20 Kasım 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Kirasını ödeyemeyen işitme engelli yaşlı adam intihar etti


Komşumuzun sıkıntısını gideremeyen bir toplum olduk

Adana'da eşi de kendisi gibi sağır ve dilsiz olan yaşlı adam, yıllık kira bedeli olan 5 bin lira kira borcunu veremediği için, bunalıma girip bir hafta boyunca hastanede tedavi gördü. Ancak psikolojik sıkıntılarını bir türlü gideremeyen yaşlı adam, en sonunda 3 katlı evin damından atlayarak intihar etti. Seyhan ilçesi, Tellidere Mahallesinde meydana gelen olayda, emekli olan 63 yaşındaki M.G'nin kendine ait evi yaklaşık 2 ay önce kentsel dönüşüm sebebiyle yıkıldı. Asfalt zemine yüz üstü düşen adam hayatını kaybederken çevrede olayı gören vatandaşlar polise haber verdi. Polis ise olayla ilgili soruşturma başlattı. Yaşlı adamın ölümüne mahalle sakinleri de üzülerek olayı evlerinden pencerelerinde ve yoldan izledi. Yaşlı adamın cenazesi otopsi için adli tıp kurumu morguna kaldırıldı.
Kirasını ödeyemeyen işitme engelli yaşlı adam intihar etti



KOMŞUMUZUN SIKINTISINI GİDEREMEYEN BİR TOPLUM OLDUK…

Değerli Mirat-Haber okurlarımız;

Mezkûr haberi okudunuz…hepimiz üzüldük…vah vah dedik…Müslüman bir toplumuz…peki son yıllarda neden artan bir hızla bu gibi acıklı sorunlar yaşanıyor?

Hadiseye hangi açıdan bakacağıma ve yorumlayacağıma bu sefer doğrusu epey zorlandım…Halbuki o kadar çok söylenecek söz var ki…bu daracık alana hangi girift düşüncelerimi ve serzenişlerimi yansıtabilirim ki? …

Kalabalıklar içinde yalnızlaşan komşular arasında münasebetin kurulmasını, komşuluk haklarının tesisini ve böylece komşular arası sosyal dayanışma ve yardımlaşma ruhunu canlandırmanın önemine mi işaret edeyim?

Mahalle kültürünün yeniden canlandırılması için, komşu olmanın doğurduğu birtakım hak ve vazifelerin yanı sıra bunların sağlandığı sosyal ilişkiler düzeninin yeniden inşasına yönelik sosyal projelerin hayata geçirilmesi gerektiğinden mi bahsedeyim?

İnsanlar arasında ortak mekânları kullanmaktan dolayı meydana gelmesi gereken fakat bir türlü tezahür etmeyen samimî diyalogun, şuurlu sorumluluk anlayışının, iyi niyetli yardımseverliğin ve manevî bağlılığın akıbeti hakkında mı yorum yapsam?

Toplumumuzda "iyi bir komşu, gerektiğinde akrabadan daha yakındır" gibi sözlerin günümüzdeki hükmü geçerliliği hakkında mı kafa yorsam?

“Ev alma, komşu al.”“Komşu, komşunun külüne muhtaçtır.” ve “Komşuda pişer, bize de düşer.” atasözlerimizin günlük hayatımıza ne kadar yansıdığını mı incelesim?

Yoksa Avarız Vakıflarından mı bahsetsem? Hani Osmanlı Devletinde köy ve mahallelerde, halkın ve özellikle muhtaçların bir takım temel ihtiyaçlarının karşılanması için kurulan o vakıflar var ya belki buradan birkaç örnek vermek suretiyle sivil dayanışmanın veya sosyal belediyeciliğin nasıl işlevsel hâle getirilebilir sorusuna belki de bir cevap bulmuş olurum?! Ne dersiniz?

Aslında belirli bir gelir düzeyinin altında kalan ve bundan dolayı da yardıma muhtaç durumda olan fertlere, kamu kurumları ve(ya) hayır kuruluşları (vakıflar) aracılığıyla en unutulmuş mahallelerde dahî etkili bir sosyal yardım sistemi oluşturulabilirliği üzerinde mi bir fikir geliştirsem acaba?

Belki de gelir seviyesi düşük ve(ya) sosyal giderleri yüksek olan kişi ve ailelere, kira giderlerini kısmen veya bütünüyle hafifletmek için, devletçe yapılması gereken karşılıksız nakdî destek ve yardımları anlatmakta daha faydalı bir iş mi yapmış olurum ne? Bu bağlamda okuyucularıma pozitif ayrımcılık ilkesine uygun engelli dostu sosyal yardım modelini mi takdim etsem acaba?

Düşük gelir gruplarının yüksek kira giderleri karşısında temel sosyal ihtiyaçlarını karşılayamamaları hâlinde, kira yüksekliğinin baskısından kiracıyı kurtarmak maksadıyla kira bedelinin bir bölümünün veya bütünün kamu eliyle ödenmesi ile ilgili Almanya’dan örnekler mi versem acaba?

Yoksa anayasamızın 49. maddesinde geçen “Devlet, yoksul ve dar gelirli ailelerin sağlık şartlarına uygun konut ihtiyaçlarını karşılayan tedbir alır” hükmü gereğince uygulanmakta olan konut politikalarının sosyal ayağının sağlam olmadığını mı haykırsam? Engelli dostu sosyal konut politikaları gibi yeni bir kavram mı geliştirsem acaba?

Bir İslâm toplumunda/devletinde borç altında olan ve ödeme gücü yetersiz olan insanların (El Garimin) mağduriyetlerinin zekât gelirlerinden de giderilmesi gerektiğini söylesem, kamu gücüyle bir zekât modelinin oluşturulmasına katkım olabilir mi acaba?

Kur’an-ı Kerim’de Allah’u Teâla “…Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve maliki bulunduğunuz kimselere ihsan ile muamele edin, iyi davranın…” (en-Nisâ: 36) buyruğu doğrultusunda mı konuyu ele alsam acaba?

Yoksa mahalleden sorumlu muhtarımıza veya zengin komşularımıza Peygamberimizin (sav) Cebrail bana, daima komşu hakkını tavsiye ederdi. Öyle ki ben, komşuları birbirine mirasçı kılacak zannetmiştim!”(Buhârî; Edeb: 28) sözünü mü hatırlatsam acaba?

“Komşusu açken tok yatan kimse bizden değildir.”(Hâkim; II: 15) hadisi şerifin borçlu olan komşuları da kapsayıp kapsamadığını mı irdelesem acaba?

Komşularımıza karşı ifa edilmesi gereken görevleri mi hatırlatsam acaba? Bu bağlamda fakir ve muhtaç komşulara yardım etmek, sadaka vermek, zekât vermek, karz-ı hasen'de bulunmak (karşılıksız borç vermek), sosyal dayanışma kültürünü zenginleştireceğinin altını mı çizsem acaba?

Hangi konuyu işlesem, daha faydalı bir açılım sağlamış olabilirim acaba? Herhalde iş işten geçti. Bir kere sokak ortasında mahallenin meraklı bakışlarını engellemek için, üstü naylon bez ile örtülmüş bir ceset yatmaktadır. Bu süreçten sonra artık ne yapılabilir ki? Bari komşularımızdan birisinde bir cenaze olduğunda cenaze sahibini yalnız bırakmamak, acılarını paylaşmak, ‘ölü evine’ yemek götürmek ve geride kalan boynu bükük dul ve yetimleri teselli etmek gibi insanî/manevî vazifelerimizi mi hatırlatsam?

Şimdi bazı okurlarımız şunu da diyebilir….Ya Hocam; Belediyelerimizin mükemmel cenaze hizmetleri var artık. Bir ‘ALO’ demek kâfidir. Hemen ‘Seyyar Cenaze Ekibi” eve kadar gelir ve bütün mezarlık işleri ücretsiz olarak ifa edilir. Üstelik cenazenin olduğu gün cenaze evine yemek de verilir. Ayrıca talep eden cenaze yakınlarına masa, sandalye, çadır ve taziye otobüsü hizmetleri de sunulur. Velhâsıl; Cenaze hizmetlerimiz şahane, ya ölüm/cenaze öncesi şahsî sosyal hayatımıza yönelik kamu ve komşuluk hizmetleri ne durumda? Özetle açık ve net söylemek gerekirse; Komşumuzun sıkıntısını giderme özelliğini kaybetmiş bir mahalle/toplum/belediye/devlet olmuşuz vesselâm…

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/kirasini-odeyemeyen-isitme-engelli-yasli-adam-intihar-etti-8-3665h.html


Back To Top