18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Medyamızdan sonra millî eğitimimizde de mi falcılık başladı?


Her yerde kol gezen falcılar halkımızı sömürüyor, Diyanet uyuyor mu?

Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli bazı kadın ve erkek personel, mesai saati içinde dışarıdan gelen bir kadına kahve falına baktırdıkları iddiasıyla uyarı cezası aldı.
Medyamızdan sonra millî eğitimimizde de mi falcılık başladı?
İl Milli Eğitim Müdürlüğü binasında meydana gelen olayda, iddiaya göre, bazı erkek ve kadın personel dışarıdan gelen ve "G. abla" olarak bilinen bir kadına mesai saatleri içinde fal baktırmaya başladı. Haftada bir kez kuruma gelen kadın, toplu olarak personelin kahve falına baktı. Ayrıca kadının her geldiğinde 400 lira para toplayıp gittiği de iddia edildi. Ancak bir milli eğitim çalışanı, bu durumdan rahatsız olarak şikâyette bulundu. Şikâyet üzerine müfettişler, İl Milli Eğitim Müdürlüğünde konuyu araştırmaya başladı. Müfettişler, gerekli incelemenin ardından hazırladıkları raporda şu ifadelere yer verdi: “…milli eğitim müdürlüğü personelinin mesai saatleri içerisinde zaman zaman dışarıdan gelen bir kadına fal baktırdığı iddiasının doğrulandığı kanaatine ulaşılmıştır. Doğrulanan bu eylem ile 657 sayılı Devlet Memuru Kanununa göre uyarı cezası verilmesine karar verildi.”


HER YERDE KOL GEZEN FALCILAR HALKIMIZI SÖMÜRÜYOR, DİYANET UYUYOR

Değerli okuyucularım;

Özellikle üniversitelerin bulunduğu çevrelerde açılan birçok “cafe”, açıkça ve hiç çekinmeden mekânlarında “kahve falı” seansları düzenlediğinin reklamını yapmaktadır. Çeşitli uydurulmuş meslekî isimler altında kendilerine birtakım esoterik unvanlar veren bu falcılar, insanların geleceğe dair meraklarını gidermek adına ümitleri ile oynamakta, duygularını istismar etmekte ve en korkuncu maneviyatlarını tahrip etmektedir.

Bir Kahve Falcının Sinsî Oyununa Gelen Bir Öğrencimin Başına Gelenler

Bir keresinde bir bayan öğrencim, bana geldi ve geçmişte gördüğü bir rüyanın tabirini benden istedi. Ben de kendisine daha rüyasını dinlemeden önce bunu daha evvel başka birisine anlatıp anlatmadığını sordum. O da çekine çekine bir cafeye gidip orada kahve falı üzerinden rüya tabiri yapan bir falcıya anlattığını ve rüya tabiri için kendisine 100 TL verdiğini söyledi. Niye böyle saçma sapan bir şey yapma gereğini duyduğunu sorunca bana “Hocam; son eğitim yılındayız. Final sınavlarımın nasıl geçeceğini ve ileride uygun bir iş bulma şansımın olup olmayacağını öğrenmek istedim.” dedi. Falcı, öğrencime ileride meslekî yönden başarılı olmanın önünde kendisine musallat olan üç harfli varlıkların (bu arada öğrencim her nedense bundan cinlerin kastedildiğini açıkça söyleyemiyordu) bir engel olduğunu, bunun giderilmesi için de ikinci bir kahve falının gerekli olduğunu söylemiş.

Ne ilginçtir ki sözde kültürlü ve aydın olan ‘saf ve iyi niyetli’ üniversite öğrencim, bu açıklamalara inanmış ve ikinci defa kahve falı seansına gitmiş. “Peki, bana neden şimdi geldin?” dedim. “Hocam, ondan beri hep o üç harfli varlıkları rüyamda görüyorum ve bundan dolayı artık uyumaktan korkuyorum. Bundan nasıl kurtulabilirim?” dedi. Falcılar, bilhassa endişe, korku, vesvese ve ruhî çöküntü içinde olan depresif kişilerin halet-i ruhiyelerinden yararlanarak, onları kolayca istismar edebilir. Özellikle sinirsel gerginlikler içinde olan, kendi benliği ile giriştiği şiddetli bir psikolojik çabada başarısız olan ve(ya) manevî/ruhî dünyasıyla barışık olmayan kişiler, falcıların oyuncağı ve kurbanı olabilir.

Biraz nasihat ettikten sonra hatalarını anlayan öğrencime kâbus gibi şeytanî rüyaları bir daha görmemesi için, Peygamberimizin (sav) tavsiye ettiği üzere yatmadan önce abdest almasını, dua etmesini ve avuçlarına üfleyerek, üç defa Kul Hüvalla, üç defa Kul Euzübirbabilfalak ile Kul Euzübirabbinas okuduktan sonra bedenini sıvazlamasını söyledim. Birkaç gün sonra bu kötü rüyalardan kurtulmuş olduğunu öğrendim.

Falcılığın Her Çeşidine İnanmak Manevî Risktir

Hangi türden olursa olsun fala bakmak, baktırmak ve falın doğruluğuna inanmak, imanı tehlikeye sokacak kadar büyük bir manevî risktir. Maalesef yeterince dinî bir bilgi donanıma sahip olmayan eğitimli insanlarımız dahî fala ve falcılara itibar edebilmektedir. Hemen herkes, geleceğini ve akıbetini merak eder. Bu bir dereceye kadar fıtrîdir. Şuurlu Müslüman, geleceğine ibadetleriyle yatırım yapar ve gelecek endişesi yaşamaz. Ne var ki özellikle kadere ve gayba iman etmek ne anlama geldiğini herhalde tam idrak edemeyen birçok gafil insanımız, gelecek merakını gidermek adına falcıların kehanetlerine bile bel bağlayabilmektedir.

Halbuki beşer olan hiç kimse, gelecek ve gayb hakkında hiçbir bilgiye sahip değildir. Kaldı ki Peygamberiz (sav) de, Allah bildirmediği müddetçe normal insanlar gibi gaybı ve geleceği bilmezdi. Nitekim O (sav) da “…Ben size, Allah’ın hazineleri benim yanımdadır veya ‘Ben gaybı bilirim’ demiyorum. Ben ancak bana vahyolunana uyarım.” (En’am: 50) sözünün dışına hiç çıkmadı. (Konu ile ilgili olarak Ali Rıza Demircan Hocamıza ait aşağıdaki videoyu izlemenizi tavsiye ederim).

http://www.mirathaber.com/peygamberimiz-normal-insanlar-gibi-gaybi-bilemezdi-37-125vg.html

Peygamberimizin (sav) ifadeleriyle “Falcılar (Kâhinler) hiç bir şey değildir.” (Müslim; Selam: 123). Çünkü Kuran-ı Kerim’in bize bildirdiğine göre “Gaybın anahtarları, Allah’ın yanındadır. Başkası onu bilemez.” (En’am: 59) ve “…Allah’tan başka ne göklerde, ne de yerde hiç kimse gaybı bilemez.” (Neml: 65).

Diyanete Çağrı

Günümüzün falcılarının, cafelerin yanında işyerlerine ve resmî dairelere varıncaya kadar ulu orta serbestçe cirit atabilmesi, toplumumuzun maneviyattan ne kadar uzaklaştığını göstermektedir. Milli eğitim müfettişleri, mesai saatleri içerisinde fal baktıran personeline uyarı cezası vermiş. Demek ki mevcut laik mevzuata göre bu haram işlem, mesai saatleri dışında yapılmış olsaydı devlet personeline herhangi bir cezaî müeyyide uygulanmayacaktı. O halde falcılar, mesai saatleri dışında olmak şartıyla resmi dairelerde ve özel sektöre ait bütün işyerlerinde sınırsız bir şekilde vatandaşlarımıza şeytanî hizmetler sunabilecektir.

Bu kötü gidişatın sorumlusu kimdir? Astronomik paralar karşılığında rüya tabirciliği yapan şarlatanlar, kehanette bulunan kahve falcıları ve “melek kartları” ile kişilerin burçlarını okuyan medyumlar her yerde ahkâm kesmeye ve vatandaşlarımızın imanlarını/huzurlarını çalmaya devam ededursun Diyanete mensup din görevlileri de bu olaylara seyirci kalsın. Diyanet, bu konunda sustukça ve fiilî olarak eyleme geçmediği sürece çağdaş gençliğin itikadı da tıpkı cahiliye döneminde olduğu gibi batıl inanç ve hurafeler olacaktır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/medyamizdan-sonra-milli-egitimimizde-de-mi-falcilik-basladi-8-2425h.html


Back To Top