İslamofobi ile Mücadele Maskesi Altında Cinsel Sapmalara Küresel Destek

Dünyanın İlk Müslüman Lgbti Festivali 2020’de Londra’da Yapılacak

Britanya’da 1999 yılında kurulan Imaan isimli bir Sivil Toplum Kuruluşu (STK), Müslüman LGBTİ’lere 2020 yılında Londra’da özel bir “onur” festivali düzenleyeceklerini açıkladı. Independent’ın aktardığına göre festival, Müslüman LGBTİ’lerin maruz kaldığı kötü muamelenin durdurulmasına yardımcı olmayı hedefleyecek ve “dünyaya mutluluk yayan eşsiz insanları” kutlayacak. Imaan’ın yönetim kurulunda yer alan lezbiyen hakları savunucusu Anjum Mauj, STK’nın Müslüman LGBTİ’lere verdiği desteğe rağmen çoğunun cinsel kimliklerini açıklayamadığını belirtti. Metro’ya konuşan Mauj, LGBTİ Müslümanların sıkça aynı anda Homofobi ve İslamofobi’ye maruz kaldığını söylerken, Imaan’ın onlara güvenli bir alan sağlamak istediğini söyledi.

İslamofobi ile Mücadele Maskesi Altında Cinsel Sapmalara Küresel Destek

Bugün küresel çapta İslâm’ın evrensel ilkelerini kötü gösterme çabasına bağlı olarak Müslümanlara karşı bir düşmanlığın yaygınlaşmasına yönelik sinsî bir proje yürütülmektedir. Diğer yandan Müslüman toplumlarda “farklı cinsel yönelim” veya “toplumsal cinsiyet eşitliği” adı altında eşcinsellik gibi cinsel sapkınların yayılmasına yönelik küresel bir plân uygulanmaktadır. T.C. devleti, çekincesiz olarak altına imza attığı İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası antlaşmalar ve bu doğrultuda hazırlanan iç mevzuata uygun olarak her türlü homofobi ile mücadele etmektedir.

Homofobi, eşcinsellere karşı düşmanlık besleyerek ayrımcılık yapmak, onları aşağılayarak fiziksel ve psikolojik şiddet uygulamaktır. İslâm dini, eşcinselliği gayri meşru cinsel bir eğilim olarak gördüğü için, böyle bir eğilimin önüne geçilmesini emretmektedir. Genelde eşcinsel tercihi olan kişilerin yetiştirilme tarzı araştırıldığında sosyal öğrenmenin bir rolü göze çarpmaktadır. Dolayısıyla eşcinsel konuma gelmiş bir kişi, öyle yaratılmış olmaktan ziyade yanlış yetiştirilmişliğin sapkın bir sonucudur.

Eşcinsellere bu şekilde eşcinsel oldukları için, kötü muamelede bulunmak, bu bağlamda homofobi olarak tanımlanabilir. Eşcinselleri aşağılayıcı yaklaşımlar ve tavırlar, nefreti artırarak, hem sosyal ilişkileri bozar, hem de sorunun çözümünü zorlaştırır. Ancak fıtrî bir sonuç olmayan eşcinselliği özendiren eğitim ve terbiye yöntemlerine karşı çıkmak, eşcinselliği tasvip etmemek ve eşcinsellere cinsel, sosyal ve manevî rehabilitasyon teklif etmek homofobi değildir. Dolayısıyla şuurlu hiçbir Müslüman, eşcinsel bir insana zulmedemez, ama ona merhamet besleyerek, fıtratına uygun bir hayata dönmesine yardımcı olur.

Mezkûr haberde görüldüğü üzere küresel bir ifsat projesi olan LGBTİ hareketinin iddiası, İslâm coğrafyasında Müslüman eşcinsellere hem homofobi, hem de İslamofobi çerçevesinde düşmanlık yapıldığı yönündedir. İslamofobi’nin Batı dünyasında körüklendiği doğrudur. Ancak şiddete maruz kalanlar genelde eşcinsel olmayan Müslümanlardır. Müslüman olsun veya olmasın eşcinseller ise korunmaktadır. Enteresandır, İslamofobi maskesi altında eşcinsel ve cinsel tercihleri (sapkınlıkları) farklı olan diğer Müslümanlara da sırf Müslüman oldukları için ayrımcılığa tâbi tutuldukları iddia edilmektedir. Aslında burada çok sinsî bir şekilde İslâm’ın cinsel sapkınlıklara karşı temel duruşu göz ardı edilerek, İslâm üzerinden eşcinsellik gibi cinsel sapkınlara bir meşruiyet alanı oluşturulmak istenmektedir.

Homofobi ve İslamofobi gibi insanlık dışı bir sosyal olguya karşı yapılan haklı mücadele gerekli olmakla birlikte bu iki kavram üzerinden İslâm’ın cinsel sapkınlıklara cevaz vermesi veya cinsel sapkınlıkların oluşumuna karşı pasif bir tutum izlemesi gerektiği yönündeki teşebbüslerin kabul edilmesi mümkün değildir. İslâm dininin cinsel sapkınlıklara karşı görüşü bellidir. İslâm, bireyin ahlâkını/fıtratını ve toplumun sağlıklı yapısını bozan her türlü unsurla nasıl mücadele edilmesi gerektiğini göstermektedir. Ne var ki Türkiye, AB yasalarını, uluslararası sözleşmeleri (2011 İstanbul Sözleşmesi gibi) kabul ederek “Cinsel Eğilim” adı altında cinsel çeşitliliğine bilerek ya da bilmeyerek bir meşruiyet alanı açmıştır.

Buna bağlı olarak bugün resmi ağızlar dahî eşcinselliğin bir hastalık/saplantı değil müdahale edilmemesi gereken bir “yaşam tarzı” olduğunu söylemek mecburiyetindedir. İnsan hakları ve özgürlükler çerçevesinde ele alınan bu mesele, sosyal yapıdaki dejenerasyon ve ahlâkî erozyonla birlikte zamanla toplumun kabulüne doğru gitmektedir. Bu yaklaşım ve bu süreç tam da küresel projenin hedeflerine uymaktadır. Böylece açıkça günah olan bir “yaşam tarzı” meşrulaştırılarak, Müslüman toplumların helakine sebebiyet verilmektedir.

Ezcümle

Yaptığından dolayı pişmanlık duyup vicdan azabı duyan, günah işlediğini farkına varan ve hasta olduğunu kabul eden eşcinsellere tıbbî, sosyal ve manevî rehabilitasyon yöntemleriyle her türlü yardım yapılmalıdır. Ancak bu kötü fiiliyatı, nefsine uyup haz alarak, bir “yaşam tarzı” olarak yaptığını söyleyenlere karşı da sessiz kalmamız mümkün değildir. Güçlü ikna yöntemleriyle ve bilimsel argümanlarla insan genetiğine, insan fıtratına, aile yapısına ve gelecek nesillere savaş açmış bir düşünce ve yaşam şekline karşı tavır koyarak, hem koruyucu, hem de müdahale edici sosyal politikalar geliştirmeliyiz.

LGBTİ oluşumlara karşı risk altında olan ve özellikle bu yaşam tarzına sürüklenmiş olan Müslümanları, dünyevî ve uhrevî akıbetlerini de hatırlatarak uyarmalıyız. Madem eşcinseller, “biz de Müslümanız” diyor, o halde inandıkları Kur’ân’ı (7 Araf 80-84; 11 Hud 77-83; 26 Şuara 165-174; 27 Neml 54-58; 29 Ankebut 28-35; 51 Zariyet 33-37; 70 Meariç 29-31) bir okusunlar ve eşcinsel olan Lut kavminin cezalandırılma sebeplerini bir öğreniversinler.

Ey Müslüman eşcinsel kardeşlerim; Küresel şeytanî vaat ve telkinlere uymayın! Tez, eşcinsel hayat tarzından tövbe ederek vazgeçin. Çünkü işlediğiniz fiiliyat, ne akla, ne ruha, ne özgürlüğe, ne de fıtrata uygundur. Benimsediğiniz hayat tarzı, ‘ölçüyü aşma’, ‘sınırı çiğneme’, ‘hayâsızlık’, ‘kötülük’, ‘fesat’, ‘fasıklık’, ‘akılsızlık’, ‘cehalet’, ‘iğrençlik’, ‘utanç verici bir tutku’, ‘sapıklık’ ve ‘günahkârlık’tan başka bir şey değildir. Müslüman olarak utanmadan hala bu günahı işlemeye devam edecek misiniz?

Prof. Dr. Ali SEYYAR

İslamofobi ile Mücadele Maskesi Altında Cinsel Sapmalara Küresel Destek” te bir düşünce

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir