18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Kur’ân-ı Kerim’in önceki vahiyler üzerinde müheymin (gözetici) olması I

İlahi kitaplar temelde aynı gayeye matuf olarak gönderilmişlerdir. Ancak tarihsel süreçte gelişen bir takım olaylar ve ortaya çıkan olumsuz şartlar neticesinde mezkur kitaplar orijinal yapılarını muhafaza edemeyerek bir takım değişikliklere uğratılmışlardır. Hem son ve hem de ilahi bir korunma vasfı ile gönderilen Kur’an-ı Kerim, Dünya İnsanlık Ailesine ve diğer varlıklara kendi öğretilerinini ilka etmesinin yanı sıra önceki kitapların içine düşürüldükleri durumlara kayıtsız kalmamış ve onlara sonradan eklenen vahiy dışı unsurların gerçekliklerini açıklamıştır. Böylece Kur’an-ı Kerim, önceki kitaplar için bir bakıma sağlama vazifesi görmüştür. Dolayısıyla dileyenler için hidayet yolu, Kur’an-ı Kerim’in berrak ışığında son bir fırsat olarak yeniden aydınlanmıştır. İşte bu makale kısa muhtevası içerisinde ve bazı örneklerden hareket ederek, önceki kitaplarda doğru olarak bilinen bir takım menkulatın, gerçek doğrularını Kur’an’ın rehberliğinde orataya çıkarmayı hedeflemektedir.
Kur’ân-ı Kerim’in önceki vahiyler üzerinde müheymin (gözetici) olması I
Bu makalemizde, âlemlere yazılı olarak son defa yapılan ve ilâhi bir müdahale olarak da tanımlayabileceğimiz Kur’an-ı Kerim’in önemli bir özelliğini; onun daha önce gönderilen kitapların üzerindeki müheymin olmasını yani gözeticilik vasfını incelemek istiyoruz. Çoğunlukla Kur'ân’ın kendi mesajı içerisinde kalarak yapacağımız bu araştırmamızı İslâm’ın diğer bilgi kaynaklarıyla da destekleyeceğiz. Ayrıca yeri geldikçe aslen kutsal olan önceki kitaplardan bazı alıntılar yapacağız.

En son gönderilen bir kitap olması, kendisini yeterli görmesi, kabul edilebilir ilkeler sunması gibi özelliklerinin yanı sıra Kur’an-ı Kerim’in müheymin olmak özelliği müslümanları olduğu kadar asılları itibariyle kutsal olan önceki kitaplara inananları da yakinen ilgilendirmektedir. Esâsen tarih boyunca peygamberler eliyle insanlara ulaştırılan ilâhî metinler temelde aynı gayeye hizmet etmişlerdir. Bu gerçeğe karşın asırlar önce gönderilen ve olumsuz tarhsel şartların tahripkâr etkileriyle ve bu çerçevede ard niyetli insanların elleriyle âdeta başkalaştırılan önceki kitapaların artık muhtevalarındaki vahyibulmak ve ortaya çıkarmak iyi niyetli de olsa hiçbir beşerin tâkatinde değildir.

İşte Kur’an-ı Kerim’in müheymin vasfı, bu noktada daha fazla önem kazanmakta ve mezkur kitaplar için âdeta bir sağlama vazifesi yapmaktadır. Acaba önceki kitaplarda bulunan, ancak insanları hidayete eriştirmekten uzak olan bu menkulatın hangileri gerçekten vahiy ve hangileri sonradan eklenen yanlışlar ve yabancı unsurlardır? Bu noktadan hareketle Kur’an-ı Kerim, bir taraftan kendi saf ve berrak tebligatını kitlelere sunarken, bir taraftan da aynı kitleleri bir şekilde tasallutu altına alan ve vahiy olması mümkün görünmeyen bu türden menkulatın bozulmamış şeklinin bir başka deyişle gerçekliğinin ne olduğunu izah etmektedir. Böylece türlü sebeplerle orijinalitesini kaybeden önceki kitaplara inanan muhatapların bir hidayet rehberinden mahrum olmaları bağlamında ileri sürdükleri bahaneler de ortadan kaldırılmıştır. Kur'ân-ı Kerim bu hususa şöyle değinmektedir: Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada; “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye, işte size (hakikati) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi

Yazının devamı için »»


Prof. Dr. Muhammed Fatih KESLER
http://www.mirathaber.com/kuran-i-kerimin-onceki-vahiyler-uzerinde-muheymin-gozetici-olmasi-i-14-2413h.html



Back To Top