18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Kur’an’ın müheymin (gözetici) olma vasfı ve yeni ahit III

Eski Ahit’in yanı sıra Yeni Ahit’teki bazı ibarelerde yer alan Allâh tasavvuru da yine tevhid çizgisinden uzaktır. Bu kitapta her fırsatta dile getirilen ve büyük bir gayretle üzerinde durulan en önemli unsurun, bir olan Allâh’a beşeri bir kimlik, buna karşın bir beşer olan İsâ (a.s.)’ya da ilâhî bir kimlik kazandırmak olduğunu söyleyebiliriz. Bahsettiğimiz bu hedef gerçekleştirilirken öncelikli olarak şu hususların takip edildiğini görmekteyiz:
Kur’an’ın müheymin (gözetici) olma vasfı ve yeni ahit III
1-Beşere ait birtakım sıfatların / isimlerin Allâh hakkında kullanılması

Yeni Ahit’te yüce Allah’a izafe edilmek istenen ve birçok pasajda yer alan Baba[1]isminin birtakım anlam karışıklıklarına sebep olduğu açıktır. Halbuki böylesine temel akidevî bir meselenin müminlerin anlama ufkunda saf ve açık olarak yer alması gerekirdi. Bu da O’nun varlığı ve zâtına özgü sıfatlarının insan tasavvurlarından uzak olmasıyla yakından ilgilidir. Dolayısıyla önceki kitaplarda olduğu üzere Cenâb-ı Hakk’ı, sahip olduğu aşkın konumdan şu ya da bu şekilde uzaklaştıracak bir takım nitelendirmelere ve beşeri isnatlara maruz bırakmak yönündeki girişimler gerçek müminlerin kabullenebileceği bir şey değildir. Bu noktada inceleyeceğimiz şu âyet, insanların dikkatlerini önceki kitaplarda önemsenmeyen bu kilit noktaya çekmekte ve Allâh’ın isimlerini adetâ ilâhî bir koruma altına almaktadır:

En güzel isimler Allâh’ındır. O’na o güzel isimlerle duâ edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği saptıranları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.[2]

Muhatap aldığı kişiler kim olursa olsun bu âyet aynı zamanda Allâh’a yakışıksız isimler isnat eden insanlara tehdit içerikli tarihsel bir gönderme yapmaktadır. Diğer taraftan Yeni Ahit’te Allâh hakkında kullanılan Baba isminin, eş ve çocuk edinmeyi gerektirdiğini düşünürsek bu konuda yapılan yanlışlıkların boyutları da kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Gerçekten de bu kitapta yüce Allâh’a, baba isnadının doğal bir sonucu olarak;…Ve İsâ hizmete başladığı zaman otuz yaşlarında idi ve zannedildiği üzere Yusuf oğlu, Heli oğlu, Matta oğlu... Kainan oğlu, Enoş oğlu, Şit oğlu, Adem oğlu, Allâh oğluidi[3]şeklindeki ibarelerle oğul isnadının da yapıldığını görmekteyiz. Her nesilden bir kişinin anıldığı dolayısıyla tam anlamıyla bir soy kütüğü niteliğindeki bu ibarelerin mecâzî olması mümkün değildir. Dolayısıyla Yeni Ahit’te geçen ve İsâ (a.s.)’nın soy kütüğünün çıkarıldığı bütün bu ifadeleri, onun beşeri kimliğinin değiştirilmesi yönünde atılan birer ciddi adım olarak kabul edebiliriz. Ancak bize göre burada güdülen en büyük gaye; Cenâb-ı Hakk’ın insan tasavvurunun üzerindeki varlığını ve O’nun, “yaratılanlara benzememesi” yönündeki ilâhî gerçekliği saptırmaktır.

Yazının devamı için »»


Prof. Dr. Muhammed Fatih KESLER
http://www.mirathaber.com/kuranin-muheymin-gozetici-olma-vasfi-ve-yeni-ahit-iii-14-2430h.html



Back To Top