18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Kilise derneğine saldırı cami derneğine saldırıdır

Malatya'da Yeşilyurt Caddesi’nde dün (24 Kasım 2017) akşam saatlerinde kimliği belirsiz bir kişi, bir binanın zemin katında bulunan Ermeni Cemaati’ne ait Kurtuluş Kiliseleri Derneği Temsilciliği’nin bulunduğu ofisin camını taşla kırdı.
Kilise derneğine saldırı cami derneğine saldırıdır
Şüpheli kaçarken, çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Görgü tanıklarının ifadelerine başvurup, güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen polis, saldırganın yakalanması için çalışma başlattı.


GAYRİ MÜSLİMLERİN HUZURUNU BOZMA HAKKINA KİMSE SAHİP DEĞİLDİR

Türkiye’de yaşayan gayri-müslimlerin hayatları, malları, kültür, inanç ve namusları, ister TC vatandaşı olsun veya olmasın meri hukuk sistemi içinde koruma altındadır. Bu durum İslâm hukuk sistemi içinde de aynen veya daha fazlasıyla geçerlidir. Devlet otoritesine ve İslâm hukuk sistemine bağlı kalacağını ve itaat edeceğini beyan eden bütün din mensuplarının (zimmilerin) mal ve can güvenliği garanti altındadır.

Şunu da hatırlatmakta fayda vardır. Allah'ın zimmeti altında oldukları için, gayri-müslimlere “zimmi” ismi verilmiştir. Bu onlara verilmiş özel bir hukukî statüdür ki tarihte özellikle Balkanlar’da yaşayan birçok gayri-müslim topluluk, bağlı oldukları despotik kilise devletlerinden ziyade kendi hür iradeleriyle Osmanlı tebaasını tercih etmiştir.

Bu bağlamda zimmileri geçerli kanunlar uygulanır ve bütün sosyo-ekonomik ve dinî konularda Müslümanlarla eşit haklara sahiptir. Hiçbir güç ve hiçbir insan, onlara tanınan hakları ihlal edemez ve onların huzurunu bozma hakkına sahip olamaz. Allah’ın ve Peygamberimizin (sav) emri de bu istikamet üzeredir. İslâm’ın dinler arası durum tespiti çok yerindedir; Şöyle ki bir Müslüman, ilgili âyet doğrultusunda şu ifadenin dışına çıkamaz: “(Bâtıl da olsa) Sizin dininiz size, (Hak olan) benim dinim de banadır.” (Kafirrun: 6).

İslâm, Zimmilere Geniş Özgürlükler Tanımıştır

İslam, bâtıl da olsa Müslüman olmayanların kendi inançları doğrultusunda istedikleri gibi yaşamalarına temel haklar çerçevesinde müsaade etmiş, zorla din değiştirmelerini tasvip etmemiş ve onların temel yaşam haklarını ihlal etmek isteyenleri cezalandırmıştır. Prof. Dr. Hamidullah gibi İslâm tarihçilerinin eserlerini okuyanlar bilir. Peygamberimiz (sav) birtakım gayri müslim gruplarla barış içinde birlikte yaşamayı esas alan anlaşmalar yapmış, mabetlerinde ibadet etme özgürlüğü vermiş, ehl-i kitabın düğün yemeklerine katılmış, hastalarını ziyaret etmiş ve onlara ikramda bulunmuştur (İbn Sa'd, I, 266, 288; 358). Daha da ötesi Müslüman erkeklerin ehli kitaba mensup kadınlarla evlenebileceğini bile onaylamıştır.

Medine İslâm devleti oluşturulurken, Peygamberimiz (sav) diğer dinlere mensup kişilerin de görüş ve onayını alarak, kendilerinin müminlerle birlikte (dünyevî vatandaşlık statüsü itibariyle) tek bir ümmet olduğunun, hiç bir haksızlığa uğramayacaklarının, düşmanlarına da yardım edilmeyeceğinin, herkesin kendi dinine göre serbestçe yaşayabileceğinin anayasal garantisini vermiştir. 

Peygamberimiz (sav) Zimmilerin Haklarını Gasp Eden Müslümanları Uyarmıştır

İster bir İslâm devletinde, isterse laik hukukla idare edilen bir devlet çatısı altında yaşayalım, Müslümanlar her zaman İslâmî tavsiye ve emirleri tatbik etmekle mükelleftir. Söz konusu zimmilere gelince bir Müslüman, onların temel haklarını asla çiğneyemez. Peygamberimizin (sav) buyrukları bu hususta açık ve kesindir:

“Kim bir zımmiye zulmeder veya gücünün üstünde bir iş yükler ya da zorla ondan bir şey alırsa kıyamet günü ben onun hasmıyım.” (Ebu Davud; Harac: 31-33).

Kim bir zimmiye eziyet ederse ben onun davacısıyım. Ben kime (bu dünyada) davacı olursam, kıyamet gününde de davacı olurum.” (Acluni,  Keşfu'l-Hafa; II: 218).

Bir zimmiyi haksız yere öldüren cennetin kokusunu duyamaz. Halbuki onun kokusunu kırk yıllık yoldan duyabilir.” (Buhari; Cizye: 5).

Bu minval üzere Hz. Ali “Her zimmînin kanı bizimki kadar kutsaldır, malları bizim mallarımız kadar tecavüzden masundur.” demiştir. Halife Hz. Ömer ise, sosyal devletini İslâmî esaslara göre geliştirirken, yoksul zimmileri miskinler kapsamına almış ve onlara devlet bütçesinden maaş bağlamıştır. Böylece tarihte ilk kez bir İslâm devletinde din ayrımı yapılmaksızın herkesin sosyal güvencesi sağlanabilmiştir.

Velhasıl

Irkçılığın ve nefret söylemlerin arttığı Batı Hıristiyan ülkelerinde bazı faşist gruplara mensup radikal tiplerin (neo-nazilerin), camilerimize saldırdığını ve Müslümanların huzurunu kaçırdığını hepimiz biliyoruz. Ne var ki su-i misal emsal olamaz. Biz Müslümanlar, her daim Hak ve Hukuk çerçevesinde hareket etmek ve eşref-i mahlûk olan her insana merhamet etmekle yükümlüyüz. Hiçbir din, ırk veya etnik ayrımı yapmaksızın herkesin şahsiyet hakkına hürmet edip onu insanlık adına korumakla yükümlüyüz. Bazen nefsimize ağır da gelse şeytanın tuzağına düşmemeliyiz ve İslâm’ın sosyal hayata dair emirlerine yerine getirmeliyiz. Göreceksiniz, ne kadar mümince bir tavır sergilersek yani övünme kaynağımız olan son Hak dinini tartışmaların dışında tutmak şartıyla gayri-müslimlere ne kadar iyi davranırsak küresel medeniyetler/dinler savaş teorilerini bizler bozabilir ve dünyada barışın nasıl sağlanabileceğini biz gösterebiliriz.

Bu inançla bir Müslüman olarak Malatya’da bir kilise derneğine yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum, zarar görenlere geçmiş olsun diyorum, saldırganın yaptığının ne kadar yanlış olduğunu inşallah idrak etmesini ve pişmanlık duymasını ümit ediyorum.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/kilise-dernegine-saldiri-cami-dernegine-saldiridir-7-2474h.html


Back To Top