All for Joomla The Word of Web Design

Mossad’ın Hedefinde Hep Müslüman Bilim İnsanları Vardır

Düşen Etiyopya Uçağında İsrail İzi!

Geçtiğimiz günlerde Etiyopya Havayollarına ait bir yolcu uçağı, Kenya’nın başkenti Nairobi’ye yaptığı uçuş sırasında düşmüş ve 149 yolcu ve 8 kişilik mürettebat ölmüştü. Düşen uçakla ilgili yeni bir detay ortaya çıktı. Hayatını kaybedenler arasında Faslı Nükleer Fizik uzmanı Prof. Dr. Hasan Suyuti‘nin de bulunduğu öğrenildi. Konuyla alakalı Gazzeli bir araştırmacı sosyal medya hesabından uçağın İsrail tarafından düşürüldüğünü yazdı. Düşen uçağa ait görüntüyü paylaşan araştırmacı, uçağın üst kısmına dikkat çekerek, “Uçağın üst kısmına bakın, bu teknik bir hatadan değil. Bir patlayıcı tarafından (uçağa önceden yerleştirilmiş) havadayken patlatılarak uçağı düşürdüler,” dedi.

Mossad’ın Hedefinde Hep Müslüman Bilim İnsanları Vardır

İslâm dünyası, toplumsal karşılığı olan çok sayıda kaliteli bilim insanı maalesef yetiştiremiyor. Müslüman ismi taşıyan nitelikli bilim insanlarının önemli bir kesimi ise cazip tekliflerle Batı dünyasının üniversitelerinde veya araştırma kurumlarında istihdam edilmektedir. Bir başka ifadeyle İslâm dünyası, ümmetin birliğini ve güçlenmesini sağlayacak şuurlu bilim insanlarını yetiştiremediği gibi değişik tıbbî ve teknik alanlarda önemli ilmî açılımlar yapabilecek kapasitede olan âlimlerini de koruyamamaktadır. İşte mezkûr olayda da görüldüğü üzere henüz hangi sebepten ötürü düştüğü bilinmeyen uçaktaki Müslüman bilim insanlarının çokluğu dikkat çekicidir.

Bu köşeden daha önce de belirttiğimiz gibi İsrail’in gizli istihbarata teşkilatı MOSSAD, kendi geleceği için, bir tehdit olarak algıladığı bilhassa Nükleer Fizik alanında bilimsel çalışma yapan bilim insanlarını hedef almaktadır. Bunun için, Müslüman bilim insanlarının içinde bulunduğu ölüm olayları, şüpheli olarak sınıflandırılmalı ve çok dikkatlice incelenmelidir. Hemen şunu hatırlatmak isterim ki, istihbarat alanında tek sebepli basit çözümlerin bulunması mümkün değildir. Geçmişimize şöyle bir baktığımızda son hadise de aslında dramatik bir ibret malzemesi taşımaktadır. Âlimlerimize düzenlenen suikastların mahiyeti, rafine edilmiş bir seçme metoduyla tetkik edildiğinde İslâm düşmanlarının ortak ve kalıcı olan bazı stratejik niyetlerini okumamız mümkündür.

Peygamberimizin (sav) Tayin Ettiği Âlim Sahabiler Topluca Şehit Edilmişti

İslâm tarihinde yaşanmış acı hadiseleri anlayabilmek ve bunlardan ders çıkartabilmekte önemli bazı kavramlar vardır: Feraset ve ibret. Bu iki kavram, belki de hayatın ve tarihin iki önemli anahtar kavramıdır. Çok okumak ve bilmek ne kadar önemli ise hadiseleri iyi okumak yani ferasetle değerlendirmek ve bunlardan akıllı dersler çıkartmak ise daha önemlidir. İşte Peygamberimiz (sav) döneminde cereyan etmiş çok acı bir olay.

Benî Âmir Kabilesinin reisi Ebû Berâ, Peygamberimize (sav) topluca İslâm’ı kabul edeceklerine dair samimî gibi görünen şöyle bir teklifte bulunur: Ya Muhammed! Beni davet ettiğin din, pek güzeldir. Kavmim benim sözümü dinler. Eğer sahabilerinden birkaçını İslâm’ı öğretmek üzere gönderecek olursan, ümit ederim ki, dâvetini kabul ederler.” (Taberî; 3: 34). Peygamberimiz (sav), aslında sözü güvenilir olan Ebû Berâ’dan sahabileri için can güvenliklerine yönelik kesin teminat aldıktan sonra rivayetlere göre suffa ehlinden 40 bilgili sahabinin gönderilmesine müsaade etti. Ne var ki bir iki sahabi hariç, heyetin tüm üyeleri elleri silahlı kalabalık bir müşrik topluluğu tarafından şehit edildi. Sahabilerin son sözleri Allah’tan durumlarının Hz Muhammed’e (sav) bildirilmeleri idi.

Nitekim Hz. Cebrail, donanımlı sahabilerin selamını ve durumlarını Allah’ın Resulüne ulaştırdı. Selamlarına, “Aleyhimüsselâm” diyerek karşılık veren Hz. Muhammed (sav), ashabına dönerek müşriklerin kardeşlerini şehit etmek üzere olduklarını haber verdi. Şehit edilen sahabiler için mağfiret dilenirken, bu olaydan dolayı ötürü son derece üzülen Allah’ın Resulü (sav), haber aldığı gecenin sabah namazından başlayarak, her namaz vaktinden sonra bir ay boyunca bu acımasız müşrik toplumuna sesli olarak bedduada bulundu. Sahabiler de bu beddualara “Âmin” diyerek, destek verdiler (Ebû Davûd; Sünen, 2: 68). Peygamber ve sahabe duası hiç kabul görmez mi? Müşrik topluluğun yaşadığı bölgede kıtlık ve kuraklık hâkim oldu.

Netice-i Kelâm

Günümüz İslâm düşmanlarının niyetlerinin geçmişin müşriklerinkinden pek de farklı olmadığını söyleyebiliriz. Çağdaş müşriklerin Müslüman âlimlere yönelik hasmane tutumunun perde arkasında aslında İslâm’ın güçlenebileceği ve şirkin ortadan kalkabileceği korkusu vardır. Çünkü İslâm’ın dirilişini sağlayabilecek yegâne güç, hakikati izhar eden ilimdir. Şuurlu âlimlerimiz de bu ilmi, dünyaya yayacak kapasitedir.

Öyle ise şu tespit çok önemlidir. Teşhisin aciliyeti, çözüm stratejilerinin aciliyetini de ortaya koymaktadır. Doğru teşhis, isabetli çözüm üretimini de beraberinde getirir. İslâm ülkeleri ataletten kurtulmalı, şuurlu bilim insanı yetiştirme hedefi doğrultusunda ortak girişimlerde bulunmalı ve millî istihbarat teşkilatları bir çatı altında birleşerek, dış tehlikelere ve müdahalelere karşı önceden tedbirini almalıdır. Bu bağlamda müşterek sorumluluk şuuru ile İslâm ülkelerinde yetişen Müslüman bilim insanları özel olarak korunmalıdır. Müslüman âlimlerimizi şehit eden dış mihrakların baş elemanları da bizim bedduamızın pençesinde ezileceklerini hiç unutmamalıdır. Çünkü Allah, İslâm’dan yana olan sadece Müslümanların tarafındadır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir