı tutum ve davranışlara müdahaleler olmaya başlayınca da işler sarpa sarıyor ve sorunlar baş gösteriyor.

Bir oku havaya attığınızda onun ulaştığı son nokta okun düşmeye başladığı andır. Bu örneği biraz açalım isterseniz:

İki genç evlenmeden önce yıllarca süren bir flörte başlıyorlar. Çok şey yaşıyor ve birbirine olan sevgileri %100e ulaştığında evlenme kararı alıyorlar. Matematiğe göre %101 ve daha fazlası olamayacağından bu kişilerin sevgileri günden güne %0’a doğru azalmaya başlıyor. Ve nihayet evlilikleri bitiyor.

Diğer taraftan birbirleriyle flört etmeden evlenen insanlar %0 sevgiyle evliliğe başlıyorlar. Matematiksel olarak %0’ın daha aşağısı olamayacağından bu kişilerin sevgileri günden güne %100’e doğru artmaya başlıyor. Flörtle başlayan evliliklerin büyük oranda boşanmayla sonuçlanmasının istatistiği bu. Artık karar sizin.

 Çözüm/Anne Babalar

1) Gençlere diploma dayatmayın. Diploma sahibi olmak başka; kültürlü olmak, eğitimli olmak başka şeylerdir.

2) Lüzumsuz düğün masraflarıyla bu işi zorlaştırmayın.

3) Onlara çocuk gibi davranmaktan vazgeçin. Özellikle evlendikten sonra onlara müdahale etmeyin.

Gençler

1) Bu dünyaya parti yapmaya gelmişiz gibi davranmaktan vazgeçip çabucak büyüseniz iyi edersiniz.

2) Adamakıllı bir fakülteye giremeyecekseniz anne-babanız istiyor diye rastgele bir bölüm okumayın sakın! Oysa sıradan bir fakülteden mezun olmak yerine dil kursuna gitseniz 4 yılda en az 2 dil öğrebilirsiniz. Ve dört yılın sonunda çok daha kolay iş bulabilirsiniz. Ya da meslek edindirme programlarına katılarak çok daha ucuza bu işi halledebilirsiniz. Aileniz de üniversite okuma adına gideceğiniz başka şehirlerdeki barınma, ulaşım, yeme-içme gibi bir sürü masraftan kendilerini kurtarmış olur ve gerekirse bu artan parayı sizin evliliğiniz için bir köşeye atabilirler.

Emin olun bilinçli bir şekilde kendinizi geliştirmeye yöneldiğinizde çoğu üniversite mezunundan daha kültürlü olacak ve çok daha fazla imkana sahip olduğunuzu göreceksiniz. İş, içinizdeki mücadele ruhunda gizli. Mücadele ruhunuz varsa ilkokul mezunu olsanız bile Türkiye'yi yerinden sallayabilirsiniz. Bunun örnekleri var: Zorlu Holding sahibi ilkokul mezunudur, meşhur Zeki Triko sahibi de. Ama mücadele ruhundan yoksunsanız profesör olsanız bile pes eder, intihar edip canınıza kıyabilirsiniz; bunun da örnekleri var. (Üniversite mezunu birisi olarak söylüyorum: Şimdiki aklım olsa liseyi bile açıktan okur, dört senemi heba etmez ve kendime böyle bir yol çizerdim.)

3) Flört yapmayın demiyorum, flörte yaklaşmayın bile. Yoksa mıknatısa yaklaşan bir metalin başına gelenlerin size olması içten bile değil; bu çekime kapılırsınız. Ve bu ilişkinin dolambaçlı yollarında kendinizi kaybeder, ailenizin herhangi bir nedenden dolayı bu evliliğe onay vermemesi durumunda sağlıklı bir seçim yapamazsınız.

4) Kitle imha silahı olan televizyon izleyerek vaktinizi boşa harcamayın. Olay sadece vakit israfı değil. Bilinçaltınızı çöpe çeviriyorsunuz; ruhunuzu, kimliğinizi…

"O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan eşini var etti.” Araf Suresi, 189

Allah gayet veciz bir şekilde evlilik konusuna açıklık getirmiş. Bu ihtiyacınızı (evlilik) karşılamadan iç huzurunuzu sağlayamaz, sükûnete eremezsiniz. O; sizin fıtratınıza, mayanıza yani gen haritanıza bu isteği, bu arzuyu kodladı. Buna ruhunuzun da ihtiyacı var, bedenizin de. Hiçbir iş, ev, araba, mücevher ya da kariyer bu boşluğu dolduramaz. Bu ihtiyacı karşılamanın en doğal ve doğru yolu da evliliktir. Evliliği geciktirmek insanın doğasındaki en temel ihtiyaçlardan birini yok saymak, iç huzurunuza karşı savaş açmaktır. Unutmayın, suyu düşünmekle susuzluğunu gideremez, ateşi düşünmekle de ısınamasınız.

Hüseyin ŞANLI
http://www.mirathaber.com/huseyin-sanli-bir-dugun-kirk-dugum-146-2771y.html


Back To Top