İslâm Ülkeleri Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinden Ne Anlıyor?

İslâm ülkelerinin siyasî, ekonomik, sosyal ve idarî yapısı birbirinden çık farklı olduğu için, biz burada tek tek ülkelerinin kendilerine has kadın odaklı farklı politikalarını ele almamız mümkün değildir. Ancak 1969 tarihinden beri hemen bütün İslâm ülkelerinin üye olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) kadın çalışmalarını kısaca tahlil edebiliriz. Daha önceki bir haber yorum yazımda Batı kökenli bir kavram olan “toplumsal cinsiyet eşitliği” ile ilgili eleştirel ve kaygısal düşüncelerimi ifade etmiştim.

İİT, son yıllarda kadınlara yönelik birçok faaliyet yürütmektedir. Dikkatimizi çeken husus, İİT üyesi ülkelerdeki kadınların konumlarını güçlendirilmesine yönelik bazı adımların atılmasına yönelik olarak İİT uhdesinde kadın odaklı “Bakanlar Konferansı” ve “Uzmanlar Toplantıları” düzenlenir olmasıdır. Bunların sonucunda kadınların gelişimini hedefleyen Deklarasyonlar yayınlanmakta, kararlar alınmakta ve eylem planları geliştirilmektedir.

Örneğin 2006 yılından beri devam eden “İİT Üyesi Ülkelerin Kalkınmasında Kadınların Rolü Konulu” 6. Bakanlar Konferansı 2016 yılında İstanbul’da gerçekleştirilmiş ve en son olarak da 2018 yılında Burkina Faso’da tertiplenmiştir. 7. Bakanlar Konferansı’na Türkiye’den Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ve İİT Kadın Danışma Konseyi Başkanı Dr. Esra Albayrak katılmıştır.

Dönem Başkanlığını Burkina Faso’ya devreden Bakan Selçuk, Türkiye’nin kadının toplumdaki statüsünü iyileştirmek için yaptığı çalışmalarla dünyada ve İslam coğrafyasında model bir ülke konumunda olduğunu belirtmişti. Hakikaten son yıllarda Türkiye’de avukat, akademisyen, bankacı ve hâkim gibi uzmanlık gerektiren mesleklerde kadın oranının % 33 bandının üstüne çıkmıştır. Diğer yandan ülkemizde 2008 yılından bu yana kadın istihdamı toplam % 63 oranında artmıştır. Şu anda kadınların işgücüne katılım oranı % 34’e ulaşmıştır. 2023’e kadar bu oranın % 41’e çıkartılması öngörülmektedir.

Bu yönüyle Türkiye, AB’nin “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramına uygun bir şekilde kadın politikalarını hayata geçirmektedir. Ne var ki İİT, AB’den farklı olarak “Müslüman Kadın ve İslâm Toplumunun Gelişmesinde Kadının Rolü” başlıklı bir karar doğrultusunda kadınların kendi fıtratlarıyla (nature of women) değerlendirilmesini istemektedir. Buna bağlı olarak İİT, ortak bir kararla, İslâm şeriatı kaideleriyle uyumlu kadın aktivitelerinin düzenlenmesini, üye ülkelerdeki kadın hareketlerinin, İslâm ülkelerindeki uluslararası kadın kuruluşlarıyla doğrudan ve sürdürülebilir bir ilişki içinde geliştirilmesini, kadın konusunda Bakanlar Konferansının düzenlenmesi ve İslâm ülkelerin kalkınmasında kadınların rolü konusunda eylem plânının hazırlanmasını talep etmektedir.

İİT ve Müslüman Kadınların Gelişimi İçin Eylem Planı

Müslüman Kadınların Gelişimi için Eylem Planı, 2008 yılında Kahire’de gerçekleştirilen İİT Üye Ülkelerinin Kalkınmasında Kadınların Rolü 2. Bakanlar Konferansı’nda kabul edilmiştir. Buna göre İİT, kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizlikleri gidermek üzere, kadınlara yönelik her türlü ayrımcılık hareketinin önlenmesi için tedbir alınmasını taahhüt etmektedir. Bu eylem plânında İslâm’ın kadınlara verdiği haklara dikkat çekilmekte ve kadınların toplumun ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel alanlarına aktif katılımları için fırsatları arttırmak maksadıyla özel tedbirlerin alınması gerektiği vurgulanmaktadır. İİT’in eylem plânı, her ne kadar uluslararası Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu (Dördüncü Kadın Konferansı) gibi uluslararası sözleşmeleri tanıyorsa da bunların İslâm’ın adalet ve eşitlik değerleri ile değerlendirilmesini şart koşmaktadır.

Bu anlamda İİT’nin Kadınların Gelişimi için Eylem Planı’nın hedefleri şu şekildedir:

  • Yoksulluğun azaltılması, sürdürülebilir kalkınmaya ulaşılması, yeterli destek ve kaynakların sağlanması; tüm sektörlerde ve her düzeyde toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşılması ve kadınların güçlendirilmesi,
  • Kadınların karar alma mekanizmalarına katılımının hem yerel hem de ulusal düzeyde artırılması,
  • Kadınların; kaliteli eğitime ve sağlık hizmetlerine erişimini sağlayarak, yükseltilmiş/geliştirilmiş katılım yoluyla eşit imkânlar sağlanması,
  • Kadınlara yönelik, şiddet dâhil her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması.

2016 yılında Türkiye Dönem Başkanlığında gerçekleştirilen İİT Üye Ülkelerinin Kalkınmasında Kadınların Rolü 6. Bakanlar Konferansı Sonuç Bildirgesinde İİT üyesi ülkelere yönelik ayrıca kadın odaklı şu tavsiyelerde bulunulmuştur:

  • Fırsatlara eşit erişim konusunda kadınların desteklenmesi;
  • Ücretsiz okur-yazarlık programları ve özellikle yükseköğretimde ücretsiz eğitime erişim konusunda bütün kız çocuklarına ve kadınlara kaliteli eğitimin sağlanması;
  • Sağlıklı bir ailenin inşa edilmesinde ve korunmasında, hayat standartlarının ve temel beslenmenin karşılanmasında bütün aile üyeleri için eğitim programlarının düzenlenmesi;
  • Kadınların bilim ve teknoloji sektörüne erişiminin kolaylaştırılması ve bu sektörlerde kadınlara yönelik cinsiyet temelli olumsuz yaklaşımların ortadan kaldırılması için gerekli tedbirlerin alınması;
  • Hükümetler, hükümet dışı kuruluşlar ve sivil toplum yoluyla toplumsal hayata kadınların ve ailenin katılımının sağlanması, refahın ve sosyal güvenliğin sağlanması ve güçlendirilmesi için mevzuatın ve politikaların güçlendirilmesi;
  • Eğitim, proje yönetimi, sanat, teknoloji, sosyal eylem ve kalkınma konularında kadınların ve kız çocuklarının üretkenliğinin artırılması, eğitim bursları ve kredilerle kadınlar arasında yenilikçilik ruhunun desteklenmesi ve sivil toplum organizasyonlarının desteklenmesi,
  • Kadınların ve kız çocuklarının spor faaliyetlerine eşit erişiminin sağlanması ve kadın spor federasyonlarının desteklenmesi,
  • Kadınların ve ailelerin sağlık sorunlarına etkili çözümler geliştirilmesi, anne ve çocukların sağlıklı beslenmeleri konusunda farkındalıkların oluşturulması,
  • Kadınlara ve çocuklara karşı aile içi şiddetin ve şiddetin yasaklanması, kadın ve kız çocuklarının ticareti ile cinsel saldırılarla mücadele edilmesi için yasal düzenlemelerin yapılması,
  • Kadınların istihdamını artıracak yasal düzenlemelerin ve politikaların gerçekleştirilmesi, işyerinde ve kamu alanlarında cinsel saldırıları ortadan kaldıracak özel tedbirlerin alınması.

Son Söz

Görüldüğü üzere İİT’nin kadın odaklı politikalarının eylem plânı, uluslararası kadın sözleşmelerinde yer alan temel ilke ve hedeflerden pek farklı değildir. Halbuki İİT, ana umde olarak kabul ettiği kadın fıtratına uygun sosyal politikalar geliştirmesi gerekmez miydi? Materyalist ve bireyci bir zihniyete sahip olan ve aile mefhumunu ikinci plânda tutan Batı ülkeleri, bir gelişmişlik parametresi olarak kadınların işgücüne katılımını konusunu fazlasıyla önemsemekte ve İslâm ülkelerindeki kadın istihdam oranını düşük görerek, psikolojik bir üstünlük sağlama derdindedir.

Halbuki buna karşılık olarak İslâm ülkeleri, ev hanımlarına ve annelere alternatif sosyal güvenlik hakları tanıyarak, onları çalışma zorunluluğundan ve külfetinden kurtaracak sosyal politikalar uygulayabilir. Böylece pozitif ayrımcılık ilkesi aile dostu alana kaydırılarak, ev hanımı veya anne olmanın sosyal statüsü de yükseltilebilir. Batı ülkelerinde olduğu gibi kadın işgücüne yönelik istihdam şartlı sosyal güvenlik sistemleri geliştirmek yerine kadın/anne dostu vatandaşlık geliri modeli acaba neden geliştirilmez İslâm ülkelerinde? Tarım sektöründe çalışan kadınların kamusal kaynaklarla finanse edilen bir vatandaşlık gelirine sahip olmaları, onlar için en ideal sosyal güvenlik tedbiri olamaz mı?

İslâm ülkeleri ve İİT, kendi dinî inançlarına uygun fıtrî sosyal politikaların temel unsurlarını dünya milletlerine örnek teşkil edecek bir şekilde belirleyemediği sürece, yani fikrî yönden hem İslâm’a uygun, hem de evrensel değerlerle uyumlu stratejiler geliştiremediği sürece eylem plânları da Batı’nın “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramı ekseninde gelişecektir. Nitekim İİT’nin eylem plânının maddeleri bunu göstermektedir. Yeniden dirilişimiz için, her alanda zihnî tembellikten kurtulmamız ve dünyaya İslâm’ın orijinal fıtrî hakikatlerini tebliğ etmemiz ve kendi coğrafyamızda uygulamamız lazım.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir