All for Joomla The Word of Web Design

Kâinatın gizemleri ile meşgul olan Astro-Fizikçi Stephen Hawking öldü

Ünlü İngiliz evrenbilimci ve fizik profesörü Stephen Hawking (1942-2018), 76 yaşında hayatını kaybetti. 

Hawking’in öldüğünü aile sözcüsü açıkladı. Hawking’in çocukları Lucy, Robertve Tim, babalarının ölümüyle ilgili yazılı açıklamalarında “Sevgili babamızı bugün kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Çok büyük bir bilim insanı, çalışmaları ve mirası yıllarca yaşayacak olağanüstü bir kişiydi.” dedi.



HAWKİNG, DABBETÜ’L–ARZ’I MI TEMSİL EDİYORDU?

Bilim dünyasında Newton ve Einstein’dan sonra adından en çok bahsedilen kişi, şüphesiz İngiliz matematik-fizik bilim insanıı Stephen Hawking’dir. 1942’de Oxford’da doğan Stephan, okul sıralarında sağlıklı, hareketli ve başarılı bir öğrenciydi. Büyüyünceye dek Londra’da ailesiyle kaldıktan sonra, Oxford’da Üniversite Kolejinde eğitim aldı. Üniversitede öğrenimi için gittiği Oxford Üniversitesinde matematik bölümü olmadığı için, fizik bölümünü tercih etti ve üç senenin sonunda bu bölümü birincilikle bitirdi (1959–1962). Cambridge Üniversitesinde lisansüstü programına katıldı. Kozmoloji üzerine kariyer yapmaya karar verdi.

Hastalığı ve Ruhsal Bunalıma Girmesi

1960’ların başında tutulduğu hastalığın ilk belirtileri görülmeye başladı. Bir akşamüstü evden çıkarken ayakkabısını bağlayamadı. Ellerine hükmedemiyordu. 1963 yılında daha henüz 21 yaşındayken hastaneye kontrol için gittiğinde hastalığının teşhisi konulabildi: İlerleyici bir sinir sistemi hastalığı olan ALS (Amyotrafik Lateral Skleroza). Tedavisi mümkün olmayan bu rahatsızlığın ilk belirtileri, konuşma bozukluğu ya da yutma güçlüğüne eşlik eden zafiyet ve ellerin seğirmesi hâlidir. Sinir hücreleri görev yapamaz hale gelirken, kontrolleri altındaki kaslar da yıkıma uğrar. Beyin, sağlam kalmasına rağmen bütün vücut çöker. Ölüm, genellikle solunum ile ilgili kasların görev yapamaması sonucunda ya zatüreden, ya da solunum yetersizliğinden ileri gelir.

Haliyle bu durum onun ruhsal bir bunalıma düşmesine sebep olmuştur. Erken ölüm beklentisi, onu iki yıl süren bir bunalıma itmiştir. Vaktinin büyük bir bölümünü klasik müzik dinleyerek, bilim kurgu türü kitaplar okuyarak geçirdi. Bu ara bir de merdivenlerden düşüp, bir süre hafızasını kaybetti. Manevî teselli kaynaklarından mahrum olan Hawking, bir dönem teselliyi alkolde aradı. Ailesinin, arkadaşlarının ve hocası Dennis Sciama’nın psiko-sosyal destekleriyle hayata tekrar tutundu ve ruhî çöküntülerini atlatabildi. Bu esnada Jane Wilde ile evlendi ve üç çocuk babası oldu. Eşi Jane’in yardımlarıyla lisansüstü eğitimini tamamladı. (Seyyar, Ali; Meşhur Ortopedik Özürlüler; Hayat Yayınları; 2006).

Bilimsel Çalışmaları ve Başarıları

1962–1965 yıllarında Cambridge’de Sciama ile birlikte doktora çalışması yaptı. Doktorasını aldıktan sonra üç yıl araştırma görevlisi olarak çalıştı. 1970’lerin başında bir daha kalkmamak üzere tekerlekli sandalyeye mahkûm oldu. 1973 yılında çalışma arkadaşı George Ellis ile “Uzay Zamanın Büyük Ölçekli Yapısı” adlı kitabı yazdı. 1974 yılında Kraliyet Derneği’nin (Royal Society) en genç üyesi olma şerefiyle taltif edildi.

1977’de Cambridge Üniversitesinde Gravitational Physics profesörü oldu. 1978’te teorik fizikte en yüksek onur olarak kabul edilen Albert Einstein ödülünü aldı. 1982’de Notre Dame, Chicago, Princeton ve New York üniversitelerinden onur dereceleri aldı. Yine aynı yıl Kraliçe Elizabeth tarafından “Britanya İmparatorluğu Kumandanı” nişanı verildi.

1985’te “Zamanın Kısa Tarihi” (A Brief History in Time) adlı kitabını yazarken, zatüreye yakalandı. Kurumsal fizikçi Hawking, konuşma yeteneğini hemen hemen yok eden nefes borusu ameliyatı olmak zorunda kaldı. Sesini tamamen kaybetmesine rağmen büyük bir azimle kâinatın evrimi konusundaki kitabını tamamlayabildi. 1987 yılında yayınlandıktan sonra, birçok dünya dillerine ve Türkçeye çevrildi. Kitapta, evrenin 12 milyar yıl önce bir bezelye tanesi kadar büyüklükte olduğu ve “Big Bang” (Büyük Patlama) ile sonsuzluğa doğru artan bir hızla genişlediği teorisi anlatılmaktadır.

Engelli Kişiliği ve İkinci Evliliği

Gazeteler, Hawking’in bilim dünyasında gösterdiği başarılarından dolayı bütün engellileri sembolleştiren bir karakter olarak göstermiştir. Bu rolü pek üstlenmek istemeyen Hawking, bu şekilde pazarlanmasından hoşlanmazdı ve kendisinin de idealize edilmesini istemezdi. O, “süper” beyni ve “sakat” vücudu ile insanî zaaflar taşıyan bir bilim adamı olarak görülmek isterdi.

Aslında aşırı övülmesi veya yerilmesi de kişilerin ona karşı besledikleri sempatileri veya kinleri ile ilgiliydi. 1994 yılında eşinden ayrılıp, zamanında eşi tarafından evine bakıcı olarak alınan bir bayan ile 1995 yılında evlenince, eski eşi 1999 yılında Hawking ile ilişkilerini para karşılığında basına yansıtmıştır. Hawking’i acımasızca eleştiren eski eşi, bu şekilde kendisinden intikam almak istemiştir.

Hawking, Dabbetü’l–Arz’ı mı Temsil Ediyordu?

Hawking, genel izafiyet ve kuantum teorilerinin birleştirilmeleri gerektiğinin altını çizmiştir. Her iki teorinin içeriği, kara deliklerin tamamıyla siyah olmadıkları, radyasyonu emdikleri, buharlaştıkları ve tekrar kayboldukları yönündeydi.

Hawking, “Ceviz Kabuğundaki Evren” kitabında dünyanın büyük bir felaketle karşı karşıya kalabileceğini bir bilim–kurgu romanı gibi açıklayarak, kıyametten korunmak için, uzayda insan kolonileri kurulmasını gündeme getirmiştir. Bu önerisi, ilahiyat profesörü müteveffa Yaşar Nuri Öztürk’ün de dikkatine çekmiş ve büyük bir iddia ile Hawking’i, Kuran-ı Kerim’de bahsi geçen “Dabbetü’l-Arz” (kıyameti haber veren yaratık) ile özdeşleştirmiştir. Bu iddiasını vefatına kadar sürdüren Öztürk, bir yazısında şunları ifade etmiştir:

“Dabbetül Arz, çıkmıştır, şu anda yaşamaktadır ve Kuran’ın sözünü ettiği uyarıları, yine Kuran’ın gösterdiği tarz ve üslupla insanlığa ulaştırmaktadır. İnsanlığa, özellikle dünyanın sonunun yaklaştığına ilişkin uyarılar yöneltmektedir. Dabbetül Arz denince, bizim aklımıza, mesela, insanlığı, kıyametin yaklaştığı yolunda sürekli uyaran ve nitelikleri Kuran’daki tanıtıma uyan ünlü dâhi fizikçi Stephen Hawking gelmektedir.” (Hürriyet; 25 Şubat 2009)

Velhasıl-ı Kelâm

Kuran’da ‘debelenen canlı’ yani ‘hareket eden varlık’ anlamında ‘Dabbe’ kelimesi 14 kez, çoğu olan ‘Devab’ ise 4 kez geçer. İster hayvan, isterse insan olsun, sudan yaratılmış olan her dabbenin (canlının) rızkı, Allah’a ait olduğu gibi dizgini de yine O’nun elindedir (Nur: 45. Hud: 6; 56). Neml suresinin 82. ayetinde yer alan "dabbetü'l-arz" kavramı ise, genelde kıyamet alametleri kapsamında değerlendirilmektedir:

“(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O (dabbe), onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.” (Neml: 82)

Bu âyette geçen dabbe, daha çok tebliğ ile görevlendirilmiş bir insan olarak yorumlanabilir. Ahir zamanda arzdan çıkacak olan bu kişi, insanlara uyarı mahiyetinde hikmetle hitap edecek ve dünyada yaşayan gafil toplumların ilahî âyetlere tam inanmadıklarını (belki de değişik teknolojik iletişim araçlarıyla) söyleyecektir.

Bu bağlamda hastalığı sebebiyle fizikî hareket edebilirliği zaten sınırlı olan ortopedik engelli Hawking’in ‘dabbe’ kapsamına girmesi zaten mümkün değildir. Diğer taraftan Hawking, kâinatı daha çok fizikî yönden incelemiş ve kâinatın oluşumuna dair meta-fizik boyutunu ihmal ettiği için, Allah tarafından indirilen Kuran âyetlerine hiç müracaat etmemiştir. Halbuki Allah, akıl sahiplerinin bu âyetlerden ibret/öğüt alsınlar diye başta bilim insanları olmak üzere bütün insanlığa göndermiştir (Sâd: 29). Kalben aklemediğinden dolayı Kuran âyetlerinden istifade edememiş Hawking’e iman da nasip olmamıştır.

Ali Rıza Demircan hocamızın da ifade ettiği üzere Kuran, yaratılan ve indirilen âyetlerden ibarettir. Bütün bu âyetler, “başta Allah olmak üzere evreni ve içindekileri tanıtır, melekler ve cinlerle birlikte insanı tanıtır. Göklerin ve yerin düzeninin bozularak, kıyamet olgusunun vücuda geleceğini bildirir. İnsanların yeniden yaratılacağını, sorgulanacağını, Cennet ile mükâfatlandırılıp Cehennem ile cezalandırılacağını açıklar.”

Ezcümle; Hawking, yaratılan ve indirilen âyetleri yani müspet ve manevî bilimleri birlikte okumadığı, bilim insanı olduğu halde bu ihtiyacı duymayıp Allah’ın bütüncül âyetlerini öğrenmediği ve bunları toplumlara hiçbir zaman açıklamadığı için, asla ‘dabbe’ olamaz. O, şahane ve/fakat rasyonalist bir beyne sahip fiziksel engelli bir bilim insanı olarak ruhunu teslim etmiştir. Toprağı bol olsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir