18 Haziran 2018 Pazartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

İnfak ve evkaf

İlim alanında insanlığı aydınlatan, adaleti zirveleştiren, milletleri medenileştiren, ümmeti kardeş yapan, güçlü devletler kuran ve dostuna da düşmanına da huzur sağlayan dinimize ait nice değerimiz vardır. Bunlar unutulmaya yüz tuttu ve birçoğu da unutuldu. Unutulan ya da dar çerçevelerde yapılmaya kalkışılan “infak” gibi bir ibadetimiz vardır.

Aslında infak, insan vücudundaki tendonlar gibidir. Tendon kasları kemiklere bağlar, insan vücudundaki eklemleri açıp kapar, iskelet ile diğer organlar arasındaki hareketi organize eder. Kısacası, insan olma niteliğini tamamlayarak gücünü kullanmasını sağlar. Bu ve benzeri her varlıkta müminler için dolu dolu ibretler, hikmetler, uyarılar ve dersler vardır.

İnfak, müslümanların öncelikli konularından biridir. Çok önemlidir. Bu vesile ile infak İnsan vücudunda beyinle organize çalışan kalp mesabesindedir. Kalbi tam kapasite çalışmayan insan hasta olur, bu hastalık insanı ölüme kadar götürür. Ne ilginçtir ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “insan vücudunda bir et parçası vardır, o düzelirse bütün vücut düzelir sağlıklı olur, o bozulursa bütün vücut bozulur” buyurarak mükemmel bir gerçeğe işaret ediyor. Biz müslümanlara ve bütün insanlığa bu reçete şifa kaynağıdır.

Günümüzde iki milyar civarında bir nüfus potansiyeli olan İslam âlemi, şer güçlerin ajanlık yapan fedailerinin kuşatması altındadır. İslam ülkelerinin tamamına yakının siyaseti, savunması, istikrarı, eğitimi, güvenliği, üretimi, ticareti, beslenmesi ve para politikaları vesayet altındadır. Bu ise çok düşündürücüdür. Bu sebepten de müslümanların mantıksız düşünmekten ve delilsiz iddialarda bulunmaktan arınmaları gerekmektedir. Kur’an gibi bir hidayet kitabını yorumlara aksesuar yapmamalıdırlar. Balçıkla sıvamaya yeltendikleri Kur’an güneşinin önünden çekilmelidirler.

Müslümanlar unutulan infak ibadeti hakkında seferberlik ilan ederek araştırmaya ve yeniden infak ibadetinin gereklerini yapmaya çalışmalıdırlar. Ecdadımız, âlemlere rahmet, ümmetine rehber Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i takip eden yıllar ve asırlar sürecinde infak ibadetini sistematik tarzda uygulamışlardır. Onlar cami medeniyeti ile beraber infak medeniyetini sürdürmüşlerdir. Cami ile infak kurumları kurulmuş ve bunlar vakıflar adı altında fâkiri zengine ezdirmeyecek mükemmel bir medenî toplum halinde asırlarca yaşamışlardır. Ne hazindir ki bu medenî kurumlar cumhuriyet döneminde satılmış, yıkılmış, eşe, dosta ve çıkarcılara peşkeş çekilmiştir. Nice imaret kurumu yanında yalnızca İstanbul’da dört yüz elli camiyi temelden silip kaybetmişlerdir. Bunların bir kısmı yeniden inşa edilmiştir.

İşgal ordularının bile yapmayacağı hırçınlığı yapan çapulacı sürüleri, gelecek nesillerin fâkirlerinin haklarına tecavüz etmişlerdir. Ankara yolundan Şileye kadar bütün ormanlar vakıflara ait olduğu bilgileri yaygındı. Bin dokuz yüz kırk iki senesinde çıkan “Orman Kanunu” ile ormana devredilen araziler talan edilmiştir. Yine evkaf arazisi çıkarcılara yani bugün sokaklarda adalet arayanların ağababaları, nice fâkirin, yoksulun, yetimin ve kimsesizin hakkını gasp etmişlerdi. İnfak gibi bir medenî değeri gasp etmişlerdi.

Şimdi müslümanlar, üzeri küllenen bu değere yeniden sahiplenmelidirler. Toplumun atar damarı ve tendonları mesabesindeki bu hayatî kurumu yeniden canlandırmalıdırlar. Kur’an’a baktığımız zaman daha Bakara süresi ilk sayfasında bir âbide gibi infak önümüze çıkar. Birinci ayet, sonsuz âlemlerden gelen bir haber niteliğinde olduğunu hissettirir. İkinci ayette; şu, âlemlerin Rabbi Allah’tan gelen “Kitaptır” ve “bunda şüphe yoktur”, bilgisi verilir. Bu beyandan sonra, Kur’an’ın insanlık için her alanda en mükemmel hayat sistemi olduğu “hûden” kavramı ile ilân edilir. Üçüncü ve devamındaki ayette “muttakiler ’in” genel tanımı yapılır. Muttakiler: Gayba iman edenler, namazı kılanlar, kendilerine verilmiş rızıktan infak edenler. Tanımı ile infakın önemi gün ışığı gibi kendini gösterir.

Bugün müslümanlar, faiz düzenine mahkûm olmuş ve azat kabul etmez köleler durumuna düşmüşlerdir. Faizin mutlak haram olduğunu bile bile tüm parasal işlemleri için faiz merkezi olan banka kapılarına gitmeye mecbur edilmişlerdir. Şimdi, devlet bütçesi gelirlerinden geliri daha çok olan evkaf gelirlerini düşünün! Esselamu aleykum...

İlhan ORAL
http://www.mirathaber.com/ilhan-oral-infak-ve-evkaf-45-2523y.html


Back To Top