Kenevir üretmek zorundayız!

70’li yıllarda ABD Türkiye’ye kenevir ekimi konusunda ambargo koyduğunda “ne oluyor arkadaş, buraya da mı karıştılar?” demiş ve şaşırmıştık. Oysa ki şaşıracak bir şey yoktu. 70’li yıllar petrol savaşlarının en güçlü yaşandığı yıllardı ve petrole bağımlı ürünlerin üretiminde batı, özellikle de petrokimya devi ABD ciddi şekilde söz sahibiydi. Sentetik giyim ürünleri, sentetik eşyalar, sentetik ilaçlar, sentetik ev ürünleri ve kişisel kullanıma dönük materyallerin neredeyse tamamı batının kurduğu dev sanayi tesislerinden çıkarak evlerimize misafir oluyordu.

Nüfusu 50 milyon civarında olan bir ülke elbette bu endüstri devleri için büyük bir pazardı. Kağıttan halata, giyim eşyasından oto döşemesine kadar pek çok alanda kullanılan keneviri ABD Türkiye’de yasaklamak cüretini göstermeyecek de ne yapacaktı? Anadolu’da 4000 yıldır üretilen, son derece doğal ve doğaya saygılı, insan sağlığı ve çevre sağlığı bakımından da son derece yararlı bir bitki olan ve yaklaşık 3 bin ürünün hammaddesini oluşturabilecek kenevir bitkisini üçüncü dünyaya yasaklayan ABD ve benzeri emperyalist ülkeler, naylon ve plastik çöplüğü haline getirmek istediği ülkelere, üçüncü sınıf ürünlerini ve bu ürünlerin hammaddesini oluşturan petrolü satarak köşeyi döndüler. Ancak olanlar kime oldu? Bize ve bizim gibi ülkelere oldu. Çevre felaketleri, bozulan insan sağlığı, istenmeyen, öldürücü hastalıkların sayısında artış ve her yıl emperyalistlerin kesesine akan milyarlarca dolar para….

Kenevir işte deyip geçenlere söyleyeyim: Kenevir müthiş bir bitki. Kenevirin bir kalem zararı varsa, 2999 kalem yararı var. Kenevirden sadece uyuşturucu yapılmıyor. Bambaşka şeyler de imal edilebiliyor. Ayrıca doğaya ve toprağa son derece yararlı bir bitki. Eko sistem için vazgeçilmez özellikleri olan bir nebat. Kenevir dünyada 35 bin kalem ürünün imalatında kullanılabilen stratejik değerde bir ürün. Kenevir aynı zamanda tam bir oksijen kaynağı. Bir dönümlük kenevir 25 dönümlük orman kadar oksijen üretebiliyor. Ortalama bir ağaç 20-25 yılda yetişirken kenevir sadece 4 ayda yetişebiliyor. Bir dönümlük kenevirden 4 dönüm ağaca eşdeğer kağıt üretebiliyorsunuz. Öte yandan gerçek bir radyasyon temizleyici ve dünyanın her yerinde yetişebilen uyumlu bir yapısı var kenevirin. Çok az suya ihtiyaç duyan kenevir, yetişmek için kendisine toprak seçmeyen nadir bitkilerden. Yetişme aşamasında tarım ilacına ihtiyaç duymayan kenevir, AIDS ve kanser tedavisinde etkili bir ilaç. Kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji ve mide hastalıkları gibi en az 250 hastalıkta da destekleyici ürün olarak kullanılabiliyor. Oysa dünya ilaç sanayii bu etken madde yerine ilaçların içine bolca sentetik maddeler atarak insanlığı zehirlemeye devam ediyor.

Gelelim kenevirin başka faydalarına… Mesela bir arabanın gövdesi kenevirden yapıldığında çelikten on kat daha dayanıklı olabiliyor. Şimdi düşünsenize, şu aralar gündemde olan yerli otomobilin gövdesini de kenevirden yapıyorsunuz? Buna hangi batılı büyük üretici rıza gösterir? Tabii ki göstermeyecekler. Ama biz ısrarla kenevir üreteceğiz ve her sahada kullanacağız. Bu konuda son derece kararlı ve dirayetli olmalıyız.

İşin en can alıcı noktasına gelelim. Plastik ürünlerinin tamamı kenevirden üretilebiliyor ve bu üretilen ürünlerin doğaya karışması ve zararsız hale gelmesi ise çok kısa süre içinde gerçekleşebiliyor. Plastiğin hammaddesi ne? Petrol. Peki, petrolden üretilen bir pet şişenin doğada kaybolması ne kadar zaman alıyor? Yüzyılları buluyor. Peki petrolün patronları kimler? Batılı emperyalistler. Peki bize kenevir ekmeyi yasaklayan batılıların gerçek niyetlerini şimdi anlayabildik mi? Bize sentetik ürünleri ve petrolü satacaklar, köşeyi dönecekler, bizler ise çevresel felaketlerle, kanser gibi zor hastalıklarla, ekonomik anlamda cari açıkla ve aşırı ithalatçı eğilimlerle debelenip duracağız.

Türkiye 2017 yılına kadar her yıl ortalama 100 bin ton kenevir ithal etmiş. 2018 yılında dolarda yaşanan aşırı yükselmeden dolayı kenevir ithalatı da bir parça azalmış. Türkiye’nin şu saatten sonra bir kenevir politikası geliştirerek bu büyük çaplı ithalat rakamlarının önüne geçmesi gerekiyor. Hatta altyapısı müsait olan her yerde kenevir ekimi yapılmalı ve devlet kenevir alımını desteklemelidir.

Akif Çarkcı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir