24 Kasım 2017 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube

İslâm’da yönetim şekli belirlidir ve muhteşemdir

İslâmî Yönetim  Düzeni: Seçim yolu  ile yönetime gelecek imanlı, erdemli ve liyakatli insanların vahiy, ortak akıl ve ilmi veriler ışığında belirlenecek süre için yönetimde bulunacakları, geleceği de kuşatan çerçevesi belirli muhteşem bir sistemdir.
İslâm’da yönetim şekli belirlidir ve muhteşemdir
Sürdürülen Yanılgı

Asırlar boyunca geleneksel âlimlerimiz ve onları taklit eden asrımız uleması bir yanlışı nakledip durdular. Söylem şudur:

İslam kölelik ve cariyelik düzenini ilga etmemiş ama tedrici bir yöntemle kaldırılmasını amaçlamış, bunun için oluşumu, önleyici ve mevcudu giderici kurallar getirmiştir.

Bu yanlış sürdürülürken dünya geleneksel kölelik-cariyelik düzeninden modern köleliğe-cariyeliğe geçmiş ama bizim fıkhımız 14 asırdır tedriciliği bir türlü sonuçlandıramamıştır. Kaynak eserlerimiz hâlâ köleler ve avret yerleri erkeklerin avret yerleri gibi kabul edilen üryan cariyelerle doludur. Yani göğüsleri ortada genç Müslüman cariyelerin bile pazarlarda satılması caiz görülmüştür. Sırtımızda taşıdığımız bu kamburu İslâm’a da taşıtmışızdır.

Gerçek Neydi?

Oysaki gerçek böyle değildir. Medine döneminde Kur’ân ve Sünnet ile İslâm Savaş Esirliği Sistemi oluşturularak kölelik-cariyelik düzeni tarihin çöplüğüne atılmıştır. Hakikati yansıtan bu tesbitimizi 300 sayfalık çalışmamız olan Kur’ân ve Sünnet Işığında Cariyeler ve Sömürülen Cinsellikleri isimli Arapçaya ve Fransızcaya da tercüme edilen kitabımızda Kur’ân ayetleriyle kanıtladık. Televizyon programlarımızla ortaya koyduk.

Yıllar önce yazılmış makaleleri bile eleştiri konusu yapan âlim arkadaşlarımıza teklif etmemize ve hatta telif ücreti ödemeyi üstlenmemize rağmen hâlâ bir ilmi eleştiri alamadık. Keşke alabilseydik.

Bir Yanılgı da İslâmî Yönetim Düzeni İle İlgili

Kölelik ve cariyelik konusundaki yanılgıların bir benzeri de yönetim düzeni konusunda görülmektedir; İslâm’da çerçevesi belirli bir yönetim düzeni olmadığı söylenmektedir. Bu söylem yaygındır ve genel kabul görmektedir. Oysaki İslâm’da yönetim düzeni gayet açıktır ve zamanımızda da  yüceliğini ve eşsizliğini korumaktadır.

Kısa bir süre önce yayınladığımız “İslâm Demokrasiyi Onaylar mı?” başlıklı yazımızda İslâm açısından demokrasiyi dört başlık altında incelerken yaptığımız açılamalarla aslında İslâm’ın yönetim düzenini otaya koymuştuk.

Tarihi dönemlerin kisralıklarını, krallıklarını ve padişahlıklarını geçelim. Yamacında yer almaya çalıştığımız Avrupa’da yaşatılan krallıkları da geçelim ve krallıkların gölgesinde geliştirilen demokrasilerdeki ve de ülkemizdeki uygulamalara bakalım.

Uygulamanın özeti şudur: Seçim sistemiyle oluşturulan parlamentolarda milletvekilliklerinin çoğunluğunu kazanan parti yönetimi üstlenir, güvenoyu alan bakanlar kurulu aracılığı ile ülkeyi belirli bir süre yönetir. Demokratik yönetim denilen ve mükemmelliği vurgulanan sistemin özü budur. Farklılıkları olmakla birlikte Başkanlık dediğimiz sistemin özü de budur.

Demokratik Yönetim Sistemi Özürlüdür

Bu sistem özürlüdür, çünkü bu sistem aslında örgütlü, organizeli ve medyayı kullanabilen paralı güçlerin yönlendirdiği halk aracılığıyla egemenlik kurduğu sistemdir. Yönetimler de hazırlanacak  yasalara göre oluşturulacaktır, üstelik halkın bütünün yararına olmaktan çok iktidardaki güçlerin temsil ettiği kesimler yararına olacaktır. Fiili olgu budur. Ama halkın bilinçli olduğunu ve şuurlu tercihler yapacağını kabul etsek bile çoğunluğu oluşturan etkili güçlerin hâkim olacağı bir düzenin oluşması kaçınılmazdır.

Gelelim İslâm Yönetim Düzeni’ne. İslam Demokrasiyi Onaylar mı? Başlıklı makalemizde değindiğimiz demokrasiye bakışımızı açıklayan dört özelliği İslâm Yönetim Düzeni’nin nitelikleri olarak da sunabiliriz. Bu sebeple daha detaylı olan o makalemizin mutlaka  okunmasını tavsiye ederiz.

http://www.mirathaber.com/islam-demokrasiyi-onaylar-mi-onayladigi-ve-karsi-ciktigi-yonler-nelerdir-14-2148h.html

Şimdi bu dört özelliğe, özetleme yöntemiyle yeniden bakabiliriz.

I. İslâm Yönetim Düzeni yöneticilerin seçilmesini öngörür.

Rabbimiz yönetim konusunda hiçbir kişiye, aileye, ırka ve kavme ayrıcalık tanımamıştır. Peygamberimiz de kendi ailesi dâhil hiçbir şahıs veya topluluğa imtiyaz vermemiş ve kendisinden sonrası için vasiyette de bulunmamıştır. Çok özet olarak değinirsek yöneticilerin seçimi adalet ve şûra yöntemiyle îman, salih amel ve liyakat ölçülerine bağlanmıştır.

Yaşadığımız iletişim ve ulaşım çağında Şûra sisteminin, genelin katılacağı seçim sistemi dışında bir yöntemle gerçekleştirilemeyeceği açıktır.

II. İslâm Yönetim Düzeni’nin ikinci önemli özelliği seçilecek erkek veya kadın yöneticilerin imanlı, İslâm’ın, olgun aklın ve ilmi verilerin gerektirdiği değerlere çağrıda bulunabilecek derecede bilgili, Allah’ın ve peygamberinin koyduğu ölçülere itaatkâr ve aykırılıktan beri, namazlı, zekâtlı ve de yönetime liyakatli olmaları gereğidir.

Tevbe 71 ve Nisa 58 sahip olunması gereken özelikleri dile getirmektedir. (Bu âyetlerin açıklaması için  yukarıda linki verilen  makalemize mutlaka bakılmalıdır. )

Batı demokrasilerinde olduğu gibi örneğin maddeci, zinacı, faizci ve eşcinsel tipler yönetime gelemezler.

III. İslâm Yönetim Düzeninin üçüncü ve diğer yönetimlere üstünlüğünü yansıtan özelliği ise yöneticilerin sırasıyla vahiy, ortak akıl ve ilmi verilere göre yönetme  mecburiyetidir.

Bu özelliği biraz daha açalım:

Yönetime temel olacak ölçüler Yüce Rabbimizin Kur’ân ile koyduğu ve Aziz peygamberimizin örneklendirdiği kurallardır. Bu kuralları oluşturduğu adaletli ve erdemli yapı adı geçen ve linki verilen makalemizde örneklendirilmiştir.

Böylece İslâmi düzen insanların insanları sömürüsüne kapatılmıştır. Mesela yöneticiler maddeci bir eğitim düzeni kuramazlar. Faize dayalı bir ekonomik düzen tesis edememezler. Suçu benzeri ile cezalandırma olan kısas dışında bir ceza sistemi oluşturamazlar.  Zinayı, eşcinselliği, kumarı ve alkollü içkileri meşrulaştıramazlar. İşgal ve sömürü amaclı savaş çıkaramazlar. Uluslararası ilişkilerde benzeri ile karşılık verme yöntemiyle de olsa işkence edemez ve öldüremezler.

Yöneticiler ancak Allah’ın ve Elçisi Muhammedin hüküm koymadığı alanlarda ortak akla ve bilimsel verilere tabi olurlar.

IV. İslami Yönetimin dördüncü özelliği de yönetim süresini belirleme özgürlüğüdür.

İslâm’da Kur’ân ve Sünnet ölçüleriyle belirlenmeyen alanlarda İslâm toplumu özgürdür. Yönetim süresini istediği süreye ve şartlara bağlayabilir.

Şimdi söyler misiniz hangi yönetim sistemi İslâmî sistemden daha belirgindir. Açıklanan özellikleri parlamenter, başkanlık ve keşfedilecek başka sistemlere de uygulayabilirsiniz.

Batının Kavramlarını Kullanmak

Birileri şöyle diyebilir: Siz açıklamalarınızda batı demokrasisinin bazı kavramlarını kullanıyorsunuz. Bizim kendi değerlerimizi dile getirici kavramları oluşturmada problemimiz yoktur. Yoktur da değerlerimizi dile getirip asrın idrakine sunmada bazı batılı kavramları kullanmamızda bir sakınca da yoktur. İleride açıklayacağımız üzere muhtaç olduğumuz Tecdidin/yenilemenin bir anlamı da ödünç kavramlar kullanabilmemizdir.

İslâm Rabbimiz tarafından düşünce ve üretme özellikleriyle yaratılan bütün insanlık için konulmuş dindir. Bu sebeple insan doğası bizim kaynağımızdır. İnsanlığın bilgi ve tecrübe birikimi olarak da niteleyebileceğimiz Hikmet’ten yaralanmamızı engelleyen bir yasamız yok. Bilakis Hikmet’i nerede bulursak almamızı gerektiren  amir ölçülerimiz vardır.

Netice:

İslâmî Yönetim  Düzeni: Seçim yöntemi ile yönetime gelecek imanlı, erdemli ve liyakatli insanların vahiy, ortak akıl ve ilmi veriler ışığında belirlenecek süre için yönetimde bulunacakları geleceği de kuşatan çerçevesi belirli muhteşem bir sistemdir.

Not. Konu mirathaber.com. için iki makale ile özetlenmiştir. Her iki makalemin vukufla incelenmesi şartıyla ilmî bir üslüp ile soru sorulması, katkı verilmesi ve de eleştiri yapılması kabulümüzdür.

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/islamda-yonetim-sekli-belirlidir-ve-muhtesemdir-14-2252h.html