All for Joomla The Word of Web Design

Kredi ve Kredi Kartı Mağdurları Çözüm Bekliyor II

Daha önce kaleme aldığım “KÖTÜ KREDİLER-KÖTÜ BANKA ve ÇÖZÜM” yazımda belirttiğim gibi bankalar batık kredileri varlık yönetimi şirketlerine satıyorlar. Bu batık kredileri yaklaşık yüzde 5 bedelle satın alan varlık yönetim şirketleri, takipteki vatandaşlara ulaşıp borçları uzun vadelere yayarak tahsil etmeye çalışıyor.

Gelin bu bilgiyi somutlaştıralım;

Akbank tarafından KAP’a (Kamuyu Aydınlatma Platformu) yapılan yazılı açıklamada, “Bankamızın takipteki kredi alacakları portföyünün 446 milyon TL anapara bakiyesi tutarındaki kısmı, toplam 19.4 milyon TL bedel karşılığında Arsan Varlık Yönetim A.Ş., İstanbul Varlık Yönetim A.Ş. ve Sümer Varlık Yönetim A.Ş.’den oluşan 3 firmaya satılmıştır” denildi.

Türkiye Garanti Bankası’ndan yapılan açıklamada, “Bankamızın takipteki krediler portföyünde yer alan, toplam anapara ve akdi faiz bakiyesi 20 Kasım 2018 tarihi itibarı ile 337.188.588,73 TL olan  kredi kartı, bireysel destek kredisi ve kredili mevduat ve masraf hesabı türündeki kredilere ilişkin tahsili gecikmiş alacakları, 17.550.000,00 TL’ye Güven Varlık Yönetim AŞ.’ye satılmıştır.” denildi.

 

Denizbank ise yaptığı açıklamada şu bilgilere yer verdi: “Bankamızın kanuni takip hesaplarında izlenen tahsili gecikmiş alacaklarından 96.698.283 TL tutarlı Bireysel kredi portföyü ve 79.262.653 TL tutarlı İşletme kredi portföyünden oluşan toplam 175.960.936 TL tutarlı portföyün satışı için 25 Aralık 2018 tarihinde ihale yapılmıştır. İhale sonucuna göre bireysel kredi portföyü Hedef Varlık Yönetim A.Ş.’ye, işletme kredi portföyü ise Efes Varlık Yönetim A.Ş.’ye 28 Aralık 2018 tarihinde satılmıştır.”

 Daha önce Albaraka Türk ve Fibabanka bu şekilde alacaklarını varlık yönetim şirketlerine satmışlardı.Böylelikle son dönemde takibe düşmüş kredilerini devreden banka sayısı 5`e yükselmiş oldu.

Örneklerde gördüğümüz gibi bu takipteki alacaklar ortalama % 5 gibi bir oranla varlık yönetim şirketlerine satılmış.

Kredi kartı borçluları için geçtiğimiz günlerde devlet bankaları tarafından çeşitli kampanyalar düzenlendi.”Birleştiren İhtiyaç Kredisi” gibi değişik isimlerle başlatılan kampanyalar kapsamında 31 Aralık 2018 tarihi itibariyle nakit avans kullanılması veya kredi kartı harcaması nedeniyle kart borcu ödeme güçlüğü yaşayan veya gecikmede olan vatandaşların üzerindeki anapara ve faiz yükü bu yöntem ile çeşitli vade seçenekleri ile kredi kartı borçları ödenebilir hale getirilmesi amaçlanıyor.Kampanya kapsamında kredi kartlarına uygulanan mevcut aylık faiz oranlarından çok daha uygun şartlar ile 24 aya kadar aylık %1,10 ve 60 aya kadar aylık %1,20 faiz oranlarıyla vatandaşlara çözüm getirilmeye gayret ediliyor.

Ancak yapılan faizli borç vererek vatandaşın faizli borç problemine çözüm bulmaya çalışmak.

Bu kampanya ve detayları içinde boğulmadan varlık yönetim şirketlerine satılan alacaklar ile bir bağlantı kurmaya çalışalım.

Öncelikle devlet bankaları tarafından düzenlenen bu kampanyalarda uygulanacağı açıklanan faiz oranları ile güncel faiz oranları arasında en az yarı yarıya bir fark olduğunu ve bu farkın söz konusu bankaların bilançosuna görev zararı olarak yansıyacağını hatırlatayım.

Örnek olarak Akbank’ın 19.4 milyon TL bedel karşılığında varlık yönetim şirketine sattığı 446 milyon TL’lik alacağını ele alalım.

Bu alacak devlet bankası tarafından kampanya kapsamında ödense idi (kafa karışıklığına sebep olmamak için basit faiz hesabı ile) sadece söz konusu devlet bankasının edeceği potansiyel zarar en az (kampanya faiz oranı ve güncel faiz oranı arasındaki farktan dolayı) 24 ayda 117 milyon TL olacaktı.

Yine aynı devlet bankası bu borcu aynı bir varlık şirketi gibi 19.4 milyon TL bedel karşılığında alsaydı ve bu bedeli borçlu vatandaştan 5 yıl içinde enflasyon farkı ile tahsil etseydi ne kadar görev zararı yazardı?

Cevap:hiç.

Bu noktada karışıklığa sebebiyet vermemek için devlet bankaları tarafından kullandırılacak kredinin takipteki borçlara değil gecikmede olanlara olduğunu hatırlatayım.Yani kampanya kapsamındaki vatandaş son ödemeyi yapamamış ama takibe düşmemiş.Takipteki borç ise uzun süredir ödenmemiş bir borç ve takibe düşmüş.Bu borç kampanya kapsamı dışında.

Ödeyemediği borçtan dolayı takibe düşmüş ve ekonomik sistemin tamamı ile dışına itilmiş vatandaş için bir çözüm yok mevcut kampanya kapsamında.

6 büyük bankanın takipteki kredilerinin tutarı yaklaşık 55 milyar TL.Devlet bu kredileri aynı varlık şirketleri gibi bankalardan yüzde 5 oranı ile alsa 2.75 milyar TL ödeyerek vatandaşını dışına itilmiş olduğu ekonomik sistemin içine tekrar alabilir.

Bu noktada önemli olan zaten bankaların faizli kredi uygulamalarının hiç birini  zaten kullanamayan ve hiç bir zaman kullanamayacak olan bu vatandaşların yine aynı şekilde faizli kredi uygulamalarından dışında kalmasını sağlamak.Böylece bu vatandaşların tekrar aynı faizli kredi tuzağına düşmelerine mani olmak.

Olabilecek en basit şekilde özetlemek gerekirse:

Vatandaşın boynunu büken ve ekonomik sistem dışı kalmasına sebep olan takipteki 100 TL borcunu devlet bankası 5 liraya alacak ve bu 5 lirayı vatandaş örneğin 5 yılda enflasyon farkı ile ödeyecek.

Banka bu duruma razı çünkü zaten bu alacağını 5 liraya satıyor.

Vatandaş razı çünkü 100 liralık borcunu 5  lira olarak ödeyecek.

Devlet bankası razı çünkü hiç zarar etmiyor.

Tam bir kazan kazan.

Mevcut sıkıntının sebeplerini tespit etmek ve bu sebepleri Kur’an rehberliğinde çözmek en başta gelen sorumluluklarımızdan birisi.

Amaç,hiç kimsenin görmediği bir şeyi görmek değil.Herkesin gördüğü bir şey hakkında,kimsenin henüz düşünmediği bir şeyi düşünebilmektir.(Erwin Schrödinger)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir