İffet Yakalandı ve Adalete Teslim Edildi. Cezasını Çekecek!

Televizyon, kimilerine göre sihirli kutu, kimilerine göre ise aptal kutusu… Aslında iki tanımlama da doğru. Zira film ve diziler insanlarımızı bir taraftan güçlü bir sihir ile hipnoz ederken, diğer taraftan bu hipnoz sayesinde de aptallaştırıyor. Maalesef gerçek bu…

Bütün TV kanallarında, zannediyorum yeni sezon dizileri başladı. İnsanlarımızın içinde, bu dizi ve filmlere, hastalık derecesinde müptela olanlar var. Bir bölüm bittiğinde, bir hafta sonra ki bölümü heyecanla bekleyenler, dizi hakkında hafta boyunca yorum yapanlar, insanlarımız arasında azımsanmayacak derece de çoğunlukta.

Televizyonun siyah beyaz olarak hayatımıza girmesi 1970’li yıllara rastlıyor. O yıllar, “Pazar sineması” ve “Dallas” gibi yabancı yapımlar ile halkımız adeta hipnoz edildi. 1980’li 1990’lı yıllara gelindiğinde ise toplum manevi değerlerden yavaş yavaş uzaklaşmaya, gayrı meşru ilişkiler meşru görülmeye başlandı. Kültür emperyalizmine maruz kalan milletimiz, modernlik adı altında Post-Modern bir hayatı ister istemez yaşamaya başladı. 1990’lı yıllarda, pop parçaları ve klipler revaçtaydı. Gençler bu parçalara ve kliplere öyle itibar ettiler ki, beyin melekelerinin iğdiş edildiğinin farkına bile varamadılar. Yılar öncesinde, ünlü Alman sosyolog ve felsefeci Adorno’nun, pop müziği, “Tüketilmek için üretilen bir müzik” türü olarak tanımlaması, gerçekleri ortaya koyuyordu ama bizim gençlerimiz sihre yakalanmıştı bir kere. Yapılan hareketli müziğin, manasının ve anlamının olup olmaması hiç önemli değildi. Kliplerde geçen birkaç ahlaka mugayir sahne, özellikle gençlerin nefsine hitap ediyor, milyonları arkasından sürüklemeyi başarıyordu. Aslında, davul zurna ve birkaç cinsel içerikli görüntü ile kendi kültürümüze ve kendi özümüze veda ediyor, bir nevi kültürsüzlük olan post-modern bir hayatın kucağına sürükleniyorduk. Artık metalaşmış bir kültürümüz vardı. Oysa Kültür demek, ekmek demek, su demekti. Kültür demek, bir insan için oksijen demekti.

2000’li yıllara gelindiğinde ise, bütün dünyada olduğu gibi İnternet ortamıyla tanıştı, Anadolu insanı. Arkasından ise sosyal medya çılgınlığı vs… Çocuklarımızın çoğu internet kafelerde ders araştırmak için sıraya girdi. Aslında internetin derin dünyası içinde ders araştırmak işin bahanesiydi. Oyun siteleri, erotik siteler ve hatta porno siteleri evlatlarımızı bizden çalmak kendi kültürüne yabancılaştırmak için kurgulanmıştı. İnternet kafelere bir düzenleme getirilene kadar, biz zaten kaybedeceğimizi kaybetmiş durumdaydık

Bu tespitlerimizi aşırı bulanlar ve çocuklarımızın internet ortamında hipnoz edildiğine inanmayanlar varsa, lütfen Google’a “Mavi Balina” yazsınlar. Bu oyun sayesinde hipnoza girip intihar eden çocuklarımızı gördüklerinde,   herhalde ne demek istediğimizi anlayacaklardır. Çeşitli oyunlar ile evlatlarımızın bilinçaltına atılan “Sübliminal mesajları” anlamak istemeyenlere ise sözümüz yok! Ama yine de yazımızı sonuna kadar okumalarını tavsiye ediyoruz. Bizler TV karşısında dizi izleyip dizi dizi dertlerimizi unuturken, diğer odada ders çalıştığını zannettiğimiz evlatlarımızla, internet ortamında birileri ilgileniyor, hiç merak etmeyin!

Bu cümleler “Acı oldu” deseniz de “Ağır oldu” deseniz de maalesef gerçekler böyle…

                                                                                   ***

Bu yazıyı yazdığım zaman dilimini sizlerle paylaşmak istiyorum. Şu anda saat gece 01.40’ı gösteriyor. Bu akşam çalışmalarıma dinlenme molası verip çay içerken, haber dinlemek adına kumandayı elime aldım ve açtım televizyonu. Nerden takıldım bilmiyorum ama yıllardan beri süren bir diziyi üç dakika kadar seyretme talihsizliğinde bulundum. O üç dakika içinde bile, topluma öyle bir Sübliminal mesaj verildi ki bu kadar olur! Aslında bu yazıyı uykusuz kalmak adına kaleme almamın sebebi de bu…  Çocukların ve gençlerinde ilgilendiği ve seyrettiği sözüm ona polisiye dizide; adı İffet olan bir kadın, genç kızları ağına düşürüyor ve fuhuş yaptırıyordu. Bu işin mağduru olan genç kadın ise sivil polislere şunu soruyordu:

“İffet ne oldu yakalandı mı?”

Karşıda ki sivil polis rolünde ki oyuncu ise mağdur kadına şu cevabı verdi:

“İffet yakalandı ve adalete teslim edildi. Cezasını çekecek”

Olay bitti beyler, olay bitti hanımefendiler! Sizin ve çocuğunuzun bilinçaltına iffetli olmanın kötü hatta ceza gerektiren bir durum olduğu anlayışını attılar da siz farkına bile varamadınız. Kötü kadının ismi, başka bir isim olamazmış gibi “İffet” konulmuş. Daha sonra yaptığım küçük araştırmada, aynı adı taşıyan güya sanat adına yapılmış Yeşilçam filmi ve ya filmleri olduğunu da gördüm. Vay ki, vay!

Bu sadece üç beş dakikalık televizyon izlemem esnasında bana denk gelen bir kare. Bir de 25. Kareye konulan görsel Sübliminal mesajlar var. Aslında bu konu hakkında, yapacağınız tek bir işlem var. Çocuğunuzun en çok sevdiği ve izlediği çizgi filimin adını Google yazıp yanına da Sübliminal mesaj yazmanız yeterli olacaktır. Belki o zaman, çocuklarımızın karşı karşıya olduğu büyük tehlikeyi anlamakta zorlanmayız.

Şu anda, toplumumuz fertlerinin yüzde bilmem kaçının ateist, yüzde bilmem kaçının deist olduğunu istatistik olarak ortaya koyuyoruz. Gençler arasında içki ve uyuşturucu kullanımının yükselmesi, suç oranlarının hat safhaya ulaşması, cinsel sapmaların toplumumuzda yaygınlaşması gibi gayri-ahlaki olaylar kabul edilebilir şeyler değildir.

Ezcümle; Anayasamızın 58.maddesinde yer alan “Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır” hükmüne istinaden; gayri-ahlaki olayların yaygınlaşmasının önüne geçmek için çalışmalar yapılması, (Sübliminal) gizli mesaj içeren film ve dizilere ağır yaptırımlar getirilmesi, sekülarizmden soyutlanmış, manevi değerlerimizin de ön plana çıkarıldığı bir eğitim sistemimizin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

İffet’ler ölmesin! İffet’leri öldürmeye kimsenin hakkı yok!

Selam, dua ve muhabbetlerimle…

Şaban DOĞAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir