21 Ekim 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Malatya 7. Kitap Fuarı’nda yaşadıklarım


En büyük fizikçi, en büyük Kur’an âlimi ben olacağım

İlahiyatçı - Yazar Ali Rıza DEMİRCAN hocamızla yapmış olduğumuz röportajı ilginize sunuyoruz.
Malatya 7. Kitap Fuarı’nda yaşadıklarım
Hocam geçen hafta sonu kitap fuarına katılmak üzere Malatya’ya gitmiştiniz. İzlenimlerinizi almak isteriz.

Bildiğiniz gibi 4 Nisan Cuma Günü Türk Hava Yollarının 5.25 uçağı ile Malatya kitap fuarına yazar olarak gitmiştim. Fuar yönetimi bu sene davet edilen 280 kadar yazardan yararlanmak istemiş ve arzu edenleri konuşmacı olarak okullara yönlendirmişti. Gitmeden 1 gün önce fuar Müdürü İrfan Bey bana Cuma günü saat 11.00’de Malatya Lisesi’nde, Cumartesi 16.00’da ise fuar alanında bir konuşma yapacağımı bildirmişti. Refakatçi öğretmen ile Malatya Lisesi’ne gittim.

Konuşma yapmak üzere pek çok il, ilçe ve kuruma gitmiş olmama rağmen bir liseye ikinci defa gitmiş olacaktım. Bir gün öncesi gecesinde ne konuşabileceğimi düşünmüştüm.. Okulun konferans salonunda son sınıf öğrencilerinden 120 kadar genç bir araya getirildi. Besmele, Allah’a hamd ve Peygamberimize salattan sonra bir hatıramı dile getirerek söze başladım:

“ Yaklaşık 30 yıl evvel Malatya’ya ilk kez bir konferans için geldiğimde uçağımızla askeriye havaalanına indik. Hatırlayabildiğim kadarıyla uçağımız da bir İngiliz-Fransız yapımıydı. Konferans vereceğim kapalı spor salonunda binlerce insan toplanmıştı. Onlara şöyle hitap ettim:

 Muhterem Malatyalılar! Ben İstanbul’dan buraya size İslâm’ın özelliklerini ve güzelliklerini anlatmak için geldim. Ama İngiliz-Fransız yapımı bir uçakla geldim. Bundan utanç duyuyorum. Ülkemizin yöneticileri ve ordumuzun generalleri benim gibi utanç duyduklarında ülkemiz kalkınma yoluna girecektir.

Sevgili Gençler, 30 yıl içinde köklü pek değişen bir şeyh olmamış ki yine yarı askeri bir havaalanına indim. Bindiğimiz uçak da. Amerika yapımıydı. Neden bir türlü atılım yapamadık? Bunun sebebi güçlü insanlar yetiştirememiş olmamızdır. Siz bunun için önemlisiniz. Amacımız sizin güçlü olarak yetişmeniz, hayata atıldığınızda ülkemizi kalkındırmanızdır. İnancın, güzel ahlakın ve yardımlaşmanın da örneklerini vererek…

Sevgili gençler! Herbinizi ergensiniz, yetişkinsiniz. Rabbimiz katında sorumlusunuz. Peygamberimizi 18 yaşındaki Üsame bin Zeydi ordu komutanlığına getirdi. 20 yaşında ki Attab bin Esid’i de de Mekke valiliğine atadı. Biz size necin güvenmeyelim ve sorumluluk yüklemeyelim?

Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de Rabbimiz güçlü olmamızı emir buyurur. Gerekli güçleri hazırlamamızı öğütler. Aziz Peygamberimiz de sebeplerine yapışarak güçlü olan mü’minlerin, sebeplerine yapışmadığı için zayıf düşen mü’minlerden daha hayırlı olduğunu bildirir ve öğütlerine de şöyle devam eder:

- Faydalı olacaklara yapış; yararlı olanları yapmaya çalış. Sakın ha aciz olma ve Rabbinden yardım dile.”

 Genç yavrularım! Peygamberimizin uyarıları doğrultusunda siz de size, ailenize ve ülkemize ve insanlığa faydalı olacaklara yapışmalısınız, acizliği kabul etmemelisiniz. ‘Yapamıyorum’ kelimesini hayat sözlüğünüzden çıkarmalısınız.

Güçlü olmayı, bedenen güçlü olmak, ilmen güçlü olmak, mânen güçlü olmak, estetikte güçlü olmak, İslâmî iman ve yaşamda güçlü olmak şeklinde anlamalıyız.”

Hocam bu arada devreye gireyim, bu güçlü olma yollarını tek tek anlattınız mı?

Evet, anlatmaya çalıştım. İslâmî çizgide bilgili, bilinçli atılımcı ve yenilikçi Müslüman olunursa bütün bu güçlerin sağlanabileceğini açık açık anlaşılır bir dille ifade etmeye çalıştım. Burada bütün bu söylediklerimizi açıklamak konumunda değilim, çünkü söyleşimiz makul sınırları aşabilir. Ancak ilmî yönde güçlü olma konusunu açıklarken gerçekten heyecanlandım hatta vecde geldim… Allah’ın yardımıyla gençleri de duygulandırmayı başardığımızı söyleyebilirim. Bu konuda onlara şöyle söyledim:

“Zerreciklerden galaksilere, tek hücrelilerden insanlara kadar her bir varlık okunması ve incelenmesi gereken Yaratılanayettir. Yüce Rabbimizin insanlığa son mesajlarını içeren Kur’ân-ı Kerim’in hayatımıza ışık tutan ve yasa koyan her bir bölümü deİndirilenayettir. Yaratılan ve İndirilen ayetler Yaratıcımızın varlığına, engin bilgisi ve kudretine; yaratılanların güzelliğine-verimliliğine ve de İslâm’ın yüceliğine belgedir. Bizim için ilim Yaratılanveİndirilenayetleri birlikte okuyarak/inceleyerek ve sentezler yaparak maddeten ve mânen güçlenmektir.

 Yaratılan ayetleri öğrenme aracımız olan fizik, kimya, astronomi, matematik gibi bilimler bizim için mukaddestir. Kur’ân’i ilimler de öylece kutsaldır.

 Sizler bu ilimlerde başarılı hatta en başarılı olmak durumundasınız. Ümitlerimiz bu yöndedir.”

Evet, böyle söyledikten sonra onlara şu soruyu yönelttim.

- En büyük fizikçi kim olacak, en büyük Kur’ân âlimi kim olacak?

Beklemedikleri bu soruma doğal olarak cevap veremediler. Onlara kendilerine güvenle ben olacağım demeleri gerektiğini anlattım ve tekrar sordum:

-En büyük fizikçi kim olacak?

-Ben olacağım.

-En büyük matematikçi kim olacak?

 -Ben olacağım.

- En büyük Kur’ân alimi kim olacak?

- Ben olacağım.

120 kişilik konferans salonunda büyük bir coşku ve yüksek bir sesle her bir erkek ve kız öğrenci ‘ben olacağım ben olacağım’ diye haykırdı.

Konuşma 1 saat kadar sürdü. 73 yaşındayım, bu gençleri karşımda görünce inanın heyecanlandım, duygulandım, ceketimi çıkardım ve ayağa kalkarak konuştum. Pek çoğu dinlemez olarak nitelenen gençlerin her biri tam bir huşu içinde konuşmamızı dinledi. 1 saat süren konuşmamızın akabinde sırılsıklam kesilmiştim.

Okuldan ayrıldık ve Cuma namazına gitmek üzere yola koyulduk. İmam-ı Azam Camii’ne gittiğimizde Malatya Valiliği’nde çalışan yönetici konumundaki genç arkadaşlarla tanıştık. Mutluluğum biraz daha arttı.

Hocam okul faslını dinledik yavaş yavaş müsaade ederseniz fuara gelelim. Fuarın büyüklüğü, katılım, imzaya rağbet nasıldı?

Ben Anadolu’da yapılan kitap fuarlarını bilmiyorum. Ancak İstanbul’da yıllardır devam eden ve Diyanet Vakfı tarafından düzenlenen kitap fuarlarını biliyorum. Diyanet dışı fuarlara da katıldım. Buradan hareketle Malatya kitap fuarının dikkatleri çekecek kadar büyük ve çok katılımlı olduğunu söyleyebilirim. Pek çok stant vardı. Cuma günü öğle sonrasında katılım orta nitelikteydi. Her stantta doğal olarak kitapları satılan yazarlar vardı. Fuar 28 Nisan-6 Mayıs arası sürdüğü için yazarlar değişik günlerde okuyucularla buluştular. Yazarlara rağbet vardı. Ama gençler daha ziyade genç yazarları tercih ediyorlardı, çünkü bir ölçüde onları tanıyorlardı veya onlar tanıtılmıştı.

Hocam, fuar alanında da söyleşiniz vardı. Onu gerçekleştirebildiniz mi?

Malatya Lisesi’ndeki konuşmamız Cuma günüydü. Fuar alanında fuar gibi çadır söyleşi alanında ise Cumartesi günü saat 16.00’da idi. Fuar yönetimi başarılı olmasına rağmen konuşmaların duyurusunda zayıf kalındığını söyleyebilirim. Bunun bir sebebi de kapalı fuar alanında ses düzeninin net olmayışı ve yapılan konferans duyurularının fuar alanındaki insanlara dahi ulaştırılamamış olmasıydı. Saat 16.00’da konuşma çadırına gittiğimde salonda 20-30 kişi kadar vardı.

Benden önceki konuşmacı Prof. Hayri Kırbaşoğlu idi. Hayri Kırbaşoğlu sözü bitirince onun bıraktığı yerden onun konusuna girdim ve kendi konum olan “İslâm’da Aile Hayatı ve Eşlerin Görevleri” konusunu 1 saat içinde özetlemeye çalıştım. Kur’ân ve Sünnet bütünlüğüne de örnek teşkil edecek konuşmamızda güncel konulara da yer verdiğimiz için konuşmamız heyecanlı ve etkili geçti. Bu arada ifade edeyim Hayri Kırbaşoğlu hocamız da konuşmayı sonuna kadar dinledi. Hocalar pek birbirlerini dinlemezler. Dinlemeye de tahammül gösteremezler. Hayri Hocamızın dinleme inceliğini göstermesi, ilgi ile takibi beni son derece mutlu etti. Kendisine şükranlarımı da arz ettim. “Hocam siz bizim hocamızsınız nasıl dinlemeyiz?” cevabını vermelerini de sürurumu bir kat daha arttırdılar. Allah kendilerine uzun ömürler ve hizmetler nasip buyursun.

malatya-gezisi-ali-riza-demircan.jpg

Hocam bildiğimiz kadarıyla geziniz 3 gün sürdü. Sizi nerelere götürdüler?


Malatya’nın merkezinde fuar alanı ve otel arasında gidiş gelişlerimizde yani Malatya’nın merkezinde Malatya’nın tarihi evleri ve çarşısına veya yeni örneklerine tanık olamadım. Görebildiğim estetikten yoksun birbirine benzer binalar. Tarihimizden kopukluk anlamına Anadolu’muzun bütün illeri birbirlerine benziyor. Yerel idarelerin bu alanda eksikleri ve rantçıların etkisi de fazlaca.

06 Mayıs Pazar günü kültürel bir faaliyetimiz olmadığı için benim gibi geç gelmiş yazarların ricası üzerine bizi kısa bir geziye çıkardılar. Tarihi Malatya Ulu Camii gerçekten görülmeye değerdi. Ama yeni restore edilen Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı çok daha ilginçti. İlgili Kâzım Bey’in yakın ilgisi ve anlatımlarıyla Kervansaraylarla ilgili bilgilerimizi yeniledik ve arttırdık.

Bu arada belediyece restore edilen eski Malatya konaklarından birini gezme imkânımız oldu.

 Daha sonra Aslan Höyük arkeoloji alanına götürüldük. Ortaya çıkarılmaya çalışan yaklaşık 5000 yıl öncesine ait şehir kanalizasyon kültürüne sahip görünüyor. Kur’ân bize kâfirlikleri ve zulümleri sebebiyle yıkıma uğratılan nice kavimlerden ve yurtlarından söz etmiyor mu? Bu alanda İtalyanların 60 yıldır arkeolojik çalışmalarını sürdürdüklerini öğrenince son derece üzüldüğümü beyan etmek isterim. Bu kadar üniversitelerimiz var, bizim arkeologlarımız bu işi niçin üstlenmiyor. Fakir miyiz? Yoksa Rabbimizin emri olan arkeolojiye ilgisiz miyiz? Konu bir ölçü de olsa Milli ve İslâm’i onurumuzla alakalı değil mi?

İşte böyle… 3 günlük gezimiz ana hatlarıyla bu şekilde geçti. Mânen verimli geçen bu fuar gezimizin, ahiret yatırımımız olmasını ümit ederim.

Verdiğiniz bilgileriniz için çok teşekkür ederiz hocam…


Merve ÖZERKİN
http://www.mirathaber.com/malatya-7-kitap-fuarinda-yasadiklarim-13-4109h.html


Back To Top