Kuran, Hem de Bir İnsan Hakları Beyannamesidir

Allah’ın Peygamberimize vahyettiği kitabımız Kuran-ı Kerim, insanlığın istikametini belirleyen temel kaynaktır. Diğer özelliklerinin yanısıra kitabımız, indiği zamana kadar insanlığın bilmediği benimsemediği bir düşünme biçimini de getirmiştir. 

Kuran inene kadar insanlığın, bugün ortak değerler olarak kabul ettiğimiz pek çok konu hakkında uzlaşmak bir yana, bir fikri dahi yoktu. Bunlar insanlığın eşitliği, kadınların hakları, eski uygarlıkların değeri, toplumsal yasalar, cezada adalet, insan onuru gibi eski çağda var olmayan kavramlardı. 

Kuran kökenli olup bugün insanlığın ortak değeri olan bu kavramlara bakalım. Doğrusunu Allah bilir.

İnsanlığın bölümleri, ırk, renk, kavim, dil, özellikler olarak birbirine denktir. Hiçbir ırk ve kavim üstün değildir. Bu gerçek bile ancak son 60 yılda insanlıkça kabullenilmiş, kanıtlanmış olmasına karşın hala Darwinistler tarafından reddedilmektedir. Bu da pis ırkçı bir hastalıktır.

Herkes kendi suçundan sorumludur, fikir liderleri bireylerin suçundan mesul değildir. Sözde fikir liderlerine güvenip suç işlemek suçu ortadan kaldırmaz. Fikir lideri insanların cürmünü hafifletemez, üstlenemez, kurtaramaz, şefaat de edemez. Herkes aklen eşittir. Ona uydum, o beni kurtarır düşüncesi putperest aklıdır.

Aileler üyelerinin suçundan mesul değildir. Kadın kocasından, oğul babasından, kardeş kardeşten sorumlu değildir. Akrabasının suçunun cezasını çekmez, onun iyiliğini de üstlenmez. İnsanları ailecek değerlendirmek de aile büyüklüğüyle övünmek de müşrik özelliğidir. 

Kadın akıl ve iman olarak erkekle aynıdır. Belirleyici olan Allah korkusu ve hassasiyet anlamına gelen takvadır. İlim sahibi ve takva sahibi kadın da olur. Kadın aklını geri görmek, aşağılamak, Müslümanlık dışı bir rahatsızlıktır. 

Toplumlar Allah tarafından, Allah’ın sünneti yani geleneği dahilinde, yöneticilerinin yolsuzluğu ve müfsidliği sonucu yıkılır. İnsan toplulukları, afetlerle değil bunlara önlem almayan elitlerinin aşırıya gitmesi, Allah uyarısını dinlememesi sonucu helak edilir. Allah, sünnetullahı dahilinde ve yazılmış levh-i mahfuzunda belirlenen şekilde toplumları yok eder. Ancak bu, elitlerin akılsızlığıyla yerini bulur. Yeryüzünde yolsuzluk, ifsad,  ekinlerin kurutulması engellenmelidir.

Kadınlar mal ve nesne değildir, erkekler gibi yasal hakka, yaşama hakkına, miras hakkına, kendisiyle ilgili kararları alma hakkına sahiptir. 

İnsanlar arasında tartışma ve karar alma daima delile, belgeye, akla, düşünmeye, kanıta dayalı olacaktır. Duygusal argümanlar, bağırma, suçlama, romantik düşünceler, duygular, herkes biliyor zannı, dedikodusu var iddiası tartışmak için uygun değildir.

Borçlar müddete bağlıdır, bağlayıcıdır, ertelenmesi için yeni anlaşma gerekir. Anlaşmalarda yasal şahit tutulur, imza atılır, belge kaydı tutulur. Borç senedi para gibi geçerlidir, devredilebilir. Asla faiz alınmaz çünkü bu en büyük toplumsal suçtur.

Savaş yalnızca savunma savaşıdır. Adaletle davranan, Müslümanlara zulmetmeyen, hakkını elinden almayan, düşman olmayan bir kavme savaş açılamaz. Güçlü güçsüze tahakküm kurmaz. İki Müslüman topluluk savaşıyorsa o savaşta taraf tutulmaz, kazançlı çıkma hesabı yapılmaz, kanın hemen durdurulması hedeflenir. 

Her kavim, grup, dini topluluk, kendi prensiplerinden sorumludur. Bunların inanışları, prensipleri, hatta putlarına karışılmaz. Hayat hakkı tanınır.

Yasal delil olmadan insanlar zinayla suçlanamaz, suçlayana ağır ceza verilir. Yasal delil zina anında dört kişinin ortamda izlemiş olmasıdır. Ancak evlere izinsiz girmek de yasaktır. 

Bir kişi hakkında, eğer o ortamda yoksa, karar verilemez, arkasından konuşulamaz, gıyabında hüküm edilemez. Bu yasaklanmıştır.

Bunlar Kuran’dan kaynaklanan sadece bir kaç köklü insanlık değeridir. Bugün sözde Aydınlanmayla gelmiş gibi sunulan bu temel prensipler İslamiyet ile yeryüzüne inmiştir. 

Ancak hala kalplere tam yerleşmemiştir. 

Ali Ulvi ALTINSOY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir