All for Joomla The Word of Web Design

KHK’li Milletvekili Olabilirken Belediye Başkanı Neden Olamaz?

Seçilen Belediye Başkanları Khk’lı Oldukları İçin Mazbata Alamayacak

Yüksek Seçim Kurulu (YSK,) Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevinden ihraç edilen başkanlara mazbata verilmeyeceğini, seçimi ikinci sırada tamamlayan isimlere mazbatanın verileceğini açıkladı. Buna göre 4 belediye başkanına mazbata verilmeyecek. Kurulun kararı, ilgili kanun ve KHK’de yer alan “Bu şekilde görevine son verilenler, bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, kamu, kurum ve kuruluşlarında görev alamaz” hükmü gereğince aldığı öğrenildi.

KHK’li Milletvekili Olabilirken Belediye Başkanı Neden Olamaz?

YSK, yöre halkı tarafından seçilmiş bir KHL’li belediye başkanı adayına mazbata vermeyerek, onun belediye başkanı olmasının önüne geçerken, KHK ile kamudan atılıp milletvekili seçilmiş olan milletvekillerine izin vermek suretiyle uygulamada çifte standart olarak algılanabilecek karmaşık bir durumun ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. Bugün TBMM’de değişik partilerden birçok KHK’li milletvekili, kamu hizmeti sunabilmektedir. Bunların başında CHP İstanbul milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Saadet Partisi İstanbul milletvekili Prof. Dr. Cihangir İslam ve Kocaeli milletvekili Prof. Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu gelmektedir.

KHK’liler milletvekili olabildiğine göre neden muhtar veya veya belediye başkanı olamaz? Bunu doğrusu anlayabilmiş değilim. Üstelik YSK, KHK’li olduklarını bildiği halde bu insanların yerel seçimlerde aday olmalarına müsaade ediyor ama seçildiklerinde onlara idare görev almalarına müsaade etmiyor. Bu yaklaşım, YSK’nın güvenirliğini sarsıntıya uğratmaz mı? Kaldı KHK’lilerin ekseriyeti, mahkeme kararı alınmaksızın yani yargısız infazla kamunun iradesi ile atılan kişilerdir. Ama aynı kişiler, milletin iradesi ile göreve seçilmiş kişilerdir.

Hatırladığım kadarıyla KHK’li milletvekili adaylarının 24 Haziran genel seçimlerinde aday olup olamayacakları yönünde de tartışma yaşanmıştı. Anayasa profesörü İbrahim Kaboğlu, bunun üzerine YSK’ye yaptığı başvuru ile KHK’lilerin de milletvekili adayı olabileceği yönünde bir karar alabilmişti. Nitekim KHK’li adayların seçilmeleriyle TBMM’de yemin ederek, resmen milletvekili olabilmişlerdi. Şimdi ise hem KHK’li, hem de HDP’li olduğu anlaşılan seçilmiş belediye başkanlarına değil de ikinci sırada olan AK Parti adaylarına mazbatanın verilmek istenmesi, hem hukuken, hem de siyaseten tartışmalara yol açacaktır.

Milletvekili de Belediye Başkanı da Kamu Görevlisidir

TCK’nın 6/1-c maddesine göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir suretle sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir. Bu tanımdan da anlaşılacağına göre milletvekili de belediye başkanı da bir kamu görevlisidir. Çünkü her ikisi de kamu adına faaliyet göstermektedir yani halka hizmet etmektedir. Şimdi YSK; KHK’li bir milletvekilinin halka hizmet etmesine cevaz verirken, seçilmiş bir KHK’li belediye başkanına, aday olmasında herhangi bir sakınca görmemesine rağmen, bu hakkını elinden almaktadır.

YSK’nın aldığı bu karar, demokrasiye katkı sağlamayacağı gibi, OHAL rejiminden kalma yanlış bir uygulamayı meşrulaştırarak, KHK’lilerin vatandaşlık haklarını da sınırlamaktadır. Seçilme ehliyeti vardır belgesi ile seçime girme hakkını elde eden ve seçimde başarılı olan adayların, sırf KHK’li oldukları gerekçesiyle, muhtar veya belediye başkanı olmalarını engellemek, yerel halkın iradesini gasp etmek anlamına gelir. Seçildikleri halde makamlarına oturamayan adayların, seçmenlerine sükûnete davet etmelerini ve haklarını hukuk yoluyla aramalarını tavsiye ederim. Yeni toplumsal gerginlikler, zaten bozulmuş olan toplum devlet ilişkisini daha da tahrip eder.

Diğer taraftan YSK, aldığı kararını yeniden gözden geçirmelidir. Çünkü YSK, milletvekillerine KHK’li oldukları halde yurt çapında kamu görevi ifa etmelerine izin verirken, daha alt idarî yapıda kamu görevi yerine getirecek olan KHK’li belediye başkanlarına bu hakkı vermemektedir. YSK’nın bu kararı, çifte standart anlamına geleceği için, toplumun hukuka karşı güvenini de sarsacaktır. Türkiye, geleceğini göremeyen, bir sürprizler ülkesi olmaktan çıkıp kuralları baştan belli olan, kuralların herkes tarafından uygulandığı, itirazların en az olduğu, sürdürebilir ve güvenebilir bir seçim sistemine kavuşturulmalıdır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir