18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Hz. Davud ve Hz. Sülyman da, Süleyman mabedi de bizimdir

Hz. İbrahim

I. Allah’ın insanlığa gönderdiği son ilahi mesajları içeren Kur’ân-ı Kerîm Peygamberler atası olan Hz. İbrahim’i Allah’ın halîli/dostu bir peygamber olarak tanıtır. -Selam üzerine olsun- Biz onun Peygamberliğine inanırız. Namazlarımızda selam vermeden önce Salât-ı İbrahimiyye ile onu anar, onun şanını yücelttiği gibi Peygamberimiz Hz. Muhammed’in şanını artırmasını Rabbimizden dileriz.
Hz. Davud ve Hz. Sülyman da, Süleyman mabedi de bizimdir
( Kur’ân’ın açıklamalarına göre Hz. İbrahim aklı ile Allah’ı tanıyan ve birleyendir. [1] Putlara, haklar ve özgürlükleri tanımaz putperest zalim yönetimlere başkaldırandır. [2] Tevhidi mücadelesinden ötürü ateşe atılan fakat yanmayandır. [3] Oğlunu kurban etmekle[4] ve eşini, çocuğunu ıssız bir vadiye bırakmakla denenendir.[5]

O, insanlık önderidir,[6] güzellikler örneğidir,[7] Başlı başına bir ümmettir,[8] peygamberdir. Hz. Musa ve Hz. İsa ve Hz Muhammed gibi Ülül-Azm peygamberlere atadır. Kâbe’yi temelleri üzerinde yükselten, Haccı ilan edendir.[9] Allah’ın dostudur.[10]

“Beni sonrakilerin dilinde hayırla andır.”[11]şeklindeki duâsı bereketiyle takriben 4000 yıldır saygıyla anılandır. Yaratılmış insanların en ünlüsüdür. Hayatının bir bölümünü de Filiistin’de/Kudüste geçirdi. )

Bütün Peygamberlere ve İlahî Kitaplara İnanırız

II. Kur’ân-I Kerîm Tevrat’ı ve İncil’i Rabbimizin İsrail oğullarına gönderdiği yol gösterici Kutsal Kitaplar olarak bildirir. Kur’ân Müheymin ve Musaddık bir kitap olarak bu iki kitabın Hak ve Batıl yönlerini gösterir ve ilahi kitaplar olduklarını ve doğrularını da tasdik eder.

Biz Müslümanlar Tevrat ve İncil’i ve onları tebliğ eden İsrail oğulları Peygamberlerini ve özelde Hz. İsa’nın risaletini/peygamberliğini de kabul eder inanırız.

Çünkü Kur’ân ile belirlenen iman esaslarımız arasında bütün Peygamberlere ve kutsal kitaplara iman şartı vardır.

“De ki: Biz, Allah’a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Ya’kub ve Ya’kub oğullarına indirilenlere, Musa, İsa ve (diğer) peygamberlere Rableri tarafından verilenlere iman ettik. Onları birbirinden ayırt emeyiz. Biz ancak O’na teslim oluruz.”(Al-i İmran/84)

Bunun içindir ki Hz. İbrahim’in veya Hz. Musa’nın ya da Hz. İsa’nın Peygamberliğine inanmayan kişi Müslüman olamaz. Müslüman iken inkâr etse kâfir ve de Cehennemlik olur. Tevrat’ın ve İncîl’in Rabbimiz tarafından gönderilmiş ilahi kitaplar olduğuna inanmayanlar da kâfir ve Cehennemlik olur.

Bu sebeple- Selam üzerlerine olsun- İbrahim, Musa ve İsa dâhil Kur’ân-ı Kerim de zikredilen bütün Peygamberler bizim peygamberlerimizdir.

Hz. Davud ve Süleyman’ı da Peygamberlerimiz Biliriz

III. Kur’ân’ın açıklamasına göre İsrail oğullarına gönderilen Hz Davud’a ve oğlu Hz.Süleyman da Allah’ın peygamberleridir. Kur’ânımız onları bize vahiy alan peygamberler olarak şöylece tanıtır:

“Biz Nûh’a ve ondan sonraki Peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, esbâte (torunlara), İsa’ya, Eyyûb’e, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’avahyettik. Davud’a da Zebûr’u verdik.“(Nisâ 4/163)

Açıklanan ayetin ve benzerlerinin ışığında biz Hz. Davud ve Süleyman’a Allah’ın şanlarını yücelttiği peygamberle olarak inandığımız için onlar bizim peygamberlerimizdir. Onları tazim ettiğimiz gibi onlara ilişkin varlığı ileri sürülen bütün hatıraları da yüceltiriz. Bu arada İlk kıblemiz[12] olduğu için Kudüs’teki Süleyman Mabedini de Mescidi Aksa olarak yüce biliriz.[13]

Kâfirleştikleri için Yahudileşen veya Yahudileştikleri için kâfirleşen İsrail oğullarının bu azim şahsiyetlerle hiçbir manevî bağları yoktur. Çünkü tahrif edilmiş Tevrat bağlılarına göre -hâşâ-onlar ahlâksız ve putperest şahsiyetlerdir. Muharref Tevrat’tan alıntıladığımız şu cümleleri okur musunuz?

“Ve Davut ulaklar gönderip (Hitti Uriyanın karısını) getirtti ve kadın onun yanına geldi ve aybaşı kirliliğinden arınmış olduğundan Davut onunla yattı ve kadın evine döndü” (II. Samuel 11, 3-5)

“Ve onun (Süleyman’ın) yedi yüz karısı kral kızı olup üç yüz de cariyesi vardı. Ve karıları onun yüreğini saptırdılar.” (1.Krallar 11,3)

Oysaki Bütün Peygamberler gibi Hz.Davud ve Süleyman da aldıkları ilahi vahiy çizgisinde ve insanları çağırdıkları iman ve ahlak doğrultusunda yaşamışlardır.

Aziz Ecdadımız Osmanlılar

İşte böyle sahâbiler ve sonrasında gelen Müslümanlar gibi aziz ecdadımız Osmanlılar da asırlar boyunca Kudüs’ü Hz. İbrahim’in, Davud’un, Süleyman’ın ve şanlı Peygamberimizin hatırası olarak bağrına basmıştır. İslâm’a aykırı nitelik taşısa da Kudüs’ü şöyle veya böyle yücelten İsrail oğullarına da Hz. İsa bağlılarına da Kudüs’ü açık tutmuştur.

Kudüs’e sahip çıkılacaksa sahip çıkması gerekenler Müslümanlardır. Çünkü İstisnaî dönemler dışında asırlar boyunca Kudüs’e sahip çıkanlar, imar edenler ve tüm inançlara açık tutanlar Müslümanlar olmuştur.

Mevcut Durum Geçicidir

Amerika ve İsrail’in egemenliği geçidir. Onların zulümleri artıkça zevalleri de yakınlaşacaktır. Mevcut durum, biz İslâm çevresinde kenetleninceye ve gerekli maddî ve manevî atılımları yapıncaya kadar devam edecektir. Etmeli de. Çünkü yaratılan ayetlerle indirilen âyetleri birlikte okuyamayan cahil ve tembel Müslümanlar olarak buna müştahakız..Zilletin acısını ruhumuzda yaşamadıkça izzete eremeyeceğiz.
------------------
[1] Enam 75-79

[2] Enbiya 57-67
[3] Enbiya 68-70

[4] Saffat 101-112
[5] İbrahim 37

[6] Bakara 124
[7] Mümtahine

[8] Nahl 120
[9] Bakara 127, Haz 26

[10] Nisa 125
[11] Şuara 84

[12] Hicretten önce iki veya üç yıl süreyle Hz. Peygamber’in Kâbe’yi de önüne almak suretiyle Kudüs’e yönelerek namaz kıldığı (İbn Sa‘d, I, 243; Kurtubî, II, 150; Fahreddin er-Râzî, IV, 110) ve -farklı rivayetler bulunmakla birlikte- Medine döneminde on altı veya on yedi ay bu uygulamanın devam ettiği, daha sonra kıblenin Kâbe’ye çevrildiği kabul edilmektedir (Buhârî, “Śalât”, 31, “Tefsîr”, 18; Müslim, “Mesâcid”, 11-12.
[13] Hz. Dâvûd’dan sonra oğlu Süleyman yedi yıl içinde Kudüs’te muhteşem bir mâbed (Mescid-i Aksâ) inşa etmiş, ayrıca kendisine bir saray yaptırmış, ahid sandığını bulunduğu yerden alarak mâbeddeki özel yerine koymuş, Kudüs’ün çevresine duvar çektirmiştir (I. Krallar, 3/1; 5-7; 8/1-6; 9/15). DİA Kudüs maddesi


Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/hz-davud-ve-hz-sulyman-da-suleyman-mabedi-de-bizimdir-7-2624h.html


Back To Top