19 Ekim 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

MİMARLAR GÜNÜ VARMIŞ MEĞER!..

55 yılı aşkındır, çilekeş yolcusuyum bu mesleğin.. Bir gün hakkımda; “MİMARDI!..”denmesidir beklentim..
MİMARLAR GÜNÜ VARMIŞ MEĞER!..
20 Ekim1997’de Bilim ve Teknik dergisinde yayınlanan: MİMARLIK NEDEN CAN ÇEKİŞİYOR?... başlıklı makalemde: MİMARLIK  LABORATUVARI,YANİ “YAŞAM ATÖLYESİ” önermiştim eğitim sistemimize. Ders ve konferans verdiğim birkaç üniversite niyet etmedi değil!. Hatta projesini yapmış ve sponsorlar bile bulmuştum Uludağ Üniversitemiz için.. Ama maalesef, devamını getiremedi hiçbirisi.. Hâlâ açıktır teklifim!..

Şöyle başlamıştım söze: Ölçülebilen bir dünya ve “insan ölçeğine”  kavuşmuş mekân...Yani MİMARLIK!.. Algılarımıza bağlı olarak, aslında sürekli değişen ölçüler ve kavramlar...Büyük;“kime göre, ne kadar?”  Küçük; ne zaman küçük?”. Güzel;“Öyle mi?..Yok canım çok çirkin!..”  Kesin yanıt verebilir, üstelik kanıt gösterebilir miyiz?  Neler biliyoruz onlar hakkında, ya da ne bildiğimizi sanıyoruz?.. Ben size bir sır vereyim: bir ömür süren meslek içi yaşantının kazancı olan “sezgilerimi”; “bilgi” saymazsam, hâlâ çok az şey!..

Bu soruyu, ülkemizdeki mimarlığın çok sağlıklı ve gelişmekte olan “gürbüz bir çocuk”olduğunu zannedenler, dehşet ve üzüntü ile karşılayacaklardır.. Onları sağlıklı yavruları ile baş başa bırakıp, gelin biz yaşadıklarımıza şöyle bir göz atalım.. Yani  esas başlığımıza gelelim  diyerek, sanırım dünyada ilk defa bir Mimarlık Laboratuvarı yani bir YAŞAM ATÖLYESİönermiştim eğitim sistemimize.. Dedim ya, hâlâ aldıran yok!..

1998’de yazdığım ve yine  Bilim ve Teknikdergisinde yayınlandığı için, yüzlerce gencin, ya okuyunca vazgeçtiği ya da karar verdiği bir makale haline gelen: “MİMARLIĞI MESLEK OLARAK SEÇMEK”başlıklı yazımda da: Soruyor çocuklarımız: Kime denir “MİMAR”?.. Ne iş yapar? Neye yarar?.. Gelin hem onlar hem kendimiz için sorgulayalım şu mesleği demiştim!..

Başarılı siyasetin “mimarı”oluyor. Bir spor zaferinin “mimarından” bahsediliyor. Hatta deniyor ki; Tanrı da evrenin “mimarıdır”!.. Farkında iseniz  Bir yapının “mimarını” kimse pek merak etmezken her toplumsal olgunun bir “mimarı”aranıp bulunuyor.. Anlatılmak istenen nedir sizce?..

Kendi adıma değil vallahi; “ÖVÜNMEK GİBİ OLMASIN!” diye devam etmiştim bir başka yazımda. Garip gelecektir belki!.. Ama dikkat edin, hep bir başarının, hep bir becerinin arkasındaki kişiye deniyor “Bu işin Mimarı” diye.. Yenilginin “mimarı” yoktur, zaferin vardır. Yâni savaşın değil, barışın “mimarı” olur. Siyasi bir çöküşün “sorumlusu” vardır ama, yükselişin “mimarından” söz edilir hep.. Bu açıdan bakınca  “sorumlu ve sevimli” bir kavramdır “mimarlık!..” Fakat ağır bir yük taşır.. Bir şeyin “mimarı” olabilmek için o şeyi başarmış olmak, adeta ön şarttır..                                                                                                                                                          

1-    İşlevi tanımlayan,

2-    Öncelikleri belirleyen,

3-    Olayı kurgulayan,

4-    Ve sonunda işi becermiş olan kişidir “mimar!..”

Toplumsal boyutta; insan için, insanca bir beceridir mimarlık.“İnsan”vardır içinde ve  onun adına bir başarı!..

Rahmetli eşim Âfet Erengezgin 2000 yılında mimarlık öğrencilerine, dillere destan “Temel Tasarım Dersi” vermişti Uludağ Üniversitesinde.. Web sitemizdeki görsellere ve ders içeriklerine göz atabilirsiniz. Şöyle demişti; MİMARİDE GLOBALLEŞME NEDİR? başlıklı yazısında ve temel bir açıklama olmuştu onun kaleminden: ”Önemlisiniz. Ama öneminizin, ne denli önemli olduğunuzun farkında değilsiniz!.. Öneminizin büyüklüğü kadar da sorumlusunuz. Bu sorumluluğun da yeterince farkında değilsiniz!..” Doğa, globalliğini korumaya çalışıyor. Yani özünü, bizim bozduğumuz global bütünlüğünü yeniden elden geçirme çabasında.. Bundan dolayı mühendislerimize de sesleniyorum. Sorun, denetim büroları açmak ile, varsayalım mükemmel denetleme mekanizmaları kurmak ile, daha da ileri gidiyorum, bilmem kaç şiddetindeki depreme dayanıklı mükemmel inşaat sistemleri oluşturmakla aşılacak boyutta değil tek başına.. Zira bu çağ, “bizzat doğanın”mükemmel yapısını korumak için giriştiği ve bildiğimiz bilmediğimiz tüm güçlerini kullanarak girişmekte olduğu “yeniden yapılanma”, globalleşme çağıdır.

Bence çok haklıydı ve üzerime de almıştım doğrusu sorumluluğu..Üç sene önce ise, bir mimarlık portalında artık dayanamayıp yazdığım ve iki ayı bulmadan beş bin kişinin okuduğunu söyledikleri “MİMARLIK NEDİR ALLAH AŞKINA?” başlıklı yazımda da verip veriştirmiştim.. Frank. L. Wright ustamın dediği gibi mimarlık, en kısa tanımı ile; “biçim haline gelmiş yaşamdı” aslında!.. Yani bizzat, yaşamdan sorumluyduk!.. Yoksa hayâtı, önce bizler mi ıskalamıştık?..

Birileri adına karar verirken, belki de ömür boyu giyecekleri bir elbiseyi, sadece kendi tercihlerimizle mi biçimlendiriyorduk yoksa?.. İnsanca ve özgür yaşamanın temel çözümlerini değil, medeniyet sandığımız her türlü bağımlılığın dayatmalarını mı sunuyorduk onlara?.. Moda eğilimlerin sarhoşluğundaki mimarlığı; hayatın özü olan işlevinden soyutlayıp, sadece ambalaj ile mi ilgilendik yoksa?..

Evet, ağır sorular!.. Ama yürekli davranıp yanıtları aramadan, yani okkalı bir günah çıkartmadan, bu meslekten ne bize hayır gelecektir ne de memlekete demiştim dört sene önce!..

Yine diyeceklerim var!.. Çünkü yıllardır, değişen hiçbir şey yok!.. Temel sorum şu olacak: Mimarlar gününde kutlanmayı hakkedebilmek için, önce mimar olabilmek lâzım değil mi?… Mimar olabilmek için de galiba önce; “insan”olabilmek gerek!.. Bu iki gerçek arasında nerede olduğunu bilebilenlerin; mimarlık günü de, yaşanmış yılları da, gerçekten kutlu olsun!..

Siyasetçiler günah keçisi oluverdi son zamanlarda!. Sütten çıkmış ak kaşık değiller elbet. Fakat bana sorarsanız, ülkenin şu perişan halinden, mimar ve hatta mühendis geçinenler ön sırada sorumludur!..

Dilimde tüy bitti: Enerji ve ekoloji bütünselliğinden, üretiminden ve kaynaklarından bîhaber, arsanın ne altını ne üstünü, ne yerini ne yönünü, ne de iklim değerlerini, kullandığı malzemenin ne ömrünü ne sağlığını ne kaynağını ne de çevresel yıkımını düşünmeyen, tasarımı yaparken de kendisini ressam sanan ve en önemlisi; aslında, kime ve kimlere hizmet ettiğini bilmeyenlere sesleniyorum!.. Bu acıklı sonuçtan ve mesuliyetten, ne okullar ve hocalar ne de “yıllardır kulakları pamuklu”,günlük siyasetten başka şey bilmeyen odalar, sıyırmasın derim kendilerini.. Hesap vakti gelmeden, benden söylemesi!.. Üslûbum gittikçe ağırlaşacaktır kalan ömrümde.. Çünkü maalesef, anlamayana sivri sinek saz gelmekte!..


Y. Mimar Çelik ERENGEZGİN
http://www.mirathaber.com/mimarlar-gunu-varmis-meger-8-5489h.html



Back To Top