22 Ocak 2019 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

“KEŞKE”Lİ İFADELER NE ZAMAN HAYRA DÖNÜŞÜR?


EROL GÖKA: ‘KEŞKE’ BÜTÜN TERAPİSTLERİ YERİNDEN FIRLATIR

“KEŞKE”Lİ İFADELER NE ZAMAN HAYRA DÖNÜŞÜR?
Her hafta Cuma akşamları saat 23.00’de TRT-Haber’de yayınlanan “İnsanlık Hâli” 29.12.2018 tarihli programda “Zaman” mevzusu müzakere edildi. Seval Çöpür moderatörlüğünde psikiyatrist Prof. Dr. M. Kemal Sayar ve Prof. Dr. Erol Göka arasında “Keşke”li ifadelerin mahzurları üzerine de ilginç bir diyalog geçti. O bölümü burada aynen veriyoruz:

Kemal Sayar: ‘Keşke’ demeyelim. ‘Keşke’ şunu (daha iyi) yapsaydık. ‘Keşke’ çocuğumuzun yüzüne daha fazla baksaydık. Babamızla daha fazla vakit geçirseydik. ‘Keşke’ şu sınavıma daha fazla hazırlansaydık, demeyelim.  O anın hakkını verelim.

Erol Göka: ‘Keşke’ demek günahtır diyeceğim ama dilim varmıyor. ‘Keşke’ dememek lazım sahiden. ‘Keşke’, bütün terapistleri yerinden fırlatır.

Kemal Sayar: ‘Keşke’ yerine ‘bundan sonra bunu yapacağım’ lafını koyalım.


“KEŞKE”Lİ İFADELER, NE ZAMAN HAYRA DÖNÜŞÜR?

Mezkûr diyalogtan anlaşılacağı üzere iki ünlü psikiyatristimiz “keşke” sözcüğünün kullanılmasının kişi üzerinde yapacağı olumsuz etkilerden bahsetmektedir. Prof. Dr. Erol Göka, bir adım daha ileri giderek, bu kelimenin kullanılması halinde kişiyi günaha götüreceğini de ima etti. Bunda hakikaten bir gerçeklik payı var. Ama burada ‘Keşke’nin hangi niyet ve hangi maksatla kullanıldığı önemlidir. Yoksa her ‘Keşke’li cümle mutlak anlamda günah olmadığı gibi bazı durumlarda sevap dahî olabilir. Öyle ise ‘Keşke’li ifadeleri bu çerçevede tahlil edelim.

Kişiyi Günaha Sevk Eden ‘Keşke’li İfadeler: Kadere İtiraz İçeren Sözler

Her insan, hayatında zahirî yönden musibet gibi görünen olayların içinde gayri ihtiyari olarak bazı sıkıntılar yaşayabilir. Kaderin bir cilvesi olarak bu gibi durumlarda sabretmeyip isyana varan ‘Keşke’li sözler, kişiyi imanî yönden tehlikeye düşürebilir. İşte bu gibi durumlarda Peygamberimiz (sav) bizi şu sözleriyle uyarmaktadır:

“…Şayet başına bir musibet gelirse; ‘keşke şöyle yapsaydım, o zaman şöyle şöyle olurdu’ şeklinde bir söz söyleme! Bilakis şöyle de; ‘Bu Allah’ın takdiridir, o neyi isterse onu yapar.’ Çünkü ‘Lev’ (Keşke, Eğer, Şayet) kelimesi şeytanın işine yarar.” (Müslim; Kader: 34).

Onun için elimizde olmayan sebeplerden ötürü yaşanmışlara ‘keşke olmasaydı’ veya yaşanmamışlara ‘keşke olsaydı’ demektense mukadderat inancı, tevekkül ve teslimiyet şuuruyla sabretmek daha efdaldir. Aksi takdirde olaylara manevî boyutuyla bakamamanın bir sonucu olarak şeytan, efkârlanan kişiyi iyice vesveseye ve psikolojik bunalımlara itebilir. Böyle bir halet-i ruhiyeye sürüklenen kişi, kendi cüzî iradesiyle kadere isyan etmiş olur ve imanını tehlikeye sokmuş olur. Hayrıyla şerriyle kadere iman eden müminler ise takdir edilenlere itiraz etmeyeceklerine göre ‘Keşke’li yorumlardan kaçınır ve “Allah, ne buyurdu ise o olur.” diyerek, olayların etkisi altında kalmadan kalbî huzur içinde hayatını idame eder.

Kişiyi Günaha Sevk Etmeyen ‘Keşke’li İfadeler: Kadere İsyan İçermeyen Sözler

Yaşanmış nahoş olayların Allah'ın takdiri olduğu şuuruyla kişinin içinde bulunduğu sıkıntılı ve zor durumun açtığı ıstıraplara sitem etmesi, mübahtır. Nitekim Kuran-ı Kerim, Hz. Meryem’in Allah tarafından hamile kaldıktan sonra doğum esnasında yalnız başına çektiği sıkıntılar karşısında Keşke ben bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” (Meryem: 23) dediğini beyân etmektedir.

Bu bağlamda büyük belalarla imtihan olan dertli, kederli ve hüzünlü Müslümanların bu tarz ‘Keşke’li sözleri, kadere tepkiden ziyade kaderin kendilerine takdir ettiği sıkıntıların sabır ile hafifletilmesine yönelik olarak Allah’a arz edilen isteklerdir. Bu doğrultuda hilafet makamının ağır sorumluluğu karşısında ezilen Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer’in sarf ettikleri aşağıdaki sözler, bu kategoride değerlendirilmesi gerekir:

"Ey kuş, ne mutlu sana. Ağaca konup, meyvelerinden yiyorsun. Keşke ben de bir kuş tarafından gagalanan bir meyve olsaydım.”

Keşke şu saman çöpü ben olsaydım! Keşke bir şey olmasaydım.

Ha keza Hz. Ali’nin Cemel Vakasında söylediği “Keşke bu günden önce, yirmi yaşındayken ölseydim” sözü de kadere itiraz etmemekle beraber yaşadığı derin acıların bir dış yansımasıdır.

Kişiyi Hayra Sevk Eden ‘Keşke’li İfadeler: Rıza-i İlâhî’ye Uygun Sözler

Allah’ın rızasını celbeden, kişiler arası muhabbeti artıran, iyi niyete dayanan, nefsini kınamaya yönelik muhasebe ve murakabe içerikli ‘Keşke’li ifadeler, temenni ve dua hükmündedir. Nitekim Allah Resulünün şu ‘Keşke’li sözü meşhurdur:

“Muhammed’in nefsi yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, ne kadar isterdim; Keşke, Allah yolunda savaşsam ve öldürülsem. Sonra bana bir kere daha can nimeti bahşedilse ve yine cihadın hakkını versem, yine O’nun uğruna öldürülsem. Sonra yine savaşsam ve öldürülsem.” (Müslim; İmare: 103).

Bu anlamda kişiyi tefekküre, yaptığı hatalarını anlamaya ve pişmanlığa götüren bütün ‘Keşke’li ifadeler, hayra vesiledir. ‘Keşke’ şu hatayı yapmasaydım, beş vakit namaz kılmış olsaydım gibi kişiyi manevî yönden rehabilite eden ve bu kişiye yeni bir yol haritasını gösteren bu gibi samimî açıklamalar hem dua hükmündedir, hem de Allah’ın mağfiretini celbedecek niteliktedir. Çünkü geçmişteki günahlarından dolayı nedamet duyan bir kişi, Allah’ın mağfiretine nail olacağına inanarak, ileriye dönük olarak daha güzel bir hayat yaşayacaktır.

Bu yönüyle Prof. Dr. M. Kemal Sayar’ın ‘Keşke’ yerine ‘bundan sonra bunu yapacağım’ tavsiyesi uygun olmakla birlikte bundan sonra yapılacakların sağlamlığı yine de ‘Keşke’li pişmanlık ifadelerine dayanmaktadır. Çünkü ‘Keşke’li muhasebe ve pişmanlık duyguları olmadan ileride yapılmak istenen hayırlı işlerin kalıcı olması kolay değildir. ‘Keşke’li pişmanlıklar ne kadar derin olursa kötülüklerden, ihmalkârlıklardan, ertelemelerden ve(ya) tembelliklerden kurtulmanın yolları da o kadar sağlam olur.

Diğer taraftan teşvik mahiyetinde yol gösterici ‘Keşke’li sözler de makbul, etkili ve hayra vesiledir. Bu çerçevede asr-ı saadetten kısa bir anekdot anlatayım. Abdullah İbni Ömer, bir gün çok güzel bir rüya görür ve onu kardeşi Hafsa’ya anlatır. O da bunu Peygamberimize (sav) nakleder. Peygamberimiz (sav) de rüyayı şu şekilde tabir eder: “Abdullah ne iyi bir genç, keşke bir de gece namazı kılsa.” Bunun öğrenen Abdullah İbni Ömer, bundan sonra geceleri çok az uyur olur (Buhari; Tabir: 35-36).

Ezcümle

Kendine manevî yönden çeki düzen vermeye yönelik stratejik buutlu ‘Keşke’li şahsî ifadelere veya haricî telkinlere sadık kalan bir Müslüman, mahşerde Ah ne olaydı biz de toprak olaydık. Keşke taş olup kalsaydık.Keşke toprakta ebediyen kalsaydık. Keşke ölümle her şey bitmiş olsaydı. Keşke dirilme hiç olmasaydı…” (Nisa: 24) gibi kâfirlere ait fayda vermeyen pişmanlık sözleri sarf etmekten uzak kalacak ve Allah’ın izniyle kurtuluşa erişecektir.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/keskeli-ifadeler-ne-zaman-hayra-donusur-erol-goka-keske-butun-terapistleri-yerinden-firlatir-8-6010h.html


Back To Top