19 Temmuz 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

“Mezarıma farklı farklı içkiler dökülsün!”

Renkli/renksiz kişiliği ile tanınan 1921 doğumlu Aydın Boysan, 97 yaşında organ yetmezliği sonucu İstanbul Ulus’taki evinde bugün hayatını kaybetti.
“Mezarıma farklı farklı içkiler dökülsün!”
1939 yılında Pertevniyal Lisesi'ni, 1945’te İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ni (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Mimarlık Bölümü’nü) bitiren ve mesleğini 1999’a kadar ara vermeden sürdüren Aydın Boysan, Türkiye Mimarlar Odası’nın kurucuları arasında yer aldı. Aydın Boysan, mimar olarak çalıştığı 55 yıl boyunca 1.5 milyon metrekare bina tasarlamıştır. 1957-1972 yıllarında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde ders verdi. Ulusal ve uluslararası mimarlık yarışmalarında ödüller kazandı. Aralıksız olarak on yıl Hürriyet ve üç yıl Akşam gazetelerinde köşe yazıları yazdı. 40’a yakın kitabı yayınlanmıştır. Bunların içinde en ilginci olan “Türkiye’de gözle görülen ve görülmeyen her şeyin kalitesi bozuldu. Kalitesi iyileşen tek şey, RAKIDIR…” iddiasıyla yazdığı “ŞEREFE”kitabıdır.


TİPİK BİR TÜRK AYDININ VASİYETİ YERİNE GETİRİLECEK Mİ? “MEZARIMA FARKLI FARKLI İÇKİLER DÖKÜLSÜN!”

Aydın Boysan ile sadece bir kez karşılaştığımı hatırlıyorum. Daha henüz yeni öğretim üyesi olmuştum ki bir işveren sendikasının İstanbul Hilton Otelinde kuruluş yıldönümü ile ilgili yemekli bir toplantıya davet edilmiştim. Benim bulunduğum masada eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. İmren AYKUT, Hak-İş Başkanı Salim USLU ve işveren kesiminden isimlerini hatırlayamadığım birçok temsilci yer almaktaydı. Hak-iş Başkanı ve ben hariç yemekte içecek olarak hemen herkes rakı veya şarap tercih etti. Biz yemeklerimizi yerken Aydın Boysan da kürsüye davet edildi ve herkes onu keyifle dinledi. Konuşmasında rakının içme adabına yönelik olarak ayrıntılı bilgiler verdiğini çok iyi hatırlıyorum. Rakı içmenin bir sanat ve rakının vücutla değil, ruhla içileceğini bu vesile ile öğrenmiş oldum.

“Aydın Beyin ‘Aydınlatıcı’ Fikirleri” Üzerine Bir Tahlil

Sorunlarımızın ve aynı zamanda çarelerimizin merkezinde hep insan vardır. Onun için birçok ünlü kişinin biyografisini inceleyip onların fikrî dünyalarını hep merak etmişimdir. Bunların arasında tipik bir Türk aydını olan Aydın Boysan da yer almaktadır.26 Ağustos 2012’de Milat Gazetesi’nde yayınlanan köşe yazım, Aydın Beyin karmaşık fikir ve ruh dünyasına yönelik bir analiz denemesidir.

http://www.milatgazetesi.com/aydin-beyin-aydinlatici-fikirleri-makale,32776.html

Burada iki muhabirin sorularına vermiş olduğu cevaplardan yola çıkarak, aslında Aydın Beyin hayatla, hakikatle, asliyetle ne kadar çelişkiler içinde olduğunu ortaya koymak istedim. Mesela Aydın Bey, bu röportajında bir taraftan “Türkiye'de konfor ilerledi ama medeniyetin ruhsal yönleri toplumumuzda perişanlaşmakta” tespitinde bulunup “birlikte yaşamanın edebinin ve ahlâkının bozulduğunu” itiraf etmekte, diğer taraftan da medeniyetimizin ve ahlâkın özü olan dinin ve maneviyatın temellerini sarsacak karmaşık düşünceler sarf etmektedir.

Aydın Beyin Ahlâk ve Demokrasi Hakkındaki Görüşleri

Aydın Beyin ahlâkı önemsemesi takdir edilmelidir.“Türkiye, ahlâk açısından maalesef geriledi. Bunu yapan da demokrasidir ama rakının kalitesi de giderek iyileşti.” Buna göre demokrasi, Türk toplumunun ahlâkını bozmaktadır. Aydın Bey, ahlâkın nasıl belirleneceğine dair önerisi ise şu şekildedir: “Ahlâk, bilimsel gerçeklere göre şekillenmelidir.” Yani ahlâk, Hâlıkın ilahî hükümleri doğrultusunda değil de insanın rasyonel aklına göre şekillendirilmelidir. Diğer taraftan herkese aynı şartlar altında seçme ve seçilme hakkının verilmesini yadırgıyor Aydın Bey. En az gelişmiş, en az okumuş insanlar ancak mahalle muhtarını seçebilmelidir. En çok okumuş olan aydınlar ise, millet meclisini seçebilmelidir. Ahlâk ve bilgi açısından en parlak olan aydınlar, Türkiye’nin geleceğini belirleyebilmelidir. Öyle “ipini koparan herkesin aynı şartlar içinde oy vermesi hakkaniyetli olmaz”.

Aydın Beyin Bayramlar Hakkındaki Görüşleri

Aydın Beyin dünyasında bayramın artık bir anlamı yok. “Bayram gelse de gelmese de bana ne. Benim günlerim hep birbirine benziyor” diyor. Ama çocukken severmiş bayramları. Neden mi? Tatil olduğu için, okul olmadığı için ve harçlık aldığı için. Ama her Türk aydınında olduğu gibi yine de bir sitem duyabilirsiniz bayramların anlamını yitirdiğine dair. “Şimdi kimse birbirine gitmiyor yahu! Bir de bayramın anlamını bir kenara attılar, tatil fırsatı diye kullanıyorlar. Bayram geliyor, bakıyorsun herkes bir tarafa kaybolmuş…Koptuk. Bayram ziyaretleri toplumumuzun alışkanlıkları içinde saygıdeğer bir hâl idi. O yok artık”. Neden bir Türk aydını, dinî bayramların gerçek anlamının İslâm’da olduğunu bir türlü kabullenemez? Dinî/manevî duyguları bayramdan tecrit ederseniz ister istemez bayramlar da tatile dönüşür. Hem dinî bayramları sekülerleştireceksiniz yani asliyetinden uzaklaştıracaksınız, hem de bayramlardan artık anlamlı bir şey bulamayacaksınız. Bu tam da bizim aydınlarımızda sık sık gördüğümüz yabancılaşma sürecinin garip bir yansımasıdır.

Aydın Beyin Namaz Hakkındaki Fikirleri

Madem din, bizlerden Allah’a ibadet eden kullar olmamızı istiyor o halde dinî vecibelerini layıkıyla yerine getirmek isteyen bir Müslümanın beş vakit namaz kılması şart mıdır? Bu hususta Aydın Beyin cevabını merak ediyorsunuzdur: “Günde beş vakit namaz eskiden kılınıyordu. Dinî şartları elemek lazım. 5 vakit namazı kaldırmak gerekir. Bugünün şartlarında uygulanması mümkün değil”. Aydınlarımızın yabancılaşmasından bahsederken, tam da bu yaklaşımı merkeze oturtmak gerekir. Nefsin mazeretleriyle kendini mantıkî yollarla aldatarak, helal-haram ölçülerini altüst etme sürecine girmek ve ruhî/fıtrî boyutlarla yabancılaştığına dair vicdanî/manevî duygularını dahî kaybetmek.

Aydın Beyin Ruh, Ölüm ve Ahiret İle İlgili Düşünceleri

Aydın Bey, öldükten sonra şimdiye kadar yazmış olduğu 40 kitabıyla hatırlanmak istemektedir. Bilindiği gibi faydalı kitaplar, vefat eden yazarı için sadaka-i cariye hükmündedir. Ancak Aydın Beyin bazı kitapları, ŞEREFE kitabında görüldüğü üzere dinen haram olan alkollü içkilerin meth-ü senasıyla ilgilidir. Bu kitap, günaha azmettirici nitelik taşıması itibariyle ahiret boyutuyla kendisi için bir manevî risk taşıyabilmektedir. “Rakıda 70. senem ve elhamdülillah iyiyim” tespitinde bulunan Aydın Bey, inşallah Allah’a hamd etmenin mükâfatını ahirette görebilir. Aydın Bey; aslında dindar bir aileden gelmektedir. “Benim babamın babası kadı, annemin babası hacıydı” sözleri buna teyittir. Ama buna rağmen Aydın Bey, dindar olmadığı gibi ölümden sonraki hayata da pek inanmaz, bu bağlamda ne cehennemden korkar, ne de cennet umudu besler. Ölüm ve ruh hakkındaki düşünceleri çok nettir: “Bu dünya bitecek, ruh da yok olacak. Son diye görüyorum ölümü…Vücutla beraber ruh da bitiyor.”

Aydın Beyin Mezarına Dair Vasiyeti

Belki unutulmuştur. Sevenleri, gömüldükten sonra Can Yücel’in mezarına şarap dökmüştü. Bu eylemi gayet normal gören Aydın Bey, kendi mezarına da içki dökülmesini ister. Ama tek tip içkinin dökülmesini yeterli görmez. “Bir gün rakı, bir gün şarap, bir gün votka, bir gün viski... Buradan sevenlerime duyurun. Farklı farklı içkiler olsun. Hep aynı içki olmaz. Ben zaten her gittiğim yerde oranın içkisi neyse, onu içerim.”

Velhasıl

Laik bir devlette, hiçbir vatandaşımızın yaşama tarzına, dünya görüşüne ve inancına müdahale edilemez. Aydın Bey de laik Cumhuriyet rejiminin sağladığı avantajlarla istediği hayatını dostlarıyla birlikte özgürce ve doyasıya yaşamıştır. Ama her fani gibi onun nefsi de en nihayetinde uzun bir ömürden sonra ölümü şu veya bu şekilde tatmıştır. Öbür âlemde Aydın Beyin kişisel olarak nelerle karışılacağını hiç kimse bilemez. Ama kâfirler için belirlenen akibetin elem verici olacağı da malumumuzdur. Bildiğimiz tek şey var. O da, sevenlerine ‘kabrime her gün farklı farklı içkiler dökün” içerikli vasiyetidir.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/mezarima-farkli-farkli-ickiler-dokulsun-8-2861h.html


Back To Top