13 Aralık 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

İŞSİZLİKLE MÜCADELEDE AKTİF İSTİHDAM POLİTİKALARINA DAHA ÇOK KAYNAK AYRILMALIDIR


İŞSİZLİK SİGORTASI FONU PRİM GELİRLERİ ORANI YÜZDE 50'YE ÇIKARILDI

Resmi Gazete'de yayımlanan İşsizlik Sigortası Fonu gelirlerinin 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48'inci maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen maksatlar için kullanılacak oranının artırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı yürürlüğe girdi.
İŞSİZLİKLE MÜCADELEDE AKTİF İSTİHDAM POLİTİKALARINA DAHA ÇOK KAYNAK AYRILMALIDIR
Buna göre, söz konusu kanunda yüzde 30 olarak belirlenen İşsizlik Sigortası Fonu bir önceki yıl prim gelirleri oranının 2019 ve 2020 yılları için yüzde 50'ye çıkarılması kararlaştırıldı. 27 Kasım 2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan kararın hükümlerini, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı yürütecektir.


İŞSİZLİKLE MÜCADELEDE AKTİF İSTİHDAM POLİTİKALARINA DAHA ÇOK KAYNAK AYRILMALIDIR

İşsizlik Sigortası, İşsizlik riskinden doğan iktisadî zararların en azından bir kısmını telâfi etmek maksadıyla sosyal sigortalar sistemi içinde oluşturulmuş bir sigorta dalıdır. Buna göre işsiz kalan sigortalıya (sigortalı işsize), ücret gelirinin bir kısmının yerine geçmek üzere, belirli şartların tahakkuku halinde geçici bir süre için işsizlik ödeneği adı altında malî bir desteğin yapılması mümkündür. Ancak ödeneğin yapılabilmesi için, sigortalı işçinin bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybetmiş olmalıdır. Yani işveren tarafından iş akdinin feshedilmesi gerekmektedir.

İşsizlik sigortası, ekonomik büyümenin yanında sosyal gelişmenin sağlanması ve gelirin toplumda âdil ve dengeli bir biçimde paylaştırılmasını gâye edindiği için, sosyal devlet olma ilkesinin bir gereğidir. Sosyal devletler, işsizliğin sonuçlarını giderici, geçici gelir kayıplarını tazmin edici politikalar uygulamak zorundadır.

İşsizlik sigortasının birçok faydası vardır. İşsiz kalınan süre içinde; sigortalı işsizlerin gelir kaybı bir ölçüde işsizlik ödeneği ile karşılandığından, sigortalı işsizler, niteliklerine daha uygun bir iş arayabilecektir. Ayrıca, işsizlerde ve aile fertlerinde gelir kaybı sebebiyle oluşabilecek olumsuzluklar bir ölçüde önlenecektir. İşsizlik sigortası, sağladığı gelir güvencesiyle, işsizlerin alım güçlerini belli ölçüde koruduğundan, toplam talep üzerinde olumlu etki yapacaktır. İşsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için, sigortalı çalışanlar ahlâk ve iyi niyet kurallarına daha fazla sadakat göstermek zorunda kalacaklarından, verimlilik artacak ve işgücü devri azalacaktır.

Diğer taraftan işsizlik sigortası kapsamında verilecek olan meslekî eğitim veya tekâmül sâyesinde sigortalı işsizlerin nitelikleri artırılacaktır. Kayıt dışı istihdamın kayıt altına alınması mümkün olacaktır. İşgücü piyasasına yönelik (iş-çalışan-işyeri) veri tabanı oluşturulmasına imkân sağlayıp, doğru kişinin doğru işe yerleştirilmesi sağlanabilecektir. İşsizlik sigortası gelirleri ile oluşturulan İşsizlik Sigortası Fonu, üretken alanlarda, istihdam artışı sağlayan ve bölgelerarası dengesizliği giderici yatırımlara yönlendirildiğinde, ülke ekonomisine katkıda bulunacaktır.

Türkiye’de İşsizlik Sigortası Uygulaması

Türkiye'de 1959 yılından beri 30'a yakın kanun taslağı hazırlanmasına karşın, işsizlik sigortası ancak 1999 yılında kanunlaşabilmiştir. İşsizlik sigortasının kurulmasını öngören 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı kanunun, işsizlik sigortasına yönelik hükümleri 01.06.2000 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

Ancak, işsizlik ödeneğine hak kazanma şartları dikkate alındığında, sigortalı olarak çalışan işçilerin, fiilen Şubat 2002 tarihinden önce işsizlik sigortasının sağladığı hizmetlerden faydalanmaları mümkün olmamıştır. Çünkü işsizlik sigortasından yararlanabilmek için, sigortalı, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden önceki son 3 yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak çalışıp, işsizlik sigortası primi ödemiş ve işten ayrılamadan önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış olması şarttı. Kısacası şartlar epey ağır.

Türkiye'de işsizlik sigortası prim oranları işçi, işveren ve devlet açısından ayrı ayrı belirlenmiştir. Başlangıçta sigortalının prime esas aylık brüt kazancı üzerinden hesaplanan % 2, işveren % 3 ve devlet % 2 oranında işsizlik sigortası primi ödenmekteydi. İşçilik maliyetlerini düşürmek maksadıyla bu oranlar, daha sonra 1 puan düşürülmüştür. Bazı sektörlerde ise işveren payı % 2’den % 1'e indirilmiştir.

İşsizlik Sigortası Fonunun Malî Yapısı ve İşlevi

Toplanan primler, hak sahiplerinin yararlanabildiği İşsizlik Sigortası Fonu’na aktarılmaktadır. İş-Kur tarafından yönetilen bu fon, primlerin değerlendirilmesinden elde edilen kazanç ve iratların toplandığı ve devlet güvencesinde olan bir havuzdur. Fonda biriken paralar, devletin faizli kağıtları, repo ve mevduat gibi çeşitli enstrümanlarda değerlendirilmektedir. Fonun giderlerinin başında işsizlik ödenekleri, sigortalı adına ödenen hastalık ve analık sigortası primleri ve meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme gelmektedir.

Şubat 2006 tarihi itibariyle, fonun toplam gelirleri; devlet katkısı ve faiz gelirleri dâhil 20 milyar liraya yakın idi. Fonun toplam varlığı, işsizlik sigortası giderleri gibi kesintiler düşülmesiyle yaklaşık olarak 19 milyar lira idi. İşsizlik Sigortası Fonu'nun büyüklüğü bugün 125 milyar liraya ulaşmıştır. Fonun varlığı % 89’u tahvil, % 11’i ise mevduattan oluşmaktadır.

2012'de “Bu fon, bütçe kapsamı dışında olup, gelirlerinden vergi kesintileri hariç hiçbir şekilde kesinti yapılamaz ve genel bütçeye gelir kaydedilemez.” hükmü ile yapılan bir düzenlemeyle devlet, fondan vergi de almaya başlamıştır. Yani devlet, bir taraftan fona her ay % 1’lik bir pay yatırmakta, diğer taraftan da fondan stopaj vergisi alarak ödediğinin fazlasını geri almaktadır.

Fonda biriken kaynakların kullanımı ilgili kanunun 48. maddesinde belirlenmiştir. Buna göre bu kanun kapsamına giren ve işsiz kalanlara sadece işsizlik ödeneği verilmez aynı zamanda işsiz sigortalıya yeni bir iş bulmada yardımcı olunur. Bunun için aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar düzenlenmektedir.

Ne var ki fon kaynakları, işsizliğin önlenmesi/giderilmesi ve işsizlerin maddî mağduriyetler yaşamaması için kullanılması gerektiği halde bazen "kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması" bahanesiyle fon gelirleri kanunda belirlenen maksatların dışında da kullanılmıştır. Mesela daha bundan birkaç ay önce kanunda öngörülmediği halde İşsizlik Sigortası Fonu'na ait 11 milyar lira, tahvil ihraçlarının yapılmasına yönelik olarak üç kamu bankasına (Halkbank, Vakıfbank, Eximbank) aktarılmıştır.

Yeni Düzenleme Ne Getiriyor?

2011’de 48. maddede yapılan bir değişiklikle (7. fıkra) “fonun bir önceki yıl prim gelirlerinin % 30’u; işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmak, çalışanların vasıflarını yükselterek işsizlik riskini azaltmak ve teknolojik gelişmeler nedeniyle işsiz kalması beklenenlerin başka alanlara yönlendirilmesini sağlamak, istihdamı artırıcı ve koruyucu tedbirler almak ve uygulamak, işe yerleştirme ve danışmanlık hizmetleri temin etmek” gibi ilave destek hizmetleri için de kullanılabilecektir.

Buna göre % 30’lık bu oranın % 50’ye kadar çıkarma yetkisi, işsizlik ödeneğinden yararlanmakta olanlara yönelik hizmetler için herhangi bir sınırlama öngörülmeksizin, Cumhurbaşkanının uhdesindedir. İşte mezkûr haberde belirtildiği üzere söz konusu kanunda belirlenen hizmetler için tespit edilen prim gelirlerine bağlı % 30’lık oran, gelecek iki yıl için 50'ye çıkarılmıştır. Böylece aktif istihdam politikaları kapsamında olan hizmetlere daha çok para ayırmak suretiyle işsizliğin azaltılması ve(ya) ekonomik durgunluğun yol açabileceği şirket kapatmalarının önüne geçebilmek ve böylece işsizlerin sayısındaki artısın frenlenmesi hedeflenmektedir.

Ayrıca bu oranın artışı ile son dönemlerde baş gösteren ve gelecek aylarda da devam edeceği düşünülen işveren konkordatolarının çalışanların aleyhine oluşabilecek risklerin de önüne geçilmek istenmektedir. Böylece konkordato ilan edip aciz vesikası alan, iflası ve(ya) iflasın ertelenmesi gibi sebeplerden dolayı ödeme güçlüğü çeken işverenlere, Ücret Garanti Fonu üzerinden çalışanlarına ödeme yapabilmeleri için yardım yapılacaktır.

Velhâsıl-ı Kelam

İşsizlik Sigortası Fonunda biriken kaynaklar, bazen maksat dışı kullanıldığı halde, fonun büyüklüğüne bağlı olarak aktüeryal dengesini koruyabilmiştir. Ancak bu fon, işsizlik sigortası kapsamında kurulmuş olduğuna göre ağırlıklı olarak yine de bu maksat doğrultusunda azamî derecede kullanılmalıdır. Halbuki İş-Kur personel maaşları bile işsizlik fonundan ödendiği gibi bazen de fonun kaynakları asıl muhatapları olan işsizlerden ziyade büyük işverenlerin ve faizli bankaların yararına kullanılmıştır.

Yine fonun kaynakları dolaylı olarak istihdama katkı sağlaması beklenen ekonomik kalkınma ve sosyal gelişmeye yönelik yatırımlar, doğum ve evlat edinme sonrası yarım çalışma ödeneği, stajyerlerin masrafları, işverenin sigorta primi, sınav parası, kamu kurumlarında çalıştırılan “işsizin” parası, krizde üretimi duran işyerinde işçinin maaşı için de harcanmıştır.

Son yıllara baktığımızda İşsizlik Sigortası Fonu'nun önemli bir bölümünün (yaklaşık olarak % 40-45) işverenlere yapılan teşvik ve desteklerden, belirli bir kesimi ise aktif istihdam politikalarından (% 25-30) ve işsizlik ödeneklerinden (% 25-30) oluştuğunu söyleyebiliriz.

2008-2013 yıllarında işsizlik fonundan Hazine'ye gelir olarak kaydedilen miktar, 11,4 milyar lira iken, sigortalı işsize 20,6 milyar lira aktarıldı. Yani fonun kuruluşundan beri fondan Hazine'ye ödenen miktar, işsize ödenenin yaklaşık yarısı kadardır.

Binaenaleyh ekonomik durgunluğun devam ettiği ve dolayısıyla işsizliğin de arttığı bir dönemde aktif istihdam politikalarına yönelik olarak fonun bir önceki yıl prim gelirlerinin % 30’unun gelecek yıllar için % 50’ye çıkartılması yerinde bir karardır. Bunun yanında işsizlik ödeneğinden yararlanmak isteyen işsizlerden aranan şartlar bir taraftan esnekleştirilmesi, diğer taraftan yeni bir iş bulunması için artan oranda ayrılan kaynaklar maksadına uygun olarak etkin bir şekilde kullanılmalıdır. İşsizlik sorunuyla baş edebilmek için gerekirse % 50’lik oran, fonun aktüeryal dengesinin korunması şartıyla daha da yukarıya çıkartılmalıdır.

Çünkü işsizlik, sadece sosyo-ekonomik değil, aynı zamanda ahlâkî bir risk unsuru taşıyan en büyük toplumsal sorunlarımızdan birisidir. Dolayısıyla işsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak aktif istihdam politikaları çerçevesinde her türlü tedbirin alınmasına, daha çok kaynak ayrılmasına ve tedbirlerin daha etkin bir şekilde uygulanmasına destek verilmelidir.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/issizlikle-mucadelede-aktif-istihdam-politikalarina-daha-cok-kaynak-ayrilmalidir-issizlik-sigortasi-fonu-prim-gelirleri-orani-yuzde-50ye-cikarildi-7-5843h.html


Back To Top