18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Modern zekât modelinde yoksullukla mücadele yöntemleri

Bir sosyal devlet olan Türkiye, toplum ve aile hayatını tehdit eden yoksulluk sorunuyla mücadele etmek zorundadır. Haftalardan beri takdim ettiğimiz modern zekât modelimiz, bu sorunu kökünden çözecek niteliktedir. Modelimizde nisap miktarı (kefaf/muhtaçlık sınırı), Açlık Sınırının (AS’nin) ötesinde günümüz muhtaçlık ölçütlerinde kullanılan Yoksulluk Sınırı (YS) veya daha gelişmiş bir sosyal-refah ölçütü olan Asgari Hayat Standardı (AHS) kavramlarına dayanmaktadır.
Modern zekât modelinde yoksullukla mücadele yöntemleri
Modelimizde AHS (YS), hem nisap miktarı, hem de kifayet ile eşdeğer tutulmaktadır. Buna göre AHS’nin (YS’nin) altında kalan bir kişi, eski tabirle kifayete (yeterli mala veya gelire) sahip olmadığı için, (nispeten) yoksul sayılmakta, kazancı yetmediği için de zekât kaynaklarından yararlanma hakkına sahip olmaktadır. Yoksulluk Sınırı (YS) veya Asgari Hayat Standardı (AHS), ekonomik gelişmelere paralel olarak her yıl değişken olabilmektedir. Bu modeli uygulamak isteyen her devlet, iktisadî yönden gelişmişlik seviyesine göre zekâttan yararlanacak kesimler için, biri YS ölçütünden hareketle Nisap (1) veya AHS olmak üzere Nisap (2) seçebilir (Bkz. Bir önceki yazımızda yer alan koordinat sistemine).

Muhtaçlık Ölçütü Olarak Açlık Sınırı (AS)

Birinci derecede (mutlak) yoksulluk sınırı olarak da ifade edilen Açılık Sınırı (AS), hayatta fizyolojik olarak kalabilmenin asgarî bir sınırının olduğu varsayımına dayanmaktadır. Mutlak yoksulluk, insan haysiyetine yakışır bir şekilde temel ve zorunlu ihtiyaçların giderilememesi hâlidir. AS, genelde diğer sosyal kesimlerin hayat standardından bağımsız olarak belirlenmektedir. Birinci derecede fakir ve dolayısıyla mutlak anlamda yardıma muhtaç fakirler, genelde temel insanî ihtiyaçlarını (beslenme, barınma, giyinme) kendi güç ve gayretleriyle karşılayamamaktadır. Böyle bir duruma düşmüş olan bir kişinin, haricî yardım alamadığında, belli bir zaman sonra gayr-i ihtiyarî olarak ölüm riski ile karşı karşıya gelmesi de kaçınılmaz olacaktır. Hiçbir devlet, nisap miktarını (kifayeti) belirlerken, AS’yi baz almamalıdır. Çünkü AS, mutlak yoksulluğun önlenemez sonucu olarak yoksulluk sınırının çok altında sürdürülen insan onuruna yakışmayan sefil bir hayattır.

Yazının devamı için »»


Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/modern-zekat-modelinde-yoksullukla-mucadele-yontemleri-3-2455h.html


Back To Top