All for Joomla The Word of Web Design

KKTC’li Gençlerin % 86’sı Alkol Tüketiyor

KKTC’de 12 Yaşındaki Bir Öğrenci Alkol Komasına Girdi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) başkenti Lefkoşa’da 12 yaşındaki çocuk, öğrenim gördüğü okulda alkol komasına girdi. Okul bahçesine yığılan çocuk, çağırılan ambulansla Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’ne kaldırıldı. Çocuğun ismini açıklamak istemeyen babası, “Yaşça büyük bir öğrenci, okula getirdiği meyve suyu ve votka karışımını, sınavdan önce 4 öğrenciye, sınavdan sonra da oğluma içirmiş. Oğlum da hem arkadaşlarının galeyanına gelip, içmiş. Milli Eğitim Bakanı ile olayı görüşeceğim” dedi. Komaya giren çocuğun okul bahçesinde yerde yatarken çekilen görüntüleri, ada basınında manşetlere taşındı.

KKTC’li Gençlerin % 86’si Alkol Tüketiyor

Türkiye’de ve KKTC’de içki tüketimi, 11 yaşına kadar düştüğünü bilimsel araştırmalar göstermektedir. Alkol tüketimine alışan gençler, ya zevk için, ya da günlük hayatta çözemedikleri sorunlarına teselli bulmak için, alkole başvurabilmektedir. Halbuki alkol dostu yaklaşım, zamanla alkol bağımlılığına yani alkolizme dönüşebilmektedir. Alkolizm ise her türlü kötülüğün ve sapkınlığın temel kaynağı olduğu için, sürekli alkol tüketimine bağlı olarak arzu edilmeyen korkunç olaylar yaşanmaktadır.

Araştırmalar alkol kullanımı arttıkça, kullanıcı alkole karşı tolerans geliştirmekte ve netice olarak daha çok içmekle birlikte çoğu zaman fizikî gerilemelere de yol açmaktadır. Bilhassa ergenlik dönemi, bağımlılık gelişimine yatkınlığa bağlı olarak suç ve şiddetle ilişkili olabileceğinden riskli bir süreç olarak kabul edilmektedir. Alkollü içecekler dâhil psiko-aktif maddeleri zarar verici ve tehlikeli olarak tanımlamakta olan Dünya Sağlık Örgütünün arasında Türkiye’nin de olduğu 30 ülke içerisinde yaptığı araştırmada cinayetlerin % 85’i, istismarların % 50’si, şiddetin % 50’si, trafik kazalarının, % 60’ı ve kadına şiddetin % 70’inin alkol kullanımından dolayı olduğu görülmektedir.

KKTC’de Liseli Gençlerin % 86’sı Alkol Tüketmektedir

Anadolu Psikiyatri Dergisinde (2019/20) Mehmet Çakıcı ve arkadaşlarının kaleme aldığı bir makale okudum. “KKTC’de erişkin bireylerde psiko-aktif madde kullanımının yaygınlığı, risk etkenleri ve madde kullanımına yönelik tutumların incelenmesi” başlığı taşıyan makalede 2017 yılında 18-65 yaşları arasında olan bin kişi ile yapılan bir anket çalışmasının sonuçları ortaya konulmuş. Buna göre çalışmada hayat boyu en az bir kez sigara içme oranı % 60.9, alkol kullanma oranı ise % 63.5’dir. 2003-2017 yılları arasında KKTC’de alkol tüketimi, hızla artan önemli bir sorun olduğunu göstermiştir.

Lise öğrencilerinde hayat boyu en az bir kez alkol kullanım oranı % 86, 30 üniversite öğrencilerinde % 81 olarak bulunmuştur. Bu bulgular ile KKTC’deki alkol kullanım oranı incelendiğinde, KKTC’deki yaygınlığın giderek Avrupa ülkelerindeki gibi yüksek oranlara yaklaştığı görülmektedir. Kıbrıs’ın turistik bir ada olması, görsel ve yazılı medyada serbestçe yapılan reklamlar bulunması, kanunî düzenlemelerin eksikliği, alkolün kolay erişilebilir olması, düşük fiyatların yanında dinî emir ve yasaklara karşı duyarsız olma gibi sebeplerden dolayı alkol kullanımının artmasında etkili olmuş görünmektedir.

KKTC’de Mağazalarda Alkollü Meşrubatlar Çocuklara Da Satılmaktadır

Alkol tüketiminin sosyal hayatı bu kadar çok tahrip ettiği halde KKTC devletinin alkol konusunda bu kadar hoşgörülü olmasını anlamakta insan zorlanmaktadır. Genel kamusal kanaat, çağdaş demokratik ülkelerde kimsenin içkisine müdahale edilemeyeceği görüşü hâkimdir. Ne var ki sosyal devletin gençleri koruma gibi bir görevinin olduğunu unutmamak gerekir.

Bir Kıbrıslı Türk gazetecinin yaptığı tespit ve izlenimlerine göre KKTC, gençleri alkol tüketiminden korumak yerine kamusal alanlarda alkollü içki reklâmlarına izin vermektedir. Buna göre hemen her yerde “alkollü içki ve alkolizm propagandası almış başını gidiyor.” Yetmiyor büyük marketlerde meyve suları ve kolalı, gazlı içkilerin, meşrubatların dizildiği aynı raflarda viski-kola, votka-portakal, votka-limon, gin-tonik, gin-meyva kokteyli şeklinde karıştırılarak şişelendirilen veya kutulanan içkiler yer almaktadır. Meşrubat görüntülü bu alkollü içecekleri, çocuk ve gençler de kolayla alabilmektedir. Bol şeker ve meyve aroması sebebiyle alkolün acılığını tam olarak fark edemeyen çocuklar, bu alkollü içecekleri içtiklerinde kısa sürede bunların müptelâsı olabilmektedir.

KKTC’li gençler ne kadar çok alkol bağımlısı olursa, KKTC o kadar çok bir beka sorunu yaşar. Kaleyi içerden ele geçirme yönteminin başında gençleri din ve maneviyattan uzaklaştırmak ve onları dinin haram saydığı maddelere yönlendirmektir. KKTC, alkol reklamlarına, “alış veriş şölenlerinde” alkol promosyonlarına ve market raflarında çocuklara ve gençlere tuzak hazırlayanlara ses çıkarmazsa “Yavru Vatan”, yeni musibetlerle boğuşmak zorunda kalabilir.

Netice-i Kelâm

Türkiye’de ve KKTC’de maalesef gençlerin alkol tüketiminden uzak kalmalarını sağlayan tedbirler yeterli değildir. T.C. Anayasasında “Gençlerin beden ve ruh sağlığı için alkol düşkünlüğünden koruma” hedefi, doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü burada alkol tüketimine karşı bir tedbirden ziyade alkol bağımlılığına yönelik bir duyarlılık söz konusudur. Yani, bu yaklaşıma göre gençler düşkün olmamak şartıyla “makul” seviyede alkol tüketebilir. Halbuki Türkiye’de de, KKTC’de de gençlerimiz Müslümandır ve alkolün azı da çoğu da haram olduğu yöndeki genel dinî kural, her nedense hiç dikkate alınmamaktadır. Gerek alkol tüketen aileler, gerekse okul, gençlerin maneviyatına yeterince önem vermediği için, alkol tüketmenin günah olduğuna dair vicdanî bilinç de ne yazık ki gençlerin ruh dünyasında mevcut değildir.

Her iki devletin de bu anlamda en büyük hatası, alkol bağlamındaki sorunlar kronik hale geldikten sonra devreye girmesidir. Halbuki akıllı sosyal devletler, sorunların kaynağını ortadan kaldırmak ve sorunlara giden yolları kapatmak için gayret gösterir. Bunun için alkollü içeceklere ulaşım o kadar kolay olmamalı, alkol satışlarının denetimi sıkı olmalı, alkol satışları ile alakalı kanuni tedbirler caydırıcı olmalı ve okul çevrelerinde alkol satışları engellenmelidir. Alkolle ilgili olarak maneviyat odaklı aile eğitimine önem verilmelidir. Okullarda öğretmen ve yöneticiler bu konuda velilerle ve güvenlik birimleriyle işbirliği yapmalıdır. Bu tedbirler, sosyal hukuk devletlerinde mutlaka uygulanmalıdır.

Halbuki en ideali, alkollü içeceklerin tümünün yasaklanması ve tüketimin sonlandırılmasıdır. Bunun için de alkol kullananları bundan vazgeçirmek ve tıbbî, sosyal ve manevî yönden onları rehabilite etmektir. Biliyorum bu tavsiyelerim, büyük bir ihtimalle hiç dikkate alınmayacak. Ama ben yine de uyarayım: Alkol tüketiminin arttığı ve dolayısıyla haramların yaygınlaştığı bir ülkede manevî erozyon yaşanır. Maneviyattan uzaklaşan ve İslâm’ın dışında başka dünya görüşlerinin ve hayat tarzlarının etkisi altına giren bir ülke ise, kültür emperyalizmi tarafından zihnen ve fiilen işgal altına alınmıştır. KKTC, millî ve manevî egemenliğini kaybetmek üzeredir…

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir