20 Eylül 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

İftira toplumsal düzeni bozacak kadar tehlikeli bir bombadır


Tecavüz iftirası ile öldürülen gencin ailesi perişan durumda

Adana'da 15 yaşındaki kızın "Bana tecavüz etti" iftirası ile kızın babası tarafından öldürülen 17 yaşındaki Muhammet Reşit Yıldırım'ın ailesi perişan durumda.
İftira toplumsal düzeni bozacak kadar tehlikeli bir bombadır
Beyin küçülme rahatsızlığı olan anne Fatma Yıldırım'ın hastalığı, oğlu iftiraya kurban gidince aniden ilerledi. Şimdi ayakta güçlükle durabilen acılı anne konuşmakta zorlanıyor, hiç bir iş yapamıyor. Baba Ali Yıldırımise hem eşine ve geride kalan çocuklarını bakmak, hem de çıkan dedikodulardan dolayı yaptığı fırıncılık işini bırakmak zorunda kaldı. Baba Ali Yıldırım,“Önce oğlum tecavüz etmediği ortaya çıktı, sonra kız kendisine tecavüz edenin ismini verdi, bizden de özür diledi, ama bunlar oğlumu geri getirmez ki. Eşimin beyin küçülmesi ilerledi hareket edemiyor, ben işimden oldum” sözleriyle içine düştüğü zor durumu anlattı.


İFTİRA TOPLUMSAL DÜZENİ BOZACAK KADAR TEHLİKELİ BİR BOMBADIR

Bir insanın başkası hakkında iftirada bulunmasının birçok sebebi vardır. Mezkûr haberde tecavüz sonucunda hamile kalıp kürtajla alınan bebeğin babasının M. R. Yıldırım'dan olmadığı adlî tıp raporuyla tescillenmesinden sonra 15 yaşındaki kız, maktul ile sadece tanıştığını, cinsel ilişkiye girdiği kişinin ise akrabalarından birisinin olduğunu, babasından korktuğu için de iftira ettiğini itiraf eder. Bir iftira yüzünden masum bir genç öldürülür, evladını kaybeden ailesi perişan duruma düşer. Diğer taraftan kızın babası cinayetten, kız ise iftiraya bağlı olarak bir kişinin ölümüne sebep vermekten dolayı tutuklanır.

Çocuklar, ebeveynleri tarafından yeterince sevgi göremedikleri için, sevgiyi dışarda arar oldu. Aile içi ilişkiler bozulduğundan ötürü aile fertleri arasında samimî saygı ve güven sarsıldı. Çocuklar, büyüklerinden korktukları halde, yine de gayri meşru alanlarda cirit atma cesareti gösterebilmektedir. Çocukların kalplerine Allah sevgisi yerleştirilmediği gibi bu sevgiyi korumaya yönelik vicdanî sorumluluk duygusu da aşılanmamıştır. Bu yüzden çocuklar, Allah’ın sevgisini yitirecek gayri meşru fiilleri korkusuzca yapabilir hâle getirilmiştir.

Buluğ çağına gelen çocuklar, büyüklerinden korktukları kadar Allah’tan da korkmuş olsalardı mayın tarlalarına yaklaşmayacaktı. Nasıl ki Allah korkusu, her türlü manevî gelişimin temeli ise, aile/dünya korkusu da her türlü ahlâkî sapmaların mayasıdır. Bir de buna kontrol edilemez şehvet ve cehalet eklenirse, iftira gibi şahsî günah ve kötülükler, hiç hesapta olmayan karmaşık ve içinden çıkılmaz büyük ailevî ve sosyal felaketlere de yol açabilmektedir.

İftiranın Toplumsal Tahribat Gücü Hesap Edilebilir Değildir

Toplumsal boyutuyla yalanların en tehlikesi iftiradır. Çünkü mezkûr haberde de görüldüğü üzere masum bir insan hakkında her ne sebepten dolayı olursa olsun art niyetli birisi tarafından yalan uydurmanın sosyal tahribat gücü hayli yüksektir. Kaldı ki Türkiye’de toplumun hukuk anlayışındaki şahsî kanaatlerine bağlı olarak intikam ve linç duyguları gibi ortaya çıkan radikal sapmalar, iftiraya uğrayan bir insan daha da mağdur konuma düşebilir.

Bunun yanında meri hukuk sistemi de iftiraya uğrayan bir kişiyi yeterince korumuyor ise sistem de müfterilerin lehine çalışır. Bir de iftiraya uğrayan birisinin sıradan bir vatandaş olduğunu düşünün. Bu durumda hakkında kesin hüküm henüz verilmiş olmamasına rağmen böyle bir kişi, çoğu zaman hemen yargısız infazına uğrar ve toplum tarafından acımasızca dışlanır. İftiraya uğrayıp da kendisine savunma hakkını kullanma fırsatı dahî verilmeyen ve(ya) bundan dolayı değişik toplumsal cezalara maruz bırakılan bir insan, mağdur duruma düştüğü için, dezavantajlı kesimlerin en başında gelirler.

İftiraya Uğrayan Bir İnsan Mazlumdur

Hangi dinden veya inançtan olursa olsun iftiraya uğrayan her insan, haksızlığa uğradığı için, mazlum durumundadır. Ve aslında bir mazlum, manevî yönden en güçlü insandır. Ne buyurmuş Peygamberimiz (sav): Mazlumun bedduasını almaktan kork. Zira Allah'la bu beddua arasında perde mevcut değildir.” (Müslim; İman: 31). Mazlum, dünya hayatında ve meri hukuk sistemi içinde hakkını alamaz ise bir (bed)dua ile kendine zulmedenin korkulu rüyası olabilir. İftiraya uğrayan sahabilerin, son çare olarak beddua haklarını kullandıklarını burada hatırlatmak isterim.

İftiraya Uğrayan Bir İnsan, Müfteri Hakkında Beddua Edebilir

Hz. Sa’d b. Ebi Vakkas’ın kendisine iftira eden bir adama beddua etmesiyle müfterinin gözünün kör olması veya Hz. Said Bin Zeyd’in bir kadın tarafından iftiraya uğraması sonucunda “Ya Rabbi! Bu kadın yalan söylüyorsa gözü kör olsun”demesi sonucunda kadının gözünün kör olması gibi tarihî olaylar, çok ibret vericidir.

Velhâsıl-ı Kelâm

Her insan, elbette bazı hatalar yapabilir. Ama bir kimseye işlemediği bir hatayı/suçu/günahı isnat etmek, ahlâksızlığın en büyüğüdür. İftiranın en çirkini de namus üzerine yapılandır. Çünkü böyle bir iftira, toplum düzenini çok hızlı bir şekilde bozacak kadar korkunç bir bombadır. Kuran,

“Mümin erkek ve kadınlara işlemedikleri bir günahla eziyet edenler (onlara iftira atanlar), doğrusu açık bir günah yüklenmiştir.” (el-Ahzab: 38) âyetiyle iftirayı haram ilan etmiştir.

Kuran, “…İftirada bulunanlardan her birinin kazandığı günaha göre cezası vardır. Onlardan günahın en büyüğünü yüklenene de büyük bir azap vardır.” (Nur: 11). demek suretiyle iftira konusunda herkesi uyarmaktadır.

Bununla birlikte Kuran, asılsız olması muhtemel haberlere de doğruymuş gibi ilgi göstermeyi ve bunlara araştırmadan inanmayı da yasaklamıştır.

“Ey müminler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bazısı günahtır.” (Hucûrât: 12).

Demek oluyor ki bir olay karşısında sadece olayın aktörleri değil sosyal çevre ve ilgili kurumlardan sorumlu kişiler de ilâhî imtihanın birer parçasıdır. Bu noktadan itibaren iftiraya uğrayan insanları kınamaktan ziyade daha büyük fitnelere fırsat vermemek adına gerçekleri iyice öğrenmek ve müfterileri ayıplamak gerekir. İftirada bulunmuş kişiler de tövbe istiğfar edip, mağdur ettiği kişiden helallik dilemeli ve kendilerini ahlâken düzeltmelidir. Umulur ki bu durumda bu günahı işleyenler, çok bağışlayıcı Allah’ın affına nail olur (en-Nûr: 4-5).

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/iftira-toplumsal-duzeni-bozacak-kadar-tehlikeli-bir-bombadir-8-3674h.html


Back To Top