24 Haziran 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız!


Bir genç nişan eğlencesinde maganda kurşunuyla öldü

Isparta'nın Yalvaç ilçesinde katıldığı nişan eğlencesinde maganda kurşununun hedefi olan lise son sınıf öğrencisi Arif Can Çetin(19), hayatını kaybetti.
Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız!
Saat 23.00 sıralarında davetlilerden bazıları tabancalarla havaya ateş ettiği sırada Arif Can Çetin'in göğsüne kurşun isabet etti. Bir anda yere yığılan Arif Can Çetin, çağrılan 112 ekiplerinin müdahalesinin ardından Yalvaç Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Burada müdahale edilen Arif Can Çetinkurtarılamadı. Olayla ilgili 2 şüpheli gözaltına alınırken, Arif Can Çetin'in hangi tabancadan çıkan kurşunla öldüğü balistik inceleme sonucu belirlenecek.


KENDİ ELLERİNİZLE KENDİNİZİ TEHLİKEYE ATMAYINIZ!

Değerli okuyucularım;

Bazı pek de faydası olmayan hatta birçok yönüyle zararlı yönleri olan örf, âdet ve geleneklerimizi sorgulama zamanı gelmedi mi? Biz toplum olarak eğlenirken bile çoğu zaman haddimizi aşıyor ve eğlencenin tadını ciddî manada kaçırabiliyoruz. Bir örnek vermem gerekirse: Geçmiş yıllarda bir köy düğününe katılmıştım. Gelin, damadın evine alınırken, bir hoca efendi genç çiftin saadeti için sesli olarak dua ediyor ve evin etrafında toplanan kalabalık da topluca ‘Amin’ diyordu. Dua bittiğinde balkondan gelinin ve bu olayı görmek için gelen misafirlerin üzerine şeker atıldı. Buraya kadar her şey güzeldi. Ben de seyircilerin arasında bulunuyordum. Hiç fark etmedim, hemen yanı başımda dikilen orta yaşlı bir ‘beyefendi’ belinden silahını çeker çekmez birkaç el havaya ateş etti. Öyle bir yakın mesafeden ‘sanatını’ icra etti ki silahın sesinden çıkan o yüksek frekanstaki  ‘tın, tın, tın, tın…’ sesleri sağ kulağımın 3-4 saat boyunca çınlamasına sebep oldu. Düğünün tadı böylece kaçmış oldu. Bu tehlikeli âdet, sadece düğün, nişan ve sünnet merasimlerinde olmuyor. Spor müsabakalarında da maalesef yaşanıyor.

Millî duygularımızın gelişmesine katkı sağlayan uluslar arası müsabakaların sonuçları ne olursa olsun bütün sapkın psiko-sosyal özelliklerimizi de ortaya sermektedir. Yenildiğimizde büyük bir hüsrana uğramışçasına sorumlu gördüğümüz kişileri fütursuzca eleştirir, kazandığımızda aynı kişileri kahraman ilan eder ve kahramanlıktan da kendimize büyük bir pay çıkararak, kazanmanın keyfini çıkarırız. Mizacımıza uygun bir şekilde de bu anı kutlarız. Hatırlıyorum. Bir keresinde Türkiye'yi yarı finale çıkaran Hırvatistan maçı da bizim millî gururumuz olmuştu.

Bu maçı ben de seyretmiştim. Maç sonrası şahsen ben de yerimde duramamıştım. Sevincimi birisiyle paylaşmak için, çoktan uyku âlemine dalmış olan hanımımı uyandırmıştım. Hanımıma başarımızın özetini anlatırken, dışarıdan çılgınca sesler gelmeye başladı. Hanım beni uyardı: "Sakın balkona çıkma!" dedi. Hakikaten o andan itibaren mahallemizin hemen her tarafından silah sesleri gelmeye başladı. Aşırı sevinç, çoğu zaman kontrolsüz, tuhaf ve çılgın davranışlara yol açabilmektedir.

İnsanlarımız; ruhsatlı ruhsatsız fark etmez, gece-gündüz demeden, çevremizde korumasız insanlar var demeden silahlarını çekip rast gele havaya kurşun sıkabiliyor Nasıl bir sorumsuzluk anlayışı bu? Hadi kaçınılmaz olarak bağırıp çağırıyorsunuz, kamyonlara binip saatlerce çılgınca tezahüratlar yapıyorsunuz, hadi belirli bir dereceye kadar anlayışla karşılayalım. Ama etrafta hasta insanlar var, uyuyan çocuklar var. Onları rahatsız etme hakkımız var mıdır?

Silah çekmek de ne demek? Zaferler, düğünler, nişanlar ve eğlenceler böyle mi kutlanır? Kutlamanın bir adabı olmamalı mı? Hiç geçmişte yaşananlardan ibret alınmaz mı? Yöremizde veya ülke çapında bu serserice yapılan eğlencelerden dolayı kaç kişi hayatını kaybediyor, kaç kişi yaralanıyor biliyor musunuz? Masum insanlarımıza ve çocuklarımıza isabet eden o kurşunlar, ya ölüme ya da kalıcı sakatlıklara yol açıyor. Hiç değer mi? Bütün sevincimiz o zaman kursağımızda kalıyor. İnsan hayatı ve toplum sağlığı söz konusu olduğunda bu tarz kutlamaların neresine hoşgörü ile bakacağız?

Yetkili ağızlar hemen her defasında uyarıyor, "aman silahla kutlamayın" diye. Ama nafile. Yine bizim magandacılar sorumsuzca içlerindeki bütün kurtları bu şekilde dışarıya döküyor. Allah göstermesin, ama sorumsuzca yapılan eylemlerden ötürü işte Allah gösteriyor…ama sebep biziz…istemeden de olsa kusurlu davrandığımız için kendi elimizle başka bir insanımıza zarar verebiliyoruz…. Böylece magandacılar hem kendilerine, hem de topluma zarar veriyor. Onun için, uyarılarımıza devam ediyoruz. Kutlamalarınızı ve eğlencelerinizi insanca adabınca yapınız ta ki kendinizi ve başkalarını tehlikeye atmayınız… Yetkililerimiz ve güvenlik görevlilerimiz de bu hususta hiç bir surette müsamahalı davranmamalıdır. Eğlencelerde silaha sarılanlar ve buna müsaade edenlere ağır cezalar verilmelidir. Artık yeter.

Velhâsıl- Kelâm

Allah rızasına uygun bütün toplu eğlenceler, aynı sevinç duygularını birlikte paylaşmak adına meşru ve güzeldir. Ne var ki, bir araya gelmek suretiyle sevap kazanma imkânları önümüzde dururken, meşru zeminin dışına kayan bütün sapkın fiiller, maddî ve manevî yönden tehlikelerle doludur. Haber de görüldüğü üzere bir maganda kurşunu, bir gencin ölümüne sebebiyet verebilmektedir. Buna sebep olan sorumsuz kişi de belki de hem dünyasını, hem de ahiretini tehlikeye sokmuştur.

İşte C. Hak da  “…(Kendi ellerinizle) kendinizi tehlikeye atmayınız!..” (el-Bakara: 195) âyetiyle bu tip zarar verici davranışların yapılmaması hususunda ikazda bulunmaktadır. Gerçi mezkur âyette buyrulan ‘kendi eliyle kendini tehlikeye atmak’tan maksat, bağ, bahçe ve iş gibi dünyalıklara yoğunlaşarak, manevî sorumluluklarımızı terk ve ihmal etmemiz ile ilgilidir. Ancak geniş bir yorum açısından bakacak olursak bu âyet, haberde geçen bu tarz tehlikeli davranışları da sanki kınamaktadır. Ne derseniz?

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/kendi-ellerinizle-kendinizi-tehlikeye-atmayiniz-8-4135h.html


Back To Top