20 Eylül 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Mesir macunu’nun mucidi Merkez Efendi’nin ilham kaynağı ne idi?


Manisa mesir macunu festivali sona erdi

Manisa'da bu yıl 478'incisi düzenlenen Uluslararası Mesir Macunu Festivali'nde 6 ton şifalı mesir macunu Sultan Camii'nin kubbe ve minarelerinden halka saçıldı. Festival için cadde ve sokakları süslenen kentte kortej yürüyüşü Cumhuriyet Meydanı'da mehteran marşları eşliğinde başladı. Şehzadelik dönemini Manisa'da geçiren Osmanlı padişahları, Hafsa Sultanve nedimeleri ile mesir macununun mucidi Merkez Efendi'yi temsil edenler de kortejde en önde yer aldı.

Festivale katılan halk oyunları ekipleri de kortejde yer alarak yürüyüş sırasında yöresel danslarını sergiledi. Protokoldekiler, festival için bestelen "Eller havaya, eller şifaya"şarkısı eşliğinde katılımcıları selamladı. Kortej yürüyüşü Sultan Camisi'nde sona erdi. Öğle ezanının okunmasının ardından temsili Osmanlı padişahları katılımcıları selamladı. Sultan Camisi şerefe ve kubbelerindeki 16 nokta ile civardaki 27 evin çatı ile balkonlarından, 6 ton mesir macunu halka saçıldı.
Mesir macunu’nun mucidi Merkez Efendi’nin ilham kaynağı ne idi?
MESİR MACUNU’NUN MUCİDİ MERKEZ EFENDİ’NİN İLHAM KAYNAĞI NE İDİ?

Anlamlı hâle getirmek istediğimiz gün ve olayları da maalesef “festival” havasına yani eğlence ve şenliğine dönüştürdük. Halbuki “Manisa Mesir Macunu Festivali” bu hâliyle tertiplemek yerine ilmî konferans, çalıştay veya sempozyumlar sayesinde mesir macununun mucidi Merkez Efendive tıp anlayışının manevî temellerini daha iyi anlayabilirdik. Öyle ise Merkez Efendi’nin tıp dünyasına bir yolculuk yapmaya ne dersiniz?

Asıl Adı Musa Efendi olan Tıp Âlimi Nasıl Merkez Efendi Lakabını Aldı?

1463 (h. 868) yılında Denizli ilinde doğan Musa Efendi,küçük yaşta memleketinde yaptığı ilk medrese tahsilinden sonra, Bursa ve İstanbul'daki medreselerde 30 yaşına kadar tefsîr, hadis, fıkıh ve tıp eğitimi alır. Musa Efendi,İstanbul’da tanınmış şeyhlerinden olan Sinâneddin Yûsuf (Sünbül Sinan) hazretlerinin şöhretini işitmiş olmasına rağmen ondan ders alma konusunda bazı tereddütler yaşar. Ancak gördüğü bir rüya üzerine Sümbül Sinan’ın öğrencisi olmaya karar verir.

Kaynaklar, isminin Merkez Efendi olmasıyla ilgili olarak şu bilgileri verir: Bir gün hocası Sünbül Sinan Efendi¸ sohbet esnasında Merkez Efendi’ye; “Haşa âlemi sen yaratsaydın¸ nasıl yaratırdın?” diye sorar. Merkez Efendi de; “Bu mümkün değil! Ama mümkün olsaydı¸ her şeyi merkezinde bırakırdım. Âlem öyle bir tatlı nizam içinde ki¸ buna bir şey ilâve etmek veya bir şeyi eksiltmek düşünülemez.” der. Sünbül Sinan Efendi, bunun üzerine “Âferin Mûsâ Efendi! Demek her şeyi merkezinde bırakırdın. Öyleyse bundan sonra ismin Merkez Muslihuddîn olsun.” der. Musa Efendi¸ bundan böyle Merkez Efendi ismiyle meşhur olur.

Kanûnî Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan, Manisa’da yaptırdığı külliyedeki dârüşşifâ (hastane) için, Sünbül Efendi’den bir tabip isteyince Merkez Efendi, Manisa’ya görevlendirilir. Merkez Efendi, bu sırada kırk bir çeşit baharattan meydana gelen bir macun yaptı. Hastalar, bu macundan şifa bulurdu.

Merkez Efendi’nin Tıp Anlayışı Tıbb-ı Nebevî’ye Dayanır

Peygamberimizin (sav) bildirdiği tıpla ilgili âyet ve hadisler manzumesi olan tıbb-ı nebevî, sağlık, hastalıklar, koruyucu hekimlik, ilaçlar, tedavi usulleri, tedavide riayet edilmesi gereken hukukî ve ahlâkî kaideler içermektedir. Tıp eğitimi alan öğrencilerimiz, maalesef tıbb-ı nebevî dersi görmedikleri için, maddî/manevî sağlık ile ilgili hadisleri de bilmemektedir. Hâlbuki tıbbın menşei vahye ve Sünnete dayanır.

Geçmişte Müslüman âlimler, tıp ilmine önem vermiş, bu bağlamda dinin temel kaynakları olan Kuran ve Sünnetten de yararlanmıştır. Merkez Efendigibi Müslüman tıp âlimleri, tıp ilminin temel ilkelerinin vahiy yoluyla insanlara bildirildiğini ve Peygamberler tarafından da açıklandığını bildikleri için, tıbbı bu anlayış doğrultusunda tecrübe, gözlem ve kıyasla geliştirmiştir.

Peygamberimiz (sav), örneğin “Size şifalı iki şeyi yani bal ve Kuran’ı tavsiye ederim”diyerek, hem tıbbı rasyonel temellere dayandırmış, hem de tıbbın manevî yönüne de işaret etmiştir. Somut bir örnek vermek gerekirse bir keresinde bedevilerin “Tedavi olalım mı?” sorusuna Efendimiz (sav), “Tedavi olunuz, Allah Teala, (yeryüzüne) koyduğu her hastalığın devasını da koymuştur, tek bir hastalık müstesna o da ihtiyarlıktır.” diye cevap vermiş ve şunu eklemiştir: “Tedavi yoluyla şifa bulma da Allah’ın kaderidir.”

Bununla birlikte Peygamberimiz (sav), manevî tıbbın bir parçası olan dua ile tedavi, yani rukye’yi de tavsiye etmiştir. Ancak rukyenin yalnızca Allah’ın isimlerinin anılarak veya Kuran’daki şifa âyetleri okunarak, yapılması gerektiğinin altını çizmiştir. Böylece tıbbî hizmetlerde bâtıl inanç ve hurafelere kapı aralanmasının önünü de kesmiştir.

Osmanlı tıp âlimi Merkez Efendi, âyet ve hadislerin otoritesine itimat ederek, tıbbın ilmî ve manevî bir hüviyet kazanmasında önemli bir yer almıştır. İcat ettiği Mesir Macunu, bu inancının bir semerisidir.

Velhâsıl-ı Kelâm

Allah, bu dünyada her şeyi bir sebebe bağlı olarak yarattığı gibi şifayı da bir takım maddî ve manevî sebeplere bağlamıştır. Bu istikamette Peygamberimizin (sav), tıp ilmine getirdiği en umut verici yenilik, ortaya çıkan bütün hastalıkların maddî ve manevî tedavi yöntemleriyle giderileceğine dair sözleridir. “Allah Teâlâ, hiçbir hastalık indirmemiştir ki onun devasını da indirmiş olmasın.”mealindeki hadis, günümüzün tıp araştırmacıları için en önemli ilham kaynağı olmalıdır. Gelin tıp fakültelerimizde tıbb-ı nebevî dersleri de koyalım.

Öğrencilerimize örneğin Peygamberimizin (sav) “Acve hurmasının cennet meyvelerinden olduğuna, zehirlenmeye karşı şifa etkisi yaptığına, mantarın da (İsrail oğullarına semadan indirilen) nimetler (kudret helvası) cinsinden olduğuna, suyunun göze şifa verdiğine” dair bilgi içerikli sözlerini duyuralım. Bunun yanında Peygamberimizin (sav), “Tedavi olunuz. Ancak haram olan şeylerle tedavi olmayınız.”hadisini hatırlatalım ve örneğin ‘habis (hastalık)’ olarak ifade edilen içkinin ilaç olarak kullanılmamasını bunun yerine alternatif tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiğini öğretelim. İlaç yapımında bir tıbbî etik ilkesi olarak çevreye ve canlılara zarar verilmemesini öğütleyelim.

Bu doğrultuda Kuran ve Sünnetten ilham alarak, tıp dallarında başarılı bilimsel çalışmalar yapan hekimlere de teşvik mahiyetinde her yıl Merkez Efendi Ödülleridağıtalım. Memleketimizde yeni Merkez Efendi’leryetiştirmek istiyorsak tıp fakülteleri de tıbbın manevî boyutuna ağırlık veren bir yapıya kavuşturulmalıdır.


Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/mesir-macununun-mucidi-merkez-efendinin-ilham-kaynagi-ne-idi-7-4041h.html


Back To Top