18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

KADIN İSTİHDAM POLİTİKALARIMIZ AB NORMLARINA GÖRE ŞEKİLLENDİRİLMEKTEDİR


ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK: 2023'TE KADININ İŞ GÜCÜNE KATILIM ORANINI YÜZDE 41'E ERİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Mardin'de, Büyükşehir Belediyesi ve Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA) öncülüğünde Valilik, GAP İdaresi ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi desteğiyle "Bir Dünya Kadın" sloganıyla bir otelde düzenlenen "Uluslararası Mardin Kadın Sempozyumu"nun açılışında konuştu. Selçuk, kadın istihdamında yaşanan gelişmeye de değinerek, şu ifadeleri kullandı:
KADIN İSTİHDAM POLİTİKALARIMIZ AB NORMLARINA GÖRE ŞEKİLLENDİRİLMEKTEDİR
"2005 yılında ülkemizde istihdam edilen 5 milyon kadın bulunurken, bu rakam 2018 temmuz itibarıyla 9 milyon 121 kadına çıktı. Buradaki 4 milyonluk artış, yüzde 70 oranında bir iyileştirmeye tekabül ediyor. 2023 yılında ise kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 41'e eriştirmeyi hedefliyoruz. Bakanlık olarak kadının ekonomik ve sosyal gelişimini destekleyerek, kadın girişimciliğini kolaylaştıracak programların hayata geçirilmesi öncelikle hedeflerimiz arasında.”


KADIN İSTİHDAM POLİTİKALARIMIZ AB NORMLARINA GÖRE ŞEKİLLENDİRİLMEKTEDİR

Değerli okuyucularım;

Hükümetimizin daha çok kadınımızın çalışma hayatına kazandırılmasına yönelik çabaları, gözünüzden kaçmıyordur herhalde. Peki, bunun sebebini hiç merak ettiniz mi? Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Zehra Zümrüt Selçuk, kadınların iş gücüne katılım oranını 2023 hedefi için % 41 olarak belirlerken, şu andaki oranı ile diğer gelişmiş ülkelerle aramızdaki uçurumu zikretmekten kaçındığını gözlemekteyim. Şu anda AB ülkelerinde kadın istihdam oranı yaklaşık olarak % 64’civarındadır. AB’de en yüksek istihdam oranına sahip ülkelerin başında İsveç (% 78), Almanya (% 74) ve Danimarka (% 72) gelmektedir. Yunanistan’ın şu andaki kadın istihdam oranı ise % 46’dır.

Türkiye ise Avrupa’da % 31 kadın istihdam oranı ile en düşük istihdam oranına sahip ülkedir. Yani 2023 hedefine ulaşmış olsak dahî (% 41), şu anda Yunanistan’daki oranı dahî yakalamıyoruz. Sayın Zehra Zümrüt Selçuk, kadın istihdam oranları ile ilgili olarak ülkeler arası kıyaslamalar yapabilirdi, ama oranlar özellikle feminist kadınlarımızı ve politikacılarımızı üzeceği için herhalde bunu ayrıca belirtmeye ihtiyaç duymamış olabilir. Fakat feministler fazla üzülmesin çünkü kadın istihdamının artırılması için son derece gayret gösteren Bakanımız, AB normlarına uygun çizgide kadın dostu sosyal politikalar üretmektedir. Çünkü konuşmasının önemli bölümü, AB’nin Türkiye’ye tavsiye ettiği kadın politikalarıyla hemen hemen uyuşmaktadır.

Bu bağlamda istihdam edilen toplam nüfusun yanı sıra, kadın istihdam oranının erkeklerinkine yaklaştırılması ile kadın ve erkeklere sunulan iş imkânlarının fırsat eşitliği doğrultusunda sunulması, tamamen AB’nin temel felsefesine uygundur. Türkiye, AB ülkeleri arasında istihdam edilen nüfusta kadın-erkek sayısındaki farkın en yüksek olduğu bir ülke olduğu için, şu anda AB standartlarının çok uzağındadır. Ama feminist bayanlar üzülmeyin; Türkiye, kadın-erkek arasındaki istihdam farkını 2023’e kadar indirecektir.

Türkiye, AB düzeyinde alınmış bir takım kadın dostu aktif emek piyasası tedbirlerinden meydana gelmekte olan bütün stratejik önerileri dikkate almaktadır. Mesela 2000 yılında kabul edilen ‘Cinsiyet Eşitliği için Çerçeve Strateji’ (A Framework Strategy for Gender Equality) ile cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda Türkiye epey mesafe almış durumdadır.

Diğer taraftan Türk hükümeti, Avrupa’da sürdürülebilir iktisadî büyümenin ve rekabetin artırılması için bir araç olarak görülen Avrupa İstihdam Stratejisi (European Employment Strategy) içinde kadınlarla ilgili bütün maddeleri dikkate alarak, sadece kadın istihdam oranını artırmak için çaba göstermemekte aynı zamanda fırsat eşitli çerçevesinde kadın ve erkeğin ücretli işe daha eşit şekilde katılımını sağlamak için kanunî alt yapıyı tamamlamış durumdadır.

Gerçi reel duruma baktığımızda dünyada halen iyi bir konumda değiliz. Mesela Türkiye, 2010 tarihli Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’nun ‘Ekonomik Katılım ve Fırsatlar’ alanında 134 ülke içinde 131. sıradayız. Bu şu anlama gelmektedir: Türkiye’de kadınlar ile erkekler, iktisadî hayata katılım ve eşit fırsatlar açısından birbirlerinden çok uzak oldukları için, kadınların halen sosyo-ekonomik yönden ayrımcılığa tâbi tutulduğunu söyleyebiliriz.

Artan Kadın İstihdamının Yeni Sosyal Sorunlar Doğurabileceğini Hesaba Kattık Mı?

Türkiye’nin zorlandığı konu, modern dünyada Avrupa İstihdam Stratejisi’ni kadınların lehine uygularken, aile, toplum değerleri (maneviyat) ve çalışma hayatı arasındaki psiko-sosyal dengeyi nasıl korunacağı noktasında düğümlenmektedir. Tamam, Avrupa İstihdam Stratejisi’nin çerçevesinde istihdamın kılavuz ilkeleri niteliğinde olan kadınların yüksek eğitim almalarını sağlayalım, kadın girişimciliğini teşvik edelim, kadın işgücünün istihdam edilebilirlik düzeyini artıralım, fırsat eşitliğini sağlamak ve her türlü ayrımcılığı önlemek için gerekli tedbirleri alalım ama…aması ne? Kadınların istihdam oranı arttıkça AB ülkelerinde görülen benzer sorunlar bizde de yaşanırsa ne olacak? Bunlara yönelik şimdiden tedbir aldık mı? Nedir o sorunlar?

Bir kere kadın istihdam oranı arttığında, evlenmeler gecikiyor/azalıyor, boşanmalar artıyor, buna bağlı olarak çalışma hayatında bulunan kadınlar daha az çocuk doğuruyor, kadın ve aile bağı gevşediği gibi kadın-anne ilişkisi de zayıflıyor ve çocukların sağlıklı geleceklerini riske atıyoruz. Nüfus artışını istikrarlı bir şekilde korumak adına “anne adaylarına 3 çocuk doğurma” tavsiyesi yıllar geçtikçe imkânsız hâle gelecek ve hatta bırakınız nüfusun artışını sağlamak nüfusu korumak bile zorlaşacaktır.

Kadın istihdam oranları hangi ülkelerde yüksek ise o ülkelerde çalışan kadınlara yönelik mobbing (işyerinde taciz) vakıaları da yüksek oranda (% 40- % 60) seyretmektedir. İşsizliğin yüksek, iş güvencesinin ve güvenliğinin yetersiz olduğu Türkiye’de emek piyasalarına yönelik denetim ve müeyyide mekanizmaları halen yetersizdir. Bugün çalışan erkekler dahî (ücretsiz) fazla mesai gibi uygulamalarla birçok işveren tarafından sömürülürken, çalışan kadınlarımızın istismarının önüne geçecek etkili bir koruma sistemimiz var mıdır? Eğer şimdiden tedbirler alınmazsa, korkarım “ekonomik yönden özgür olayım derken” ileride çalışan kadınların psiko-sosyal dengeleri bozulacak ve âdil olmayan bir çalışma hayatında kadınlarda tükenmişlik sendromu daha çok görülecektir.

Bugün iktisadî yönden gelişmiş AB ülkeleri, bütün bu sorunları yaşadıkları için, kadınların daha fazla çalışması yerine esnek çalışma imkânları, çocuk (bakım) parası uygulamaları, çocuk bakım izinleri gibi kadın-aile ve kadın-çocuk bağlarını korumaya yönelik fıtrata uygun sosyal politikalar arayışları içindedir. Böylece, çalışma hayatı ve özel/ailevî hayatın uyumlulaştırılmasına yönelik gayelerin öne çıktığı, bu çerçevede çocuk dünyaya getirmenin ve bakımının desteklenmesinin ve istihdamda ‘aile dostu’ sosyal politikaların benimsenmiş olduğunu görmekteyiz.

Velhâsıl-ı Kelâm

Her alanda mutlak eşitliği savunan feminist politikaların etkinliği hususunda AB ülkelerinde bile toplumsal tereddütler ve tepkiler oluşmaya başlaması ile birlikte sosyal politika çalışmaları, fırsat eşitliğinin kadın ve erkeklerin benliğine ve oluşan sosyal rollere uygun bir şekilde sağlanmasına odaklanmıştır.

Cinsiyete dayalı alternatif sosyal politika anlayışına göre, çoğulcu bir toplumda fırsat eşitliğinin, değişik hayat şartları içinde yaşayan ve psiko-sosyal yönden farklı ihtiyaçları olan kadın ve erkelerin sosyal sorumluluklarının da toplumsal dokunun kabul edebileceği bir denge içinde ve karşılıklı rıza çerçevesinde sağlanması gerekmektedir. Bunun için kadın istihdam politikaları, cinsel hakkaniyet ölçüleri açısından aile ve toplumsal/manevî yapıya zarar vermemelidir.

Bir başka ifadeyle cinsel hakkaniyet ölçüsüne göre, kadın ve erkek, sosyal ve hukukî yönden eşittir. Ancak, sosyal yapının özellikleri ve(ya) fıtrî temayüllerin sosyal hayatta değişik bir şekilde tezahür etmesi, kısacası sosyal gerçeklerin farklılıklarından dolayı cinsiyetlere ait rol, vazife ve sorumlulukları da farklı olabileceği için, cinsiyetler politikasının, fırsat eşitliği yanında fırsat adâleti ilkesine göre şekillendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, cinsiyetlerin, fıtrî/ontolojik yapısına uygun olarak farklı tercihleri sonucunda oluşan dağılım (düşük kadın istihdam oranı gibi), mutlak anlamda eşit sonuçlanmamış olsa dahî, yine de hakkaniyet (adâlet) ölçülerine uygun hayırlı neticeler doğuracaktır.

Ezcümle; ister kadın, ister erkek olsun, insan odaklı politikaların isabetli ve etkin bir şekilde uygulanabilmelerinde fıtratın önemi bir kez daha ön plâna çıkmaktadır. Son tahlilde, insanlığın sosyal gelişimi ve dolayısıyla maddî ve manevî tekâmülü, bütüncül bir anlayışa sahip olan fıtrî sosyal politikaların uygulanmasına bağlıdır. Bu bağlamda kadına yönelik istihdam konusu da kendi medeniyet havzamızda akl-ı selim (iyiyi ve kötüyü birbirinden ayıran akıl ve kalbî düşünce) ve zevk-i selim (meşru dairede idrak ve sezme kabiliyetinin geliştirilmesi) çerçevesinde yeninden gözden geçirilmelidir.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/kadin-istihdam-politikalarimiz-ab-normlarina-gore-sekillendirilmektedir-zehra-zumrut-selcuk-2023te-kadinin-is-gucune-katilim-oranini-yuzde-41e-eristirmeyi-hedefliyoruz-5-5688h.html


Back To Top