16 Kasım 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Kur’an’ın müheymin (gözetici) olma vasfı ve eski ahit II

Muhtevasında beşeri herhangi bir müdahale bulunmayan Kur'ân’ın, önceki kitaplar üzerinde (gözetici) müheymin olması onun evrenselliğinin bir gereğidir. Mezkur kitaplara sonradan eklenen ya da başlangıçta onların muhtevasında olduğu halde sonradan değiştirilen, dolayısıyla vahiyle ilgisi olmadığı halde kutsal kitaplarda yer alan pek çok şeyin doğrusu Kur'ân tarafından açıklanmaktadır. Zaten onun gözeticiliğinden kast edilen de budur. Kur'ân’ın ayırt edici ve önemli bir özelliğini teşkil eden bu ilke aşağıdaki âyette de dile getirilmektedir:

(Ey Muhammed!) Sana da o Kitabı (Kur’ân’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı ve onları gözetici olarak indirdik... Mâide, 5/48.
Kur’an’ın müheymin (gözetici) olma vasfı ve eski ahit II
Bu âyet-i kerime önceki kitapların varlığına rağmen Kur’ân’ın gönderilmesini sanki ezelde takdir edilmiş bir vaat ve âdeta bir müjde olarak sunmaktadır. Bundan da en çok önceki kitapların müntesiplerinin sevinmesi gerekir. Çünkü daha önce de ifade ettiğimiz üzere Kur’ân-ı Kerim onların bu konuda bir beklenti içerisinde olduklarını belirtmektedir. Yukarıda zikrettiğimiz âyetle ilgili olarak burada üzerinde duracağımız asıl konu; Kur'ân’ın önceki kitaplar üzerinde nasıl bir gözeticilik yaptığı ve bunun da hangi yönlerden gerçekleştiğidir. Aslında Kur’ân, sadece önceki kitaplar üzerinde gözeticilik yapmakla kalmamakta aynı zamanda o, mezkur kitaplara inanan ve hatta inanmayan insanların başka kaynaklardan edindikleri yanlış inançların doğrularını da ortaya koymaktadır. Bu bağlamda üzerinde en çok durulan konu; “Allâh’ın varlığı ve birliği” ilkesidir.

Kur'ân-ı Kerim, önceki kitaplarda yer alan Allâh tasavvurunu tevhid akidesi açısından temel bir sorun olarak takdim etmektedir. Çünkü bu kitaplarda Yüce Allâh için öngörülen hususlar, meselâ; O’nun sadece bir millete olan aidiyeti, çok tanrılı dinlerdeki ilah anlayışını çağrıştırmaktadır. Bu bağlamda Eski Ahit’te yer alan; “İsrâilin tanrısı” şeklindeki ibareler / iddialar Kur’ân tarafından reddedilmekte ve Fâtiha sûresinin daha ilk âyetinde yüce Allâh’ın, sadece bir milletin değil, bütün alemlerin Rabbı olduğu bildirilmektedir.

Yazının devamı için »»


Prof. Dr. Muhammed Fatih KESLER
http://www.mirathaber.com/kuranin-muheymin-gozetici-olma-vasfi-ve-eski-ahit-ii-14-2420h.html



Back To Top