21 Ekim 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Kovboyluğa özenen polisler ya ıslah edilmeli, ya da…


Polis garsona tokat attı, işyeri sahibine silah çekti

Karaman'da komiser yardımcısı E.E., üç meslektaşıyla gittiği kokoreççide, kendileriyle ilgilenilmediğini öne sürüp, garsonu tokatladı, tartıştığı iş yeri sahibini yumruklayıp, başına tabanca doğrulttu. Çıkan arbede sırasında, E.E.'nin yanındaki özel harekât polisi B.Ş. de garsonu dövdü. Olay, iş yerindeki güvenlik kamerasına yansıdı.
Kovboyluğa özenen polisler ya ıslah edilmeli, ya da…
Komiser yardımcısı E.E. yemek yerken, yanına garsonu çağırdı ve iddiaya göre'Neden bizimle daha çok ilgilenmiyorsunuz?' diyerek kulağını çekip, tokat attı. Yemeğin ardından 4 polis, hesabı ödemek için kasaya gitti. Kasada duran iş yeri sahibi Fatih Taşkıran,E.E.'ye,'Elemanımızın bir kusuru mu oldu, neden tokat attınız?' diye sordu. E.E. de tepki gösterip, Taşkıran'ı yumruklamaya başladı. Taşkıran da kasanın yanındaki kolonya şişesiyle polise vurarak karşılık

Kavga sırasında komiser yardımcısı E.E., belindeki tabancasını çıkarıp, iş yeri sahibi Fatih Taşkıran'ın başına doğrulttu. E.E.'nin tabancayı çıkarması üzerine diğer müşteriler korku ve panik içinde dışarı kaçtı. Kavga, içerideki bir polis memuru ve diğer iş yeri çalışanları tarafından güçlükle sona erdirildi. Bir iş yeri çalışanının dışarı çıkarmaya çalıştığı E.E., bu sırada önündeki bir müşteriye de tokat attı. İş yerinden çıkan E.E. ve diğer polisler, büfenin önünden ayrıldı. Olay, iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Kokoreççideki diğer müşterilerin çağırdığı polis ekibi, 4 meslektaşını ifadelerini almak üzere polis merkezine götürdü. Polisler, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.


 

KOVBOYLUĞA ÖZENEN POLİSLER YA ISLAH EDİLMELİ, YA DA…

Son dönemlerde gerek vazife başında, gerekse sivil hayatta özellikle emniyet güçlerine bağlı bazı personelin tutum ve davranışlarında bazı anormallik ortaya çıkmaya başladı. Halbuki devleti temsil eden bir memur, her yönüyle bütün vatandaşlara örnek bir şahsiyet olmalıdır. Yukarıdaki haberden yola çıkarak, ne yazık ki gerçek durum, arzu ettiğimiz tabloyu tam olarak yansıtmamaktadır. Okuduğunuz mezkur haber, beni üniversite yıllarımda bir yüksek lisans öğrencimin talebi üzerine yapmak istediği fakat engellendiği bir yüksek lisans tez çalışmasını hatırlattı. Öğrenicim bana, polis olan eniştesinin iş hayatına bağlı stresten dolayı eşini dövdüğünü, içki içtiğini ve kumar oynadığını, bundan etkilendiğini ve bu alanla ilgili bir çalışma yapmak istediğini söyledi.

Biz de polislerin stres katsayısını ölçmek ve buna bağlı olarak özel hayatlarına etkisi üzerine bir anket çalışması yaptıktan sonra uygulanması için, ilgili mercilerden izin istedik. Ancak hiçbir merci, buna yanaşmadı ve onay alamadığımız için, polislerin çalışma şartlarını ve bunun sosyal hayata yansımalarını bilimsel yöntemlerle ortaya çıkartma imkânı bulamadık. Bununla birlikte bu yazımda bazı gerçekçi varsayımlardan ve basına yansıyan haberlerden yola çıkarak, bir sosyal bilimci olarak bazı polislerimizin şiddete meyilli olmalarının önüne geçecek bazı tavsiyelerde bulunacağım.

Mesleğe Uygunluk Testi Yapılmalıdır

Her mesleğin kendine has bazı özellikleri ve zorlukları vardır. Doğrudan insanı muhatap alan meslek sahiplerinin işi bu açıdan hiçte kolay değildir. Çünkü işimizin icabı olarak karşımızda değişik sosyal kesimlerin temsilcileri ile yakın münasebet hâlinde olmamız kaçınılmazdır. Bu bağlamda devlet memurluğuna soyunan insanlarımızın, vatandaşlarımıza hizmet noktasında çok dikkatli ve rikkatli olmaları gerekmektedir çünkü bu, üstlenmiş oldukları kamu misyonunun bir parçasıdır.

Bilhassa silah taşıyan polis memurlarından beklenen strese karşı dayanıklı ve öfkelerine hâkim olmalarının ötesinde insanlara karşı her halükârda merhametli yani hürmetli/saygılı davranmalarıdır. Bu hasletlere sahip olmayan hiçbir kişi, polis mesleğine soyunmamalıdır ve devletçe de kabul görmemelidir. Bu mesleği icra etme yetkisini alan polisler, mesleğin sosyal ve ahlâkî şartlarını hâlen yerine getirip getirmediklerine yönelik olarak da belirli aralıklarla teste tâbi tutulmalıdır. Bununla ilgili olarak Osmanlı döneminde değişik meslek sahiplerine yönelik olarak uygulanan bir denetim sistemi üzerinde kısaca durmak istiyorum.

Osmanlı Devletinde Meslek Sahipleri Teste Tâbi Tutulurdu

Sultan Abdülmecit’in padişahlığı döneminde (1839-1861) basılmış "Berberlik Adabı" isimli kitapta yer alan bilgilere göre, berberlik mesleğini ifa etmek isteyen kişinin, yaşı en az 30 olması gerekirdi. Ayrıca bu kişide, meslekî tecrübenin ötesinde evlilik, içki içmeme, beş vakit namaz kılma ve psikolojik dayanma gücü gibi bazı şartlar aranmaktaydı. Berber adayları, bir heyet huzurunda özellikle huy ve mizaçları konusunda türlü denemelere tâbi tutulurdu. Bu denemeler, berberhânenin açıldığı ilk günden itibaren de devam ederdi.

Mesela sözde lâyüflihun (iflah olmaz) takımından bir ipsiz, berberhânenin ilk açıldığı gün dükkâna gönderilirmiş. Vazifesi, berberhâneye girerken, kasten bir kol vurmak veya çelme takmak, fakat berberin düşmesine meydan bırakmadan kucaklayıp kaldırmak. Ya da içeri girip tıraş leğenini devirmek. Hüner, çevrilen bu muzip numaraların, meslekî bir testten ibaret olduğunu berbere asla hissettirmemekti. Bütün bu denemeler karşısında berber kızmaz, çileden çıkmaz ve sükunetini muhafaza ederse, imtihanı kazanmış sayılır ve kendisine kadı tarafından fetva ile bir icazetnâme verilirdi. Osmanlı meslek odaları, ancak bu başarılı denemelerden sonra kelle-i devletlerini rahatlıkla berbere teslim ederdi.

Velhâsıl-ı Kelâm

Polislerimiz, belki de işin getirdiği yoğun strese bağlı olarak ortaya çıkan bazı psikolojik rahatsızlıklarla beraber bazı davranış bozukluklarına itilmiş olabilir. Sebep ne olursa olsun mesleğin hakkını vermekte güçlük çeken, aile ve toplumsal hayatta gayri ahlâkî tutum ve davranış sergileyen polislerimizin “kovboylardan” farkı kalmaz. Biz bir hukuk devletiyiz. Devletin en önemli aynası olan polislerimiz/memurlarımız, imtiyazlı veya lâyüs’el (sorumsuz) özel bir elit tabaka değildir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesini hayata geçiremeyen, “kovboyculuğa” soyunan ve yerli-yersiz etrafa huzursuzluk veren polislerimiz, hukuk devletinin bekası ve sosyal barışın teminatı açısından bir tehdit unsurudur.

Onun için bundan böyle polislik/kamu mesleğine sadece teknik/meslekî bilgi yönden değil sosyal ve ahlâkî yönden de ifa edebilecek belirli bir olgunluğa erişmiş tam donanımlı vatandaşlarımızdan seçilmelidir. Vazife başında olan ve/fakat şiddete meyilli olan polislerimiz/memurlarımız ise manevî sosyal hizmet odaklı pedagojik eğitim yöntemleriyle (gecikmeli de olsa) ıslah edilmelidir. Islahı mümkün olmayan polislerin/memurların görevlerine ise son verilmelidir. Bu uygulama sadece kamu alanında değil bütün sivil meslekler için de geçerli olmalıdır. Bir örnekte arz edildiği gibi Osmanlı Devletinden çok şeyler öğrenebiliriz.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/kovboyluga-ozenen-polisler-ya-islah-edilmeli-ya-da-polis-garsona-tokat-atti-isyeri-sahibine-silah-cekti-8-3163h.html


Back To Top