21 Haziran 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Feysbuk

İkindiden çıkıp cemaatle yarım saat kadar yarenlik ettikten sonra usul usul eve doğru yürümeye başladı Cemal amca. İtiyat haline getirdiği üzere iki dakikada bir elindeki doksan dokuzluk öd ağacı tespihi yeleğinin cebine koyuyor pantolonunun sol cebinden Nuhnebiden kalma telefonu çıkarıyor, arayan olmuş mu diye kontrol ediyordu. Tekaüde ayrılma zamanının üzerinden beş yıl geçmiş bu telefon hakkında sorana şöyle diyordu: ‘Bu mereti sessize alıp sol cepte taşımak icap eder. Sağ cep için necistir çünkü.’

Arayan yoktu. Haftada bir kız, üç günde bir de oğlan aradı mı tamamdı zaten. ‘Nasılsın, iyi misin, ben de iyiyim’ faslından sonra torunlarla yarımşar dakika da konuşabilirse ne saadet.

Bir de gelen mesajlar vardı tabii. Bilhassa yaşadığı ilçenin belediye başkanı hiç unutmuyordu Cemal amcayı. Doğum gününü de kutluyordu, kandillerini de. ‘Hakikatli adam’ diyordu demesine ama içten içe bu mesajların herkese geldiğini de biliyordu.

Tarhana çorbasını usul usul içerken ‘özlüyorum yahu torunları, kabahat mi?’ diye söylendi yine Hacer’ine. Hacer teyze oturaklı kadındı. ‘Özlersen özle. Dünyanın derdi var başlarında. On beşte, ayda bir geldiler mi tamam işte’ cevabını yapıştırdı yine.

Eh, iki yaşlı insanın günleri nasıl akarsa öyle akıp dururken hayat, yani evin en önemli iki gündem maddesi ilaç ve ezan saatleri iken, günlerden bir gün Merve çıkageldi damat ve çocuklarla. ‘Torunlar gelirse’ diye hazır ettiği çikolatayı, bisküviyi, fındığı fıstığı boca ettirdi Cemal amca. Kızının ‘baba şeker komasına girecekler’ demesine kulak asmadı her zamanki gibi. Ufak torunun ‘dede, ejderha prensesi nasıl kaçırmış, bi daha anlatsana’ demesiyle dünyalar Cemal amcanın oldu. Anlattı bir kez daha. ‘Esasen bu ejderha insanmıştı güzel kızım. Bir periye kötülük edince peri onu ejderhaya çevirmiş meğer’ diye başladı.

Azdan çoktan, vardan yoktan konuşurlarken bir kutu uzattı Merve. İçinden bir telefon çıktı. Ekranı renkli olanlardan... ‘Baba, bunu sana aldık. Bak bunda feysbuk diye bir şey var. Oradan her gün torunlarının fotoğraflarına bakarsın. Hem görüntülü arama falan da yaparsın. Olmaz mı?’ diyerek ikna etti babasını.

Zeki adamdı Cemal amca. Öğreniverdi hemen telefonu kullanmasını. ‘Allah Allah, necis falan ama içine dünyayı sığıştırmışlar arkadaş’ dedi sorana. Sormayana da dedi. Yine sessizdeydi elbet, yine sol cepte taşıyordu ama bilhassa şu feysbuk denilen kerataya vuruldu kaldı.

Sade torunlar değil ki. Kıssalar, menkıbeler, faydalı bilgiler, siyaset yazıları, eş-dost, uzak akrabalar… Herkes buradaydı.

Yorum yapmayı, gönderi beğenmeyi, ilgi alanına göre sayfalara üye olmayı, beğendiği gönderiyi forward etmeyi… Her bir şeyi öğrendi.

Sabah ekmeğinde bir yandan feysbukla ilgilenirken bir yandan da Hacer teyzeye ‘bir Kur'an sayfası buldum ki olursa o kadar olsun Hacer. Bülbül gibi şakıyan hafızların hepsini toplamışlar bir araya’ dedi. İlk ayarını da orda yedi: ‘Oradan Kur'an bulacağına kendisini aç da oku. Her gün bir cüz deviren adamdın. Şimdi on sayfa okuyup hop hemen fays. Olmaz böyle hacı efendi.’

Cemal amca o gün semtteki telefoncuya gidip Hacer’ine de bir akıllı telefon aldı. Baktı ki Hacer’ine aldığı telefon kendisininken daha iyi, onu kendi telefonu yaptı.

‘Bak bildirim buradan geliyor, aramayı buradan yapıyon. Dur torunların hesabını ekleyeyim. Aman şu sayfa pek güzel Hacerim’ derken epey ilerledi gece. Yalan yok, Hacer teyzenin de hoşuna gitti bu iş. Nasıl gitmesin. Denizli’ye göçen ahretliği Şükran’ı buldu. Teyzesinin kızcağızı Hatice’yi buldu.

O sabah namaza kalkamadı Hacer Teyze. Gündoğdu kılıp sabah ekmeğine oturduklarında telefonu Cemal amcaya uzattı. ‘Bunu’ dedi, ‘geri veriver hacı efendi. Almazlarsa torunlardan birine hediye et. Benim ayarımı bozdu bu.’

Cemal amca çarnaçar telefoncuya doğru yürürken kızdı Hacer’ine içinden: ‘Yahu halbuki alarmı var telefonun, kurarsın kalkarsın. İyisin güzelsin hoşsun da Hacer’im, az eski kafalısın be. Dünya değişiyor.’

Dükkandan içeri girerken bildirimleri kontrol ettiği telefonunu sol cebine değil sağ cebine koyduğunu fark etmedi Cemal amca.

Dünya değişiyordu.

İsmail KILIÇARSLAN
http://www.mirathaber.com/ismail-kilicarslan-feysbuk-29-2129y.html


Back To Top