11 Aralık 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Muhalefete saygı, hem demokrasinin, hem de islâm’ın bir gereğidir


Seçim standında gergin anlar

Bursa'nın merkez Yıldırım ilçesine bağlı Emirsultan Meydanı'nda seçim standı kuran İYİ Partililer ile bir grup vatandaş arasında kavga çıktı.
Muhalefete saygı, hem demokrasinin, hem de islâm’ın bir gereğidir
Olay, merkez Yıldırım ilçesi Emirsultan Meydanı'nda gerçekleşti. İddiaya göre, aynı meydanda seçim standı kuran İYİ Partililer ile vatandaşlar arasında yan bakma meselesi yüzünden kavga çıktı. Taş, sopa ve sandalyelerin havada uçuştuğu kavgada 6 kişi yaralandı. Yaralılar çevredeki hastanelere kaldırıldı. Olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, Çevik Kuvvet ekipleri güvenlik önlemi aldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.


MUHALEFETE SAYGI, HEM DEMOKRASİNİN, HEM DE İSLÂM’IN BİR GEREĞİDİR

Değerli okuyucularım;

24 Haziran 2018 tarihinde yeni cumhurbaşkanlık hükümet sistemi kapsamında ilk kez hem hükümeti oluşturacak cumhurbaşkanımızı, hem de değişik siyasî partilerin gösterdiği adaylardan münasip gördüklerimizi TBMM’ye milletvekili olarak göndereceğiz. Bu seçim, bu yönüyle bir ilktir. Ancak Türk halkı, sandığa ilk kez gitmiyor. Nitekim bu seçim, 27. dönem milletvekili seçimidir. Yani Türk halkının ekseriyeti, aksak da olsa demokrasinin gelişimiyle birlikte bu süreçte seçim kültürüne uygun olarak nasıl bir tutum ve davranış sergilemesi gerektiği hususunda tecrübe sahibidir.

Buna rağmen mezkûr haberde de görebileceğiniz gibi seçim arefesinde yine de şiddete varan bazı nahoş olayların yaşandığını üzülerek müşahede ediyoruz. Peki Türkiye’de neden seçimler, huzur ortamında sükunet içinde yapılamaz? Bu olumsuz havanın oluşmasında siyasetçilerimizin ve köşe yazarlarımızın kullandığı dilin, toplum nezdinde siyasî gerginliklerin oluşmasına ve yayılmasına sebep teşkil eden bir yönü var mıdır?

İktidarda olan veya ona kendini yakın hisseden bazı siyasetçilerimiz ve köşe yazarlarımız, Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçime katılma hakkını elde etmiş ve dolayısıyla sistem içinde meşru nitelik taşıyan bazı partileri veya oluşturdukları bir ittifakı kendi açılarından eleştirmektedirler. Yanlış icraatlarından dolayı muhalefetin iktidarı eleştirme hakkına sahip olduğu gibi elbette iktidarın da iktidarda kalabilmenin meşru müdafaasını yapabilmelidir. Ancak tasvip edilmeyen herhangi bir muhalif partiyi veya ittifakı, ‘Hak ile Batılın amansız hesaplaşmasında’ ‘şerli’ olarak lanse etmek, akabinde ona oy vermenin ‘münafıklık’, ‘Türkiye düşmanlığı’, ‘vatan hainliği’ veya “kahpelik” ile eşdeğer görmek, demokratik adabın ötesinde toplumsal kırılmanın oluşmasına zemin hazırlayan tehlikeli bir dildir.

Toplumsal barışın sağlanmasından sorumlu olan siyasetçiler ve kanaat önderleri, siyasî rekabet ortamında daha fazla oy devşirmek adına bu ayrıştırıcı dili kullanmalarına devam ettikleri sürece, partizanlığı meslek edinmiş bazı seçmenlerin radikalleşen söylemleri de kavga ortamını hazırlayacaktır. Bu siyasî gerginlik, her zaman fizikî anlamda şiddete yol açmasa da çoğu zaman eski dostlar arasında var olan muhabbetin de bitmesine sebebiyet verecektir. Kalplerde ve vicdanlarda gerçek anlamda hoşgörünün, sevginin ve merhametin yerleşmediği toplumlarda kamplaşmalar mukadderdir. Kültürel Müslümanlığın yol açtığı modern cehaletin bir versiyonu olan haricilik zihniyeti yeniden gün yüzüne çıkıyorsa, bunda iktidar hırsıyla söylenen ayrıştırıcı dilin de bir katkısı vardır.

Müsaade ederseniz vahim sonuçlar doğurabilecek küçük bir örnek vereyim. Bir öğrenci, takdir ettiği hocasının beklemediği bir partiden milletvekili adayı olduğunu öğrenir öğrenmez, hikmeti sebebini bilmeden ve merak etmeden kesin hükmünü verip hem hocasını yargılar, hem de arkasından güya şunu sorar: “Hocam; bizi sizi çok seviyorduk. Nasıl olur da siz o malum ‘KÜFÜR’ ittifakında yer alıyorsunuz?” O öğrenci, belki farkında değildir ama sadece ‘çok sevdiği’ hocasını değil, o ittifak içinde yer alan bütün adayları ve o ittifaka oy verecek olan bütün T.C. vatandaşlarını da tekfir etmiş olmuyor mu? Siyasetçilerin kullandığı radikal ve ölçüsüz dil sayesinde böyle bir algı, toplumun zihniyetinde yerini buluyorsa harici teröristlere de iş çıktı demektir. ‘Vurun şu kahpeye; öldürün şu kâfir adayı…!’ gibi barbarca sözler duyar gibiyim.

İlahiyatçıları Da Büyük Görevler Düşüyor

Bazı ilahiyatçılar ve İslâmî cemaatler, siyasî gerginlik atmosferini ortadan kaldırmaya ve herkesi sükûnete davet etmeye yönelik çaba göstermek yerine her nedense bir siyasî partiye veya adaya gizli veya açıkça taraf olduklarını beyan etme ihtiyacı duymaktadır. Demokratik bir sistemde bu tabiî ki onların tercihidir. Ama beyanlarında seçmenlerin farklı tercihlerine de saygı duyulması gerektiği noktasında ılımlı bir açıklama yapılmış olsaydı çok daha anlamlı ve faydalı olurdu.

Bu bağlamda siyasî tercihi ne olursa olsun ALİ RIZA DEMİRCAN hocamızın, toplumsal bütünlüğümüzün korunmasına yönelik samimî ve sağduyulu açıklamaları takdir-i şayandır. Muhalefete saygı, demokrasinin bir gereği olduğunu zaten biliyorduk. Ancak muhalefete saygının aslında İslâm siyasetinde de zaten var olduğunu ALİ RIZA DEMİRCAN hocamızdan öğreniyoruz. Aşağıdaki sözler; siyasete, ilim ve ahlâk kazandırmak isteyen ancak sorumlu bir münevverin ağzından çıkabilir:

“Yapılması dinimizin veya ilmî verilerin gerektirdiği muhalefete ihtiram gösterilmesi gerekir. Bizi Allah'a ve insanlara karşı sorumlu duruma düşürecek hatalar-günahlardan koruyabileceği için de yapılan muhâlefet için duâcı olunmalıdır. Meşrû muhalefeti önemsememek, iç bünyede onu disiplinsizlik veya otorite tanımazlık olarak görmek İslâm'a aykırılıktır. Peygamberi uygulamaları tanımazlıktır. Meşrû muhalefete yasak getirmeye kalkışan ölçü tanımazlara ve kendilerini vazgeçilmez sananlara itaat etmek azîm günahtır. Çünkü itaat yalnızca Ma'rûf olan işlerdedir. Bizdense övelim, değilse muhalefet edip yerelim anlayışı Münafıklıktır. Münafıkların yeri de cehennemdir.”

Bu anlamlı uyarıların devamını ve dinî gerekçelerini öğrenmek isteyenler, mutlaka aşağıdaki kaynaklara da müracaat etmelidir:

http://www.alirizademircan.net/muhalefet-de-islami-gorevimizdir-5-316h.html

http://www.mirathaber.com/ali-riza-demircan-bizdense-ovelim-degilse-muhalefet-edip-yerelim-anlayisi-munafikliktir-1-4072y.html

http://www.mirathaber.com/uyarici-muhalefet-farz-yikici-muhalefet-haramdir-47-662vbg.html

C. Hak’tan seçimlerin milletimize hayırlar getirmesini dilerim. Hepimizin müşterek arzusu, Hak ve Hukukun, millî birlik içinde sosyal barışın, adaletin ve dayanışmanın hâkim olduğu müreffeh bir Türkiye olmalıdır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/muhalefete-saygi-hem-demokrasinin-hem-de-islamin-bir-geregidir-5-4387h.html


Back To Top