All for Joomla The Word of Web Design

KHK Mağdurları Sadaka Değil Haklarının İadesini Talep Ediyor

Bülent Arınç: Maaşımın Yarısını Khk’larla Mağdur Olanlara Vereceğim

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, katıldığı bir TV programında Cumhurbaşkanı Yüksek İstişare Kurulu üyesi olarak alacağı maaşı ile ilgili olarak şunları söyledi: “Buradan gelecek olan para ne kadarsa yarısını burs, yarısını da KHK’larla mağdur olan binlerce kişi var. Daire başkanı adam, dava açılmamış, takipsizlik kararı alınmış, ama görevine iade edilmemiş. Bir kısmının eşi evlere temizliğe gidiyor, yumurta satıyor. KHK’larla işlerinden atılmış, beraat kararı almış, kovuşturmaya yer olmadığı kararı alınmış insanlar var. Benim çevremde, ailemden insanlar var. Yoksa ceza alanlarla ilgili bir şey demiyorum.”

KHK Mağdurları Sadaka Değil Haklarının İadesini Talep Ediyor

Bundan birkaç ay önce Bülent Arınç Beyle KHK mağdurlarının durumu ile ilgili bir telefon görüşmesi yapmıştım. Kendisine bu konuda gösterdiği duyarlılığından dolayı teşekkür etmiş ve KHK mağdurlarının yaşadıkları sorunlarını her fırsatta gündemde tutmasını talep etmiştim. Hakikaten birçok canlı TV programında FETÖ ile mücadelede yapılan yanlışlıkları dile getirmiş ve yer yer hükümet uygulamalarını dahî eleştirmişti.

Son TV programında ise her ne kadar tartışma konusu, Cumhurbaşkanı Yüksek İstişare Kurulu üyesi olduğu için, alacağı maaşı ile ilgili olduğu halde gündem yine birden KHK mağdurlarına kayıverdi. Ödenecek maaş ne kadarsa Bülent Bey bu maaşın yarısını burs, yarısını da KHK’larla mağdur olan kişilere vermeyi düşündüğü açıkladı. Bu iyi niyetli teşebbüsünü açıklarken, aynı zamanda “terörle iltisaklı oldukları” iddiasıyla kamu görevlerinden alınların halen uğradıkları haksızlıklara da temas etmiş oldu. Böyle kısa bir açıklama dahî, birden fazla girift mana taşıdığı için, bu konuyu biraz açmak istiyorum.

İltisaklık Nasıl Silahlı Terör Örgütü Üyeliğine Dönüşür?

Bir kere “terörle iltisaklı oldukları” gerekçesiyle hiçbir memur veya kamu görevlisi, sorgusuz sualsiz olarak görevinden ihraç edilemez. Ama ne yazık ki ihraç edildi. İhraç edilenler ise yıllarca “iltisaklı” olmadıklarını ispatlamak için akla karayı seçti. Bu kulaklar, bizzat bir savcıdan duyduklarını size söyleyeyim mi? Bendeniz de yöneticilerimizin iftiraları yüzünden bir KHK mağduru oldum. Yıllar sonra savcılıkta gizli bir soruşturma dosyasının bulunduğunu tesadüfen öğrenmiş oldum. Bizzat ilgili savcıya gittim ve konunun aydınlatılması ve şahsımın masum olduğunu göstermek için, derhal ifade vermek istediğimi söyledim. Haftalarca beni oyalayan savcı, en nihayetinde dosyayı tamamlayabildiğini ve benim ifade alabileceğimi söyledi.

Suç teşkil edecek herhangi bir eylem ortaya çıkmadığını gören savcı bana en sonunda 10 yıl öncesine ait kimin hazırladığı belli olmayan benim ismimin de yer aldığı bir burs listesi gösterdi. O listede burs tutarı karşısında herhangi bir miktar yazılmadığı halde savcı, her nedense takipsizlik kararı vermek yerine bana “silahlı terör örgütü üyesi” olmaktan dolayı dava açtı. Normal şartlarda bu gibi durumlarda bir sanık, savcının yanına gidip bilgi talebinde bulunmaz. Ama ben dayanamadım ve yanına gittim ve “Sayın Savcım! Bu iddia biraz ağır olmamış mı?” dedim. Kendisinin verdiği cevap aynı şu şekildeydi: “Hocam! Mevzuatta iltisaklık adı altında suç teşkil edecek bir madde olmadığı için, böyle bir dava açmak zorunda kaldım.” Bu tuhaf cevaba şaşkın bir bakışla karşılık verince savcı bey bir açıklama daha yapmak zorunda kaldı: “Hocam; bu davada ya ceza, ya da beraat alırsınız. Sizin delilleriniz zaten sağlam. Dava dosyası avukatınıza geldiğinde siz de göreceksiniz.”

Ne demek istediğini tam anlayamadım ama dava dosyasında yer alan o “burs listesini” görünce hakikaten küçük dilimi yuttum. Meğer benim dışımda o listede üstelik “Sempatizan” olarak kayıt altına alınmış öyle isimler var ki, birçoğu bugün halen devletin en büyük makamlarını işgal etmektedir. (Bütün isimler bende mahfuz). Mahkeme duruşmasında hâkim beye o malum listede benim dışımda bürokrasinin en yüksek makamlarında yer alan isimler dururken, bana dava açılıyor da diğer isimler neden korunmaktadır diye sordum. Madem onlara dava açılmıyor bana neden açılıyor? Ya onlara da dava açın, ya da bu suç değilse bana beraat verin dedim. Bu savunmam karşısında beraat aldım ama Bülent Beyin dediği gibi diğer “iltisaklı” bürokratlar, rektörler ve başkanlar, hiçbir şey yokmuşçasına kariyer de yaparak, görevlerini istikrarlı bir şekilde devam ederken, bizler işsiz bir akademisyen olarak “Ya Sabır” diyoruz.

KHK Mağdurlarını Yardıma Muhtaç Hâle Getirmek Büyük Bir Ayıptır

Bülent Arınç, akıllı tutum ve davranışlarıyla yeni Cumhurbaşkanlığı sisteminde önemli bir yere gelebilmiştir. Haydi daha önce resmi bir kimliği olmadan sözel olarak KHK’lilerin yaşadığı mağdurları dile getiriyordu. Ama şimdi kendisi Sayın Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’a en yakın isimlerden birisi olarak neden bu sorunun çözümüne yönelik olarak hükümetin başı olan Erdoğan’a bir teklifte bulunmuyor? Birçok şey hakikaten çok tuhaf işliyor memleketimizde. Cumhurbaşkanı Erdoğan, zamanında KHK’ların altına imza atarak, “terörle iltisaklı olduğu” iddiasıyla binlerce kamu görevlisini memuriyetten ihraç etmiştir. Savcılar soruşturmalar sonucunda birçok KHK’liye takipsizlik kararı, mahkemeler de sanıklara beraat veriyor. Ama bu masum insanların birçoğu işlerine dönemiyor. Dönemedikleri için birçoğu işsiz ve maddeten yardıma muhtaç durumdadır.

Bülent Arınç Bey, merhametli bir insan ve maaşından KHK mağdurlara yardım etmekte veya etmeyi düşünmektedir. Burada akla iki soru gelmektedir. Sıradan varlıklı bir vatandaşımız, “ben de KHK mağdurlarına ve ailelerine yardımda bulunuyorum” deme cesareti göstermiş olsaydı acaba bu hayırsever vatandaşımızın başına ne gelebilirdi? Büyük bir ihtimalle “teröre mali destekten” dolayı yargı önüne çıkacaktı. Sayın Bülent Arınç, KHK mağdurlarına yardım yapacağına neden onların özlük haklarının iadesi için, siyasî ve hukukî mücadele vermiyor? Madem ortada hükümet kaynaklı bir mağduriyet gerçeği var neden Sayın Cumhurbaşkanına bu kadar yakın olan bir İstişare Kurulu Üyesi, bu yetkilerle devreye girmez ve davasında ısrarcı olmaz?

Bu acil sorunu çözmek için, yoğun mesai harcamak, kanaatimce bağış yapmaktan daha isabetli olacaktır. Kaldı ki birçok KHK mağduru, vakarlarından dolayı böyle bir sadakayı da kabul etmemektedir. Bendeniz bu süreçte birçok samimî dosttan yardım teklifi aldım ama babamın da devreye girip, “karşılıksız olarak birilerinden yardım alırsan, hakkımı helal etmem” demesi üzerine hiç kimseden sadaka almadım. Alma gereği duymadım çünkü 85 yaşındaki babamın emeklilik maaşı ile bizler hep birlikte mütevazı hayatımıza devam edebildik. Ya bu gibi imkânlara sahip olmayan KHK mağdurları ne yapsın?

Bülent Arınç Beyin yardım yapma teşebbüsü iyi niyetli bir yaklaşım olarak görülebilir ama gerçekte bir kişinin yarım maaşıyla ancak çok az sayıda yardıma muhtaç kişi yararlanabilir. KHK mağdurları, yardıma muhtaç hâle getirilmekten dolayı son derece rahatsızlık duymaktadır. Onlar, sadaka değil sadece eski haklarına yeniden kavuşmak istiyor.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir