16 Kasım 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

İsveç'te kültürümüzü yaşatan Türk kadını ödüllendirildi

İsveç'te “Yol gösterici” dalında ‘Yılın Kahramanı’ ödülüne 7 çocuk annesi 63 yaşındaki Fatma İpek Alcı layık görüldü.
İsveç'te kültürümüzü yaşatan Türk kadını ödüllendirildi
Konya'nın Kulu ilçesinden 30 sene önce İsveç'e gelen Fatma İpek Alcı,İsveç'in en önemli gazetelerinden Aftonbladet tarafından düzenlenen ve kazananın halkın oylarıyla belirlendiği yarışmada en fazla oyu alan aday oldu. Başkent Stockholm'de siyaset, sanat ve spor alanından seçkin davetlilerin katıldığı "2017 İsveçli kahramanlar" ödül töreni düzenlendi. Törene katılan İsveç Başbakan Yardımcısı ve Eğitim Bakanı Gustav Fridolin, "yol gösterici" dalında yılın kahramanı seçilen Fatma İpek Alcı'yı tebrik etti.

Stockholm'ün bir mahallesinde 2 sene önce Türkiye'den gelen orta yaş üzerindeki kadınları toplayarak, bir güvenlik derneği kurduğunu anlatan Fatma İpek Alcı,"Derneğe üye 20'den fazla kadın cuma, cumartesi Fittja Mahallesi'nde gece yürüyüşüne çıkarak, mahallenin güvenliğini sağlamaya özen gösterdik. Geceleri mahallede olay çıkartan, dükkânların camını kıran gençlere engel olduk. Türk kadınlarının evde oturmadığını ve sosyal hayata olan katkılarını gözler önüne serdik. Bizim bu yaptığımız girişim, belediye ve polis teşkilatında takdirle karşılandı. Onlar da bize her türlü desteği verdi. Zaten ödül töreninde de sahneye diğer kadın arkadaşlarımı da çağırarak onurlandırdılar. Böyle bir inisiyatiften dolayı göçmen kadınlara yol gösterici olarak yılın kahramanı seçildim. Bu ödülü Türk kadınları adına aldım.” dedi.


BACIYAN-I RUM KÜLTÜRÜNÜN TEMELİ İSLAM’A DAYANIR

Maddî refahlarına kavuştukları halde ruhen ıstırap çeken Batı dünyası, dünyevî gafletler ve korkular yumağında manevî bir boşluktadır. Küresel çapta bir medeniyet krizi yaşıyoruz. Materyalist Batı dünyası, sevgi yalnızlığının ve manevî sorumluluğunun çaresizlikten doğan istikametsizliğini ortadan kaldıracak bir tefekkür arayışı içindedir. Bir toplumda insanlık adına yol gösterici yani tebliğci olabilmek için, medenî cesaret gerekir. Medenî cesaret ise, (kadın veya erkek fark etmez) bir dava insanın, her çeşit tehlikeye rağmen sevgiden aldığı manevî güçle doğru bildiği istikamette (yolda) gönüldaşları ile birlikte gösterdiği dengeli bir hamle zarafetidir. Bir üst kimlik olarak insanlığın, medeniliğin, birlikte yaşamanın, sivilliğin ve şehirliliğin özü, aslında İslâm’ın ve Sünnetin sosyal mesajlarında bariz bir şekilde mevcuttur. İşte Anadolu kültürüyle yetişmiş Fatma İpek Alcı, İsveç’te her ne kadar “Yol Gösterici” alanında ödül almış ise de haddizatında temelleri İslâm’a dayanan Bacıyan-ı Rum kültürünü Avrupa’ya taşıdığı için, bu ödülü hak etmiştir.

İslâm Tarihinde Müslüman Kadın Örgütü Olarak Bacıyan-ı Rum

İslâm tarihinde bazı tekkelerin/derneklerin şuurlu ve aktif Müslüman hanımlar tarafından kurulduğu ve yönetildiği bilinmektedir. Bu tekkeler, daha çok hanımlardan hanımlara sosyal hizmet götüren özel kuruluşlar idi. Bunların başında Bacıyan-ı Rum, yani Anadolu Bacıları Tekkeleri gelmekteydi. “Bacı”, Türk dilinde abla, kız kardeş anlamına geldiği için, “Bacıyan-ı Rum” da Rum (Anadolu) diyarında kurulmuş bir “Bacılar Birliği”, yani bugünün anlatımıyla “Kadınlar Teşkilatı” anlamına da gelmektedir. Bir rivayete göre Bacıyan-ı Rum, bir tevafuk eseri olarak Fatma İpek Alcı Hanımefendi ile aynı ismi taşıyan Fatma Bacı adında ve Hacı Bektaşi Veli’ye (1209 -1271) yakınlığı ile bilinen tasavvuf ehli bir kadının önderliğinde kurulmuştur. Türk tarihinde ilk kez Âşıkpaşazâde'nin 13. yüzyıl Anadolu'sunda varlığından bahsettiği Bacıyan-ı Rum, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda ve sosyal hayatın düzene sokulmasında önemli bir rol üstlenmiştir.

Anadolu Bacıları, erkek ahiler gibi iskân faaliyetlerinde de bulunarak, bu maksatla değişik bölgelerde/mahallelerde “Kız Bacı”,Sakari Hatun” ve “Hacı Fatma Zaviyeleri” isimleri altında çeşitli tekkeler açmıştır. Bacıyan-ı Rum mensuplarına ait bu kadın tekkelerinde yetişen bayan müritler, tıpkı bazı kadın sahabiler gibi İslâm ordularla birlikte fetihlere katılmış ve daha çok arka cephede hemşirelik ve hasta bakıcılığı hizmetlerinde bulunmuştur.

Ahi Birlikleri/Tekkeleri şemsiyesi altında kurulan bu kadın örgütlerinin sosyal hizmet faaliyetlerini kısaca şu şekilde sıralayabiliriz:

- Yetim ve kimsesiz kızları himaye altına almak ve onlara sosyo-ekonomik destek sağlamak.

- Fakir, kimsesiz kızların terbiye ve eğitimini sağlamak ve onları evlendirmek.

- Yaşlı ve kimsesiz kadınların evde tıbbî, sosyal ve manevî bakım hizmetlerini üstlenmek.

- Ahi tekkelerine gelen yolculara ve misafirlere yemek hazırlamak.

- Savaş zamanında ordunun ihtiyacı olan elbise ve savaş malzemelerinin bakımında ve onarımında yardımcı olmak.

- El sanatları ve beceri kursları düzenlemek ve ekonomik/meslekî yönden keçecilik, örgücülük, kilim dokuma, oya dantelcilik, kumaş imalatı, halı üretimi ve nakışçılık gibi alanlarda üretime katkıda bulunmak.

Velhasıl

İster erkek, ister kadın olsun bir Müslümanın evrensel üst kimliği, insanî/manevî kimliğidir. Bu kimlik, şahsî kişiliğini ve diğer kimlik faktörlerini etkileyen en önemli unsurdur. Elbette bu üst kimlikle beraber herkesin özel şahsiyeti/kişiliği aynı biçimde/derecede belirlenmez. Çünkü herkesin sosyo-ekonomik imkânı, aklî ve kültürel düzeyi farklıdır. Ne var ki bir Müslüman, insanî/manevî üst kimliğini, İslâmî/millî/tarihî kimlik değerleriyle zenginleştirirse, her topluma her halükârda faydalı bir insan konumuna yükselir. Bu da netice itibariyle her toplum tarafından takdir edilir. Üst kimliğini, tamamen İslâmî değer ölçülerine göre değerlendiren/yaşayan şuurlu bir Müslüman da aslında evrensel medeniyet ölçülerinin merkezini de yakalamış olur.

İsveç’te yaşayan Fatma İpek Alcı Hanımefendi de İslâm’ın teşvik ettiği toplum adına sosyal yardımlaşmada bulunma ilkesini (Maide: 2) kendisine rehber edinmiş ve bu vesile ile gayri ihtiyari olarak gayri-Müslim bir toplumun dahî takdirini toplamıştır. Biz de Mirat-Haber olarak bu değerli Anadolu Bacımızıİnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.hadis-i şerifin ruhuna uygun sosyal hizmetlerde bulunduğundan dolayı tebrik ederiz. İnşallah Türkiye’de yaşayan Müslüman hanımlar da çağımıza uygun bir biçimde Bacıyan-ı Rum anlayışı doğrultusunda örgütlenir ve memleketimizin sosyal barışına ve dayanışmasına katkı sağlar.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/isvecte-kulturumuzu-yasatan-turk-kadini-odullendirildi-1-2603h.html


Back To Top