19 Haziran 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

KHK mağdurları ‘genel af’ kapsamına alınacak mı?


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başdanışmanı Yiğit Bulut, genel af çağrısında bulundu

Star Gazetesi yazarı ve Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan'ın başdanışmanı Yiğit Bulut, “Başkanlık sistemine geçerken, “YENİ BİR TÜRKİYE-YENİ DOĞMUŞ KADAR TEMİZ VATANDAŞ” kavramını hayata geçirelim ve SİCİL kayıtlarını sıfırlayalım.
KHK mağdurları ‘genel af’ kapsamına alınacak mı?
Bazı suçlar hariç tutulmak şartıyla, her vatandaşın “yeni başlamış” bir sicili olsun. Kredi sicillerini de bu temizlenme kapsamına dâhil edelim.” ifadelerini kullandıktan sonra şu açıklamalarda bulundu: “Bazı suçlar hariç GENEL BİR AF hayata geçirelim ve “her vatandaşı” suçsuz kabul ederek, yeniden doğmuş gibi bir şans verelim.”


KHK MAĞDURLARI ‘GENEL AF’ KAPSAMINA ALINACAK MI?

Yiğit Bulut’un zihnî dünyasında YENİ BİR TÜRKİYE hayalinin oluşumu, Türk milletinin ekseriyetinin değil tamamının bu hayale iştirak etmesine ve gönülden bu BÜYÜK YÜRÜYÜŞÜ’ne katılmasına bağlıdır. Elbette çoğulcu ve demokratik bir toplumda bu hayali gerçekleştirmek, o kadar kolay olmayacaktır. Ne de olsa YENİ TÜRKİYE’nin en belirgin idarî biçimi olacak olan Cumhurbaşkanlık Sistemine yönelik 16 Nisan 2017 tarihli anayasa referandumuna evet diyenlerin oranı % 51,4 ile sınırlı kalmıştır.

Diğer yandan yeni idarî sisteminin R.T. Erdoğan gibi güçlü bir cumhurbaşkanı ile işlevsel olabileceğine inanan ve bu bağlamda 24 Haziran 2018’de yapılacak olan cumhurbaşkanı seçiminin R.T. Erdoğan’ın lehine sonuçlanmasını arzu eden Yiğit Bulut, kutuplaşmanın yaygın ve adalete güvenin sarsıldığı bu süreçte yeniden toplumsal barışın tesisine yönelik bazı ilginç önerilerde bulunmaktadır. Yiğit Bulut, bu yöndeki şahsî gibi görünen ve/fakat belki de cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’ın da fikri alınarak temellendirilen düşüncelerini sıralarken, bizlerden de bu konuda maddeler hâlinde fikrî destek talep etmektedir.

Öyle ise biz de toplumsal barışın alt dinamiklerine yönelik olarak bazı önerilerde bulunalım ki hem vatandaşlık görevimizi, hem de sosyal bilimci olmanın sorumluluklarını ifa etmiş olalım. İşte maddeler hâlinde benim önerilerim:

- İlk önce sosyal barışı iyi tanımlamak gerekir. Sosyal barış, toplumun ontolojik (varlığı ile ilgili) altyapısı ile sosyal üstyapısının (gelenek, örf, adalet sistem; sosyal ahlâk esasları; eğitim) birbiriyle barışık olmasını sağlayan huzurlu bir ortamdır.

- Sosyal barışın gayesi, toplumun değişik kesimlerinde doğabilecek uyuşmazlıkları ve menfaat çatışmaları sulhçu yöntemlerle ve sosyal diyalog mekanizmalarıyla çözümlemeye yardımcı olmak ve böylece sosyal gerilimleri azaltmak ve bunun yerine toplumsal huzuru ve gelişimim sağlamaktır.

- Bu anlamda Türkiye’de değişik toplumsal kesimler arasında sosyal uzlaşma kültürü sağlanamadığı sürece sosyal barışın tesisi de mümkün değildir. Dolayısıyla sosyal barışın tesisi için, toplumsal ilişkilerin düzenliliğini ve sürekliliğini geliştiren mekanizmalar oluşturulmalıdır. Sosyal gerginlikleri ve çatışmaları öneyen bu mekanizmaları oluşturacak ve yaşatacak kurum da devlet/hükümet organlarıdır.

- Bu mekanizmaların başında hukuk hâkimiyeti ve adalet ile beslenen hukuk sistemi gelir. 20 Temmuz 2016’dan beri FETÖ ile mücadele kapsamında OHAL şartlarının hâkim olduğu bir süreç yaşanmaktadır. Bu süreçte melun 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü ile ilişkisi olmayan binlerce sivil insan, at izi it izine karıştırıldığından dolayı mağdur edildi. Bir hukuk devletinde devlet eliyle kanunen mağdur edilmiş vatandaşların varlığı, sosyal barışı tehdit eden en büyük risktir. “Seçime Mağdurların Ahı İle Gitmeyelim” yazımız da bu yönde hükümete uyarı mahiyetinde bir çağrı idi.

http://www.mirathaber.com/secime-mazlumlarin-ahi-ile-gitmeyelim-erdogan-24-haziranda-yapilacak-secimleri-degerlendirdi-5-3995h.html

- Sosyal barışın kalıcı olabilmesi için, kamusal ve sivil alanın yanında toplumun her kesimimde adalet, sevgi, dostluk ve kardeşlik kültürünün hâkim olması gerekmektedir. Sosyal barış, toplum içinde yaşayan başta devlet adamları ve yöneticiler olmak üzere her bir ferdin âdil, sevecen, saygılı, hoşgörülü, sabırlı, fedakâr ve duyarlı, kısacası bazı sosyal ve ahlâkî meziyetlere sahip olması ile mümkündür.

- Bu hassas dönemde toplumda herkese hukuk teminatı verilmesi ve mağduriyetlerin ivedilikle giderilmesiyle kalıcı sosyal barış sağlanabilir. Bu sebepten dolayı sosyal barış, beşerî münasebetlerde, sosyal gruplar arasındaki ilişkilerde ve devlet-millet ilişkilerinde aralıksız olarak her zaman hâkim olabilmesi için, haksız yere suçlanan ve ceza alan vatandaşlarımızın hakları kayıtsız şartsız derhal iade edilmelidir. KHK’li mağdur vatandaşlarımızın ekseriyeti, Genel AF’tan ziyade devletten özür bekliyor. Özür dilemek de kamusal bir erdem ve sosyal barışın teminine yönelik önemli bir başlangıç olacağı unutulmamalıdır.

- Bu şekilde sağlanacak sosyal barış, iktisadî ve sosyal kalkınmanın yanında sosyal dayanışmaya da önemli katkılarda bulunur. Sosyal dayanışma, toplumsal münasebetlerde ortak tavır ve müşterek faaliyete bağlı olarak gelişen sosyal ve manevî bağlılık duygusudur. İnsanların aralarındaki yakınlaştırıcı manevî bağları ve karşılıklı yardım veya işbirliği ile ilgili durumlarını gösteren sosyal dayanışma, her ferdin kendi üzerinde topluma karşı yerine getirilmesi gerekli olan bir takım vazife ve sosyal sorumlulukların bulunduğunu hissetmesidir.

- Bir toplumda sosyal dayanışmanın oluşabilmesi için, öncellikle fertlerin diğerlerine karşı iyi niyet ve samimî bir hisle yaklaşabilmeleri gerekmektedir. Diğer taraftan toplumda sosyal mesuliyeti ve kardeşliği teşvik eden sosyal ahlâk esaslarının benimsenmesi ve uygulanması da gerekmektedir. Sosyal düzen, bu temel değerler üzerine bina edilmelidir. Sevginin, merhametin ve fedakârlığın toplumsal bir tezahürü olan dayanışmanın ahlâkî temelleri, insanın eşref-i mahlûk, yani şerefli ve haysiyetli bir varlık olmasına dayanmaktadır. Herkesin şahsiyetli bir hayat sürdürebilmesi için, karşılıklı maddî ve manevî yardımlaşma, bunun için şarttır.

Velhâsıl- Kelâm

Millî birliğin sürekli olarak canlı tutulması için, her devlet, kendi toprakları üzerinde sosyal çatışmaların yerine sosyal barışın ve hatta sosyo-ekonomik gelişmenin hâkim olmasını ister Değişik sosyal kesimler ve nesiller arasında sosyal barış, dayanışma ve yardımlaşmanın tesisi ve teşviki için, devletimiz/hükümetimiz hukuk ve adalet alanında gerekli tedbirleri acilen almalıdır. Bunun için ilk yapılacak iş, hukuken suç işlememiş vatandaşları ‘terörist’ ilan edip ceza vermek yerine masuniyet karinesi ilkesi doğrultusunda masum olduklarını kabul etmek ve hatadan dönüp yeni bir sayfa açmaktır.

Hukuk devletimiz, toplumun bütün fertlerinin devlete ve topluma karşı sorumluluklarının da bulunduğunun şuuruna ermelerini ve sosyal hayatta dayanışma ve yardımlaşma duygularının en yüksek seviyede muhafazasını istiyorsa başta kendisi hukuku üstün tutmalı ve adaleti tavizsiz olarak uygulamalıdır. Bu bağlamda Yiğit Bulut’un ifade ettiği açıklamalarının mantıkî çizgisi doğrultusunda adi suçlar hariç, darbe ile herhangi bir ilişkisi olmayan KHK mağdurlara da ‘yeniden doğmuş gibi bir şans’ verilmeli ve suçsuz/masum ilan edilerek, hakları iade edilmelidir. Böylece sağlıklı ve huzurlu bir toplum meydana gelir ve sosyal barış içinde sosyal gelişmeyi sürdürecek değerler ve normlar da somut olarak şekil alır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/khk-magdurlari-genel-af-kapsamina-alinacak-mi-7-4049h.html


Back To Top