19 Haziran 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Hz. Nuh ve gemisi hakkında neden Kuran’a müracaat edilmez?


Hz. Nuh'un Gemisi’nin yeri belirlendi iddiası doğru mudur?

Belgesel film yapımcısı Cem Sertesen, Hz. Nuh'un Gemisi'nin kalıntılarının Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesine bağlı Telçeker köyü sınırlarında olduğunu savunarak, Doğubayazıt ilçesindeki Vali Kutlu Aktaş Konferans Salonu'nda düzenlenen "Nuh'un Gemisi" konulu konferansta "Haftalar süren çalışmanın sonunda alınan yer altı radar görüntülerinde gemi gövdesi görüldüğü bütün çıplaklığıyla kanıtlandı." dedi.
Hz. Nuh ve gemisi hakkında neden Kuran’a müracaat edilmez?
Sertesen,konferansın ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, Nuh'un Gemisi'nin kalıntılarının Doğubayazıt'ta olduğunu savunarak, "İnsanlık tarihinin en büyük efsanesi olan Nuh'un Gemisi ile yalnız bizler değil, dünyanın dört bir yanından insanlar ilgileniyor. Avrupalısı, Asyalısı, Amerikalısı, herkes Nuh'un Gemisi'nin Türkiye'nin doğusunda olduğunu kabul ediyor ve bulunduğu şehir de işte Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesi." diye konuştu.


HZ. NUH VE GEMİSİ HAKKINDA NEDEN KURAN’A MÜRACAAT EDİLMEZ?

Yaklaşık olarak 150 yıldan beri, Ağrı Dağı, özellikle İncil’e inanan Hıristiyan arkeologların ilgisini çekmektedir. Çünkü herkes, Hz. Nuh’un gemisini ilk bulan kişi olmak istiyor.

Örneğin 1883 Ağustos ayında Amerikan Gazetesi “Chicago Tribune” Osmanlı kâşiflerinin Ağrı Dağında Hz. Nuh’un gemisini bulduklarını yazar. Bu haber üzerine papaz Nourri, bir ekiple Ağrı Dağına çıkar ve geminin büyük bir operasyonla Şikago Uluslararası Fuarında sergilenmesi maksadıyla Amerika’ya getirilmesi için dinî bir cemiyet kurar.

Yine 1955 yılında Fransız iş adamı ve amatör arkeolog Ferdinand Navarra 12 yaşındaki oğlu Rafael ile birlikte Ağrı Dağının 4.200 metre yükseklikteki eteklerinde buzlarla kaplı bir mağaradan aldıkları 3 parça tahtayı gizlice yurt dışına çıkarır. 201 sayfalık “Nuh’un Gemisini Buldum” isimli kitabında odun enstitüleri tarafından en modern teknik yöntemlerle incelenmiş olan tahta parçalarının en az 5 bin yıllık saplı meşe ağacından (Quercus Robur) ve henüz bilinmeyen aletlerle işlenmiş olduğu belirtilir.

En son olarak 2010 yılında bir grup Çinli ve Türk kâşif, Ağrı Dağının 4 bin metre yüksekliğinde karbon deneyleri ile 4 bin 800 yıllık tahtalar olduğu belirlenen parçalar bulur ve bunların Hz. Nuh’un gemisine ait olduğunu açıklar. Çinli araştırma ekibi, “Noah's Ark Ministries International” (Nuh’un Gemisi Uluslararası Bakanlıkları) (1) isimli Hıristiyan bir örgütün üyeleridir. Bu üyelerin en önde gelenlerinden Yeung Wing-Cheung, tahtaların yüzde 99 oranla Hz. Nuh’un gemisine ait olduğunu iddia etmiştir.

Hz. Nuh ve Gemisi Hakkında Gerçek Bilgiler Kuran’da Mevcuttur

Görüldüğü üzere yurt dışından gelen gayri-Müslüm arkeologlar, daha çok kendi dinî kaynaklardan yola çıkarak, araştırmalarını yapmaktadır. Halbuki bütün arkeologlar, Hz. Nuh ve gemisi hakkında en doğru bilgileri Kuran’da bulabilir. Doğrusu hayret ediyorum. Bizim yetkililer, olaya tamamen turizm boyutuyla bakıyor, bizim arkeologlar kalıntıların özellikleriyle ilgileniyor, Diyanet(çiler) ve ilahiyatçılar ise uyuyor. Bir gün yabancı bir araştırmacı “Yahu, aradığımız bütün bilgiler zaten Kuran’da mevcutmuş, böyle büyük bir ilahî hazineye sahiptiniz de neden bizi bu kadar yordunuz, neden bizi aydınlatmadınız. Siz nasıl Müslüman araştırmacılarsınız böyle?” derse mahcup olmayacak mıyız? O halde şu kısa yorum yazımızda ben meraklı araştırmacılara Kuran’dan birkaç önemli bilgi aktarayım. Belki birkaçının hidayetine vesile olabiliriz.

- Ulu-Azm olarak ifade edilen Hz. Nuh, Allah’a ibadeti terk edip, putları ilah edinmeye başlayan bir kavmi tevhit akidesine döndürmek için gönderilmiş bir Peygamberdir.

- Hz. Nuh’un kavmine gönderiliş sebebi olarak Kuran, şunları bildirmektedir: “Şüphesiz biz Nûh’u, kavmine, ‘Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar’ diye peygamber olarak gönderdik.” (Nûh: 1).

- Hz. Nuh, Kuran’da A'raf, Hûd, Müminûn, Şuârâ, Kamer ve kendi adıyla adlandırılmış olan, Nûh surelerinde 43 kez anılmaktadır.

- Nûh kavminin taptığı birçok put vardı. Ved, Suva, Yağûs, Yeûk ve Nesr gibi putlar Kuran’da belirtilmektedir. (Nûh: 23).

- Hz. Nuh, kavmine yaptığı bazı tebliğler, şu şekildedir: "...'Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. O'ndan başka ilâhınız yoktur; doğrusu sizin için büyük günün azabından korkuyorum.' dedi." (A'raf: 59). " 'Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Allah'tan başkasına kulluk etmeyin! Doğrusu ben, hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.' dedi." (Hûd: 25, 26).

- Menfaatlerini tehlikeye düştüğünü gören bazı ileri gelen müşrikler, Hz. Nuh ile alay etti, onu yalanlamanın ötesinde ona suikastlarda bulundular. "Bu putperestlerden önce Nuh kavmi de yalanlayarak; delidir demişti, yolu kesilmişti." (Kamer: 9). "..’Ey Nuh! Eğer bu işe (tebliğine) son vermezsen, şüphesiz taşlanacaklardan olacaksın.’ dediler." (Şuara: 116).

- Hz. Nuh, çok az inanan hariç (Hud: 40), bu zalim topluluğun kendisine iman etmeyeceğini görerek, Allah’a şu şekilde yalvardı: "… 'Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar.' dedi." (Şuara: 117-118).

- Bunun üzerine Allah, Hz. Nuh’a şunları emretti: "Nûh'a; 'Senin milletinden inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır. Onların yapageldiklerine üzülme. Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana başvurma. Çünkü onlar suda boğulacaklardır.' diye Allah tarafından vahyolundu." (Hûd: 36-37).

- "Gemiyi yaparken kavminin inkârcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da; ‘Bizimle alay ediyorsunuz ama alay ettiğiniz gibi bizde sizinle alay edeceğiz. Rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz.2 dedi." (Hûd: 36-39).

- Kuran, Hz. Nuh’un gemiyi hangi yöntemlerle inşa ettiği hakkında da bilgi vermektedir: “Nuh’u (ve onunla iman edenleri) tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik.”

- -Allah, Hz. Nuh'a Tufanın gelişini haber veren alâmet olarak, tandır (tennûr)'dan suların kaynamasını gösterdi. Tandırdan su kaynamaya başlayınca Allah, Hz. Nuh’a her cins canlıdan birer çifti ve kendisine inananları gemiye bindirmesini emretti: "Emrimiz gelip, tandırdan sular kaynamağa başlayınca; her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmemiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir." dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı." (Hûd: 40).

- Hz. Nuh, kendisine inananların yanında ailesinden birkaç fert ile beraber gemiye bindi. Ancak oğullarından biri iman etmeyip isyan etti. "Sular her yeri kaplamaya ve gemi yüzmeye başlayınca Nuh oğluna; ‘Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel; kâfirlerle birlik olma’ diye seslendi. Oğlu; ‘Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır.’ deyince, Nuh; ‘Bugün Allah'ın buyruğundan, O'nun acıdıkları dışında kurtularak yoktur’ dedi. Aralarına dalga girdi. Oğlu da boğulanlara karıştı." (Hûd: 42-43).

- Tufan, bütün dünyayı sular altında bıraktı. "Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık. Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. Her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti." (Kamer: 11-12).

Hz. Nuh’un Gemisi Ağrı Değil Cudi Dağındadır

Kuran, Hz. Nuh’un gemisinin Ağrı Dağında olduğuna dair bir ipucu vermemektedir. Ama Türkiye topraklarında olan başka bir Dağa işaret etmektedir. Kuran’a göre Allah, müşrik toplumları helak ettikten sonra Tufanı sona erdirmiş ve müminlerin içinde bulunduğu gemiyi selametle Cûdi Dağı üzerine oturtmuştur:

“Yeryüzüne ‘Yut suyunu.’ Göğe ‘Tut suyunu’ denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve ‘Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!’ denildi.” (Hud: 44).

Bundan sonra Hz. Nuh, Allah’ın emri ile inananlarla beraber gemiden selametle indi (Hud: 48) ve Cudi Dağının eteklerinde Semânîn diye isimlendirilen bir yerleşim yeri inşa etti. Bu yerin, bugün Cizre'nin yakınlarında bir bölgede olduğu rivayet edilmektedir. Dolayısıyla araştırmacılar ve arkeologlar, geminin kalıntılarını ve bu kenti bu dağın çevresinde de aramalıdır. Allah, Kuran’da âdeta bizi bu yönde araştırmalar yapmamızı ve gemiyi bulmamızı şu âyetiyle teşvik ediyor:

"And olsun ki Biz, onu (gemiyi) bir ibret olarak bıraktık; öğüt/ibret alan (tetkik eden) yok mudur." (Kamer: 15).

Eğer Hz. Nuh’un gerçek gemisi Cudi Dağında bulunursa, Kuran’ın mucizesi yine gerçekleşmiş olur.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/hz-nuh-ve-gemisi-hakkinda-neden-kurana-muracaat-edilmez-7-3937h.html


Back To Top